Hiç korkmadım kendime güveniyorum

Hiç korkmadım kendime güveniyorum
Hiç korkmadım kendime güveniyorum
'Jin'deki oyunculuğu çok beğenilen Deniz Hasgüler, haftaya gösterime girecek bir başka Reha Erdem filmi 'Şarkı Söyleyen Kadınlar'da da başrolde. Üniversiteye hazırlanırken bir yandan da Ankara'da bir mağazada çalışan Hasgüler'e telefonla bağlandık.

Şu sıra neler yapıyorsunuz Ankara ’da?
Bir taraftan üniversiteye hazırlanıyorum bir taraftan da çalışıyorum.
Nerede çalışıyorsun?
İki yıl moda ve tasarım okudum. Şu sıralar ünlü bir markanın mağazasında çalışıyorum. Arkadaşlarım vardı orada, onlar önerdi. Güzel gidiyor.
Lisede müzik okumuşsun. Üniversitede ne okumayı düşünüyorsun, oyunculuk mu?
Müzik de olabilir, moda ve tasarımla ilgili de. Ama iki film deneyiminden sonra oyunculuk daha ağır basıyor.
Reha Erdem’in önceki filmi ‘Jin’de başrol oynadınız. Reha Erdem sizin için “Televizyonun karşısından kaldırıp, kameranın karşısına geçirdim?” diyor. Nasıl oldu?
Ben de hiç beklemiyordum. İlk olarak kuzenimden bir telefon gedi, tatildeydim. Kuzenim Reha Erdem’in asistanı. “Reha Erdem’in bir projesi var. Oynamak ister misin, düşünür müsün?” diye sordu. Benim küçüklükten beri amatör olarak oyunculukla uğraştığımı biliyor. Aklına ben gelmişim. Ankara’ya geldiğinde birkaç deneme çekimi aldı, fotoğraflarımı çekti ve Reha Erdem’e gösterdi. O da “Gelsin, bir tanışalım” demiş. İstanbul ’a gittim, görüştüm, kendisi de çekti fotoğraflarımı. Ardından Ankara’ya döndüm. Bir hafta sonra “Deniz, seçildin” diye telefon geldi. Ben tabii çok mutlu oldum, havalarda uçtum. Böyle başlamış oldu.
Neden sizi seçtiğiyle ilgili ne dedi size Reha Erdem?
Karakter bir Kürt kadını olduğu için böyle kalın kaşlı, kalın dudaklı, hafif esmer bir kadın tipi arıyordu. Uygun buldu herhalde Reha Bey.
Peki, becerebilir miyim diye korku yaşadınız mı?
Korku yaşamadım açıkçası. Çünkü zaten her zaman bu işi istiyordum ve yapabileceğime inanıyordum. Güveniyordum kendime. Şöyle bir şey oldu. Çok heyecanlandım, nasıl olacak, nasıl bir süreç geçecek başımdan diye...
Reha Erdem de rahatlatmıştır sizi...
Kesinlikle. Reha Erdem gibi biriyle çalışmış olmak inanılmaz şans. Harika bir şey. Çok şanslı hissediyorum.
Sinemaya da meraklı mıydınız?
Evet. Çocukluğumdan beri sanatla hep iç içe büyüdüm. Ailem beni hep hafta sonları kurslardan kurslara götürdü. Ankara Belediyesi’nin tiyatro kurslarına gittim. TRT korolarında yıllarca koristlik yaptım. Okul öncesi Bilkent Üniversitesi’nde kulak eğitimi aldım. İki yıl moda tasarım okudum. Ama şu an oyunculuk ağır basıyor.
Jin’deki oyunculuğunuz çok beğenildi. Ondan sonra teklifler gelmedi mi? Dizilerde yoksunuz. Siz mi tercih etmiyorsunuz? Ankara’da yaşamanız zorluk yaratıyor mu?Menajerim var, Özlem Durak’la birlikte çalışıyoruz. Birkaç görüşmem oldu. Hatta film vizyona girmeden teklifler geldi ama Reha Bey ‘Jin’le beraber tanınmamı istediği için onlara olumlu cevap veremedik. Şu sıralar da birkaç görüşmem oldu. En son bir görüşmeden cevap bekliyorum. Sık sık İstanbul’a gidip geliyorum. Ankara’da yaşamam pek etkilemiyor açıkçası. Zaten ciddi bir proje olduğunda ailemle beraber İstanbul’a yerleşeceğiz.
Peki, ‘Jin’de gerilla Kürt kızını oynama fikri bir tedirginlik yarattı mı?
Hiçbir tedirginlik yaratmadı gerçekten. Teklif geldiğinde acaba nasıl olur diye tek bir şüphe bile geçmedi aklımdan. Sadece nasıl oynayacağımın heyecanı sardı beni. Sonuçta eğer gerçekten bu işi istiyorsam ne karakter gelirse oynamam gerekiyor.
Instagram’da paylaştığınız Anıtkabir fotoğrafı çok ti’ye alındı sosyal medyada. Neler hissettiniz?
Açıkçası pek beni ilgilendirmiyor, umrumda değil. Çünkü Instagram zaten anlık fotoğraflarımızı paylaştığımız bir mecra. O gün de özel bir gündü. Ben de oradaki o atmosferi paylaşmak istedim. Ben oraya Atamızı ziyarete gittim ve o anı paylaşmak istedim. Herkes kendi fikrini açıkça beyan edebilir. Orası beni ilgilendirmiyor.
Reha Erdem’in sinema dili zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. İlk hangi filmini izlediniz, ne hissettiniz?
Dört yıl kadar oluyor, ilk ‘Beş Vakit’i seyrettim. Çok değişik gelmişti. Her zaman izlediğim filmler gibi değildi. Zaten Reha Erdem’in filmlerinde oynadıkça kendisini daha iyi tanımış oldum. Tarzını. Tam bir sanat filmi fazla konuşma yok. Gerçekten izlemek isteyen, onu anlamak isteyen insanlara hitap eden filmler.
‘Jin’de Reha Erdem sizi çok beğenmiş olacak ki ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’da da başrollerden birini size verdi. Nasıl bir süreçti?
Dört ay arayla çekildi iki film. Ben ‘Jin’ çekildikten sonra bir yandan da okuyordum moda tasarım bölümünde. Okul zamanıydı, bir telefon geldi yine kuzenimden, “Reha Bey, tekrar seni görmek istiyor” diye. Ben yine havalarda uçtum, gururlandım. Hem filmi hem okulu aynı anda yürüterek güzel bir maceralı serüvene girmiş oldum.
‘Jin’de tektiniz ama ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’da Binnur Kaya gibi büyük oyuncularla beraber çalıştınız. Nasıl bir deneyimdi, neler hissettiniz?
Harika bir deneyimdi. Başarılı, tanınan oyuncularla oynamak ayrı bir haz, gurur verdi. Çok güzel bir ortamdı zaten. Çok sevdiler beni. İyi anlaştık. Arkadaş gibiydik. Binnur Hanım ile inanılmaz eğlendik. Zaten komik biri kendisi.
‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’, pek çok şeyi metaforlarla anlatıyor zor bir film. İzlediğinizde filmin hangi duygusu çekti sizi?
Sorunları olmasına ve zor şartlara rağmen kadınların hâlâ yaşama sevinciyle dolu olması, ayakta kalması, güçlü olması. Kadının kendini ispat etmesi, kendini göstermesi...
Filmin karanlık atmosferinden etkilendiniz mi?
Kesinlikle etkilendim. Bazen içimin sıkıldığı, kaygı duyduğum, endişelendiğim anlar oldu. Gerçekten sanki ben Büyükada’ya gelmişim, kurtulmaya çalışıyorum. Gerçekten kalbimin çarptığı, heyecanlandığım anlar oldu. Çok garip bir psikolojiydi.
Böyle sanat filmlerinde oynamanız arkadaş çevrenizde nasıl karşılıyorlar? Dalga geçiyorlar mı sizinle bazen?
Hayır. Kesinlikle dalga geçmiyorlar. Hatta şöyle bir şey var; çok ağır ve psikolojik bulduklarını söylediler. Dün arkadaşlarımla beraberdim, biri ‘Jin’i izlemiş, ‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’ın fragmanını izlemiş. Ne kadar ağır ve psikolojik bir film olduğunu söyledi. Eleştirdi. Aynı zamanda da çok dikkat çekici olduğunu söylediler.
İki filmde de çok konuşmayan karakterleri oynuyorsunuz. Çok konuşan bir rol gelirse tedirgin olur musunuz?
Hayır asla olmam. Bu filmlerde fazla konuşma olmaması diğer gelecek dizi ya da filmlerde bunu yapamayacağım anlamına gelmiyor. Konuşmanın olmaması daha da zor. Çünkü duygularınızı mimiklerinizle yansıtmanız gerekiyor. Her ikisini de yapabilirim.
Filmde garip hareketler yaparak bilmediğimiz bir dilde şarkı söylediğiniz sahneler zor muydu, yönetmen nasıl oynamanızı söyledi.
Zor değil rahatlatıcıydı. O sahneleri çekerken bayağı eğlendik. Reha Bey de bizimle eğleniyordu. O da bizimle aynı hareketleri yaparak gösteriyordu hatta. Eğlenin diyordu. Yaşayın, tadını çıkarın diyordu. Biz de öyle yaptık. Rol değildi yani oradaki sahne gerçekten eğlendik.
Her iki filmde de karakterlerin hikâyesi size çok uzak tipler olsa gerek. Nasıl özdeşlik kuruyorsunuz karakterlerle?
Yönetmenin katkısı çok büyük. O sizi yönlendiriyor, rahatlatıyor, motive ediyor. Çok klasik bir cevap olacak belki ama hem senaryoyu okuduğumda hem de karakteri canlandırmaya başladığım anda gerçekten kendimi oynadığım karakterde hissediyorum.
‘Şarkı Söyleyen Kadınlar’da canlandırdığınız Meryem karakteri erkeklerin arzu nesnesi. ‘Jin’de benzer durumlar vardı, erkekler tarafından tacize uğruyordu. Sen de genç bir kadınsın, gerçek hayatta böyle rahatsız edici durumlarla mücadele etmek zorunda kalıyor musunuz?
Kalıyorum ama filmlerdeki karakterler kadar değil tabii. Yaşadığımız coğrafya itibariyle tabii ki kadın olmak zor. Bir şekilde kendinizi savunuyoruz, koruyoruz. Korumak zorundayız.