Hiç tenis oynayan şehzade gördünüz mü?

Hiç tenis oynayan şehzade gördünüz mü?
Hiç tenis oynayan şehzade gördünüz mü?
#Tarih dergisinde Yiğit Köseoğlu imzasıyla yayımlanan haberde bir şehzadeyle tanışıyoruz: Bugün 75 yaşında olan Osman Selaheddin Osmanoğlu finans sektöründen emekli. Osmanoğul Wimbledon kortlarında raket sallamış, sıkı bir tenisçi...

Osman Selaheddin Osmanoğlu bugün 75 yaşında olan bir şehzade. İkinci Dünya Savaşı döneminde,
Osmanlı Hanedanı mensubu bir ailenin oğlu olarak İskenderiye'de dünyaya gelen Osmanoğlu bugün emekli bir finansçı ve eski bir tenisçi. " Hayat bana her şeyi altın tepside sunmadı, hem çalıştım hem okudum..." diyen Osmanoğlu'nun kısa portresi #Tarih dergisinin mayıs sayısında yer aldı. Yiğit Köseoğlu'nun haberini aktarıyoruz:

Avrupa’daki Osmanlı hanedan mensuplarından savaşın yaklaştığını görenler Mısır’a yerleştiler. Ellerinde, ünvan hanesinde 'prens ya da prenses hazretleri', milliyet hanesinde Osmanlı yazan Fransız pasaportları vardı. Ben İkinci Dünya Harbi’nin başlarında İskenderiye’de doğdum. Gittiğim İngiliz okulu Ortadoğu ’nun elit okuluydu. Libya kralı Senusi ile son Arnavutluk kralı Ahmed Zogo’nun oğulları, Irak kralı Faysal oradaydı, Ürdün kralı Hüseyin, son Bulgar kralı, çocuk kral Simeon iyi arkadaşlarımdı. Simeon yarım asır kadar sonra ülkesine dönüp başbakan oldu, bu da tek örnektir tarihte… Ben hem okulda iyiydim hem de binicilikte, teniste derecelerim vardı. Ama 1952’de ailece ikinci travmayı yaşadık. Kral Faruk, Abd-ül-Nasır tarafından devrildi. Gözden düştük, finansal desteğimiz kesildi.        
12 yaşındaydım, beni hep spora teşvik eden babam artık biniciliğe devam edemeyeceğimi söyledi. Ama Fransız hocamın gönlü biniciliği bırakmama razı olmadı, onun atlarına binmeye, kupalar kazanmaya devam ettim. Ta ki 1956’da Süveyş krizi patlayana dek. Bu üçüncü travamamızdı. Fransızlar artık düşmandı, sınırdışı edildiler. Biz de Fransız pasaportluyuz, Türk ve müslüman olduğumuzu zor anlattık ve Mısır’da kalabildik.  Ben 18 yaşında İngiltere’ye gittim. Hem çalıştım, hem okudum, ekmek elden su gölden yaşamadım. Finans sektöründe başarılı bir kariyer yaptım, teniste ulusal veteran şampiyonalarda Wimbledon kortlarına çıktım. Dolu dolu bir hayatım oldu, her şeyin altın tepside sunulduğu bir şehzade yaşamına hiç özenmedim…”