'Hiçbiryer'in düş müziği

'Hiçbiryer'in düş müziği
'Hiçbiryer'in düş müziği
Önceki işlerini görmezden gelenlerin bile L. Pierre'in dördüncü albümü ve en büyük sürprizi 'The Island Come True'nun büyüsüne vâkıf olmamaları imkânsız gibi.

SEDA NİĞBOLU
twitter .com/sedanigbolu

Eşine pek rastlanmamış bir kara mizah-melankoli karışımıyla 90 ortalarından itibaren 10 yıl kadar bol dumanlı ve ıssız gecelere eşlik etmiş Arab Strap’in üyelerinin benzer bir yolu bir daha izlemeyecekleri muhakkaktı. Yine de kimse bu anlatı odaklı ve çok kişisel müziğin sahiplerinin solo projelerinde sapacakları yolların böylesi farklılaşacağını ve Arab Strap’te paylaştıklarından çok daha fazla sırrı barındırdıklarını öngörmüyordu. Monotoni ve iç sıkıntısı Arab Strap’te yaratıcı kaynaklarken ikilinin solo kariyerlerinde sürekli durdukları noktadan bunalıp başka yerlere gitmelerine yol açtı. 

Hüzün, zarafet, sükûnet 

Malcolm Middleton bugünün gitar müziğinde az bulunur kaygısızlık ve samimiyetteki albümlerinde Aidan Moffat’tan etkileyici şekilde şarkı söyledi önce; sonra ‘Human Don’t Be Angry’ ile dümeni kırıp tamamen seslere adadı kendini. Arab Strap’in anlatıcısı Aidan Moffat ise Lucky Pierre ile sözleri tamamen bırakarak seslere yöneldi. Her ikisinin de hak ettikleri şekilde kadri kıymeti bilinmedi ama önceki işlerini görmezden gelenlerin bile -yeni adıyla- L. Pierre’in dördüncü albümü ve en büyük sürprizi ‘The Island Come True’nun büyüsüne vâkıf olmamaları imkânsız gibi. İsmini Peter Pan’in ‘Hiçbiryer’i keşfettiği bölümden alan ‘The Island Come True’nun sinematik hatta edebi tadı bugüne kadar organik bir elektonika ile minimal bir ambient arasında gidip gelen Lucky Pierre albümlerinin hiçbirine benzemiyor. Albüm neredeyse tamamen saha kayıtları, radyo sample’ları (parçalardan biri adını John Carpenter’ın ‘The Fog’undaki radyo istasyonundan alıyor), bulunmuş sesler ve klasik eserlerden alıntılardan müteşekkil ve eskiymiş gibi tınlamaya çalışmadan bulanık rüyalara yakın bir nostalji ve zamanda kaybolmuşluk hissi yaşatıyor. Bugünün müziğinin temiz, klinik ve mükemmel seslerini değil yıpranmış ve tarihi olan müzikleri sevdiğini söylüyor Moffat ve çağdaş akımlara ve kendi dünyasının dışında süregiden tempoya sırtını dönen bu albümle yaptığı tam da bu. Son dönemlerde duyduğumuz hemen her şeyden daha ince bir hüzün, zarafet, düşsellik ve sükûnet barındıran bu albümü dinlemek kendinize bir müzik kutusu satın alıp kafanızdaki görüntülerle baş başa kalacak zamanı hediye etmek gibi.


    ETİKETLER:

    Twitter

    ,

    Müzik

    ,

    Hediye

    ,

    Mizah

    ,

    radyo

    ,

    klasik