Hikâyenin devamı 'Malum'

Hikâyenin devamı 'Malum'
Hikâyenin devamı 'Malum'

Hakan Günsoytrak, Malum sergisinde memleketin trajikomik durumlarına lokal anestezi yapıyor!

Haber: SİBEL ORAL - sibelo@gmail.com / Arşivi

Beton, kuyu, tünel, ironi ve boşluk aklıma gelen ilk kelimeler oluyor “‘Malum’ Lokal Anestezi” sergisinden çıkıp serginin ressamının, yani Hakan Gürsoytrak’ın atölyesine doğru giderken. Uzun süre karşısında durduğum ‘Arzu’, ‘Kamu Görevi’, ‘Tünel’ ve ‘Kayıpsın Diyorlar’ adlı resimleri konuşmak istiyorum. Aslında resimler anlatıyor, gösteriyor. Gürsoytrak “Yorum izleyicinin” diyor.
Aslında zor değil. Mesela ‘Kamu Görevi’ adlı tablo. Resmi bir erkân var. Saydım, 94 takım elbiseli ve devletin çok belli ki önemli insanları bunlar. U şeklinde dizilmişler, ortaları bomboş. Belli ki birini karşılamayı bekliyorlar. Ortalarındaki alan, yani resmin odak noktası bomboş; beyaz zemin, parlak, tertemiz. Kamusal bir alan burası. Bekledikleri kişi merdivenlerden inip o boş alana gelecek. Alkışlanacak, el sıkışılacak, kutlanacak. Peki ama kim ve neden? İpucu vereyim; bir valiyi bekliyorlar. Yorum sizin…
Arzu adlı tabloda ise birkaç adam Arzu isimli bir sandalın üzerinde teslim olmuşcasına ellerini kaldırıyorlar. Belli ki bir tehdit var.
Hakan Gürsoytak’ın atölyesine gittiğimde masaların üzerine baktım. Tonla arşiv var. Gazete arşivleri. Kesilmiş, bir kenara ayrılmış haberler . Bazıları o kadar eski ki kâğıtları sararmış erimiş. “Bunlar niye” diye soruyorum, “Arşivin parçaları” diyor. Farklı tarihlerde çıkmış, birbirinden farklı haberleri bir araya getiriyor sanatçı. Ama ne sadece üçüncü sayfa, ne politika. Hepsi. Aralarında spor haberleri bile var. Fotoğraflı bir haber kupürünün altında ki haber metnini çekip aldığınızda o fotoğraf zaten bir şey söylüyor, bir imgesi var diyor. Ve sonrası Gürsoytrak’ın fırçasına, tahayyül gücüne ve zamana kalıyor.
Sergide dikkatimi çeken iki tablo daha var; biri ‘Tünel’, diğeri ise ‘Kayıpsın Diyorlar’. ‘Tünel’de betonun çirkinliği var ama tabloya uzun uzun baktığınızda renk geçişlerinin, ters ışığın verdiği derinliği görüyorsunuz. Bir kadın ve bir adam tünelin önünde durup o karanlığa bakıyor. Ve tabii siz de onlara eşlik ederken o derinlik duygusuna kapılıyorsunuz.
‘Kayıpsın Diyorlar’ ise ‘% 100 Barış’ sergisi için yapılmış. Diyarbakır’da da sergilenen bu tablodaki kuyuya uzun uzun bakın. Cumartesi Anneleri’ni hatırlayın. Göğüslerine dayadıkları çocuklarının fotoğraflarını yıllardır bize gösteriyorlar. Bu tabloda annenin sırtı bize dönük, dipsiz karanlık kuyuya bakıyor, orada arıyor belki de çocuğunu. İki yanında ise iki servi ağacı ve her ikisinin tepesinde de birer kuş. Servinin mezarlık ağacı olması, beyaz kuşların ise özgürlük ve barışı temsil ediyor olması onların tabloda olma nedeninin göstergesi. Tabloya adını veren aslında bir kitap . İ. Babaoğlu’nun kaçırılıp katledilen gazeteci kardeşi için yazdığı ve yasaklanan bir kitap. Yazılanı da yazanı da kayıp. Yayıncısı ise uzun süre mahkeme salonlarından çıkamadı. Unutmadan; Radikal’in ‘Saraydan taht kaçırma’ haberinin tablosu da bu sergide.
Hikâyenin devamı izleyicide. Yalnız acele edin; Evin Sanat Galerisi’ndeki bu sergi için son gün 30 Mayıs.