'Hile Yolu' Hrant'ı katleden mekanizmanın filmi

'Hile Yolu' Hrant'ı katleden mekanizmanın filmi
'Hile Yolu' Hrant'ı katleden mekanizmanın filmi
'Hile Yolu' filminin senaryo yazarı ve yönetmeni Ersin Kana hayalet misali bir şahıs, ara ki bulasın. Geçmişe dayanan bir hukukumuz olduğundan kendisini iyi tanırım. Filmini bahane edip bir araya geldik.
Haber: BERRİN TEKDEMİR / Arşivi

Epey küçükken nedenini şimdi hatırlamadığım bir şeyden korkmuştum. Ve babama enselendim. “Korktun mu?” dedi. Utanarak başımı önüme eğdim. “Aferin!” dedi. Şaşkın şaşkın baktım yüzüne. “Korkmayı bileceksin. Neden korktuğunu anlayacaksın. İyi korkacaksın. Cesur insanlar korkmayı bilenlerden çıkar, unutma” dedi. Unutmadım. Onlarla tanışacaktım.
Bu girişten de anlaşılacağı üzre ‘romantik’ biriyim. Neyse ki ‘üzgün değil öfkeliyim’. Hepimizin içine doğduğumuz ailelerimiz var. Bir de seçtiklerimiz, bizi çoğaltan, anlamlandıran, varlığımızı bütünlediğimiz... Sadece kan bağımız olanlarla değil, bizi kuşatan bütün bir âlemin parçası olduğumuzu hissettiren insanlar. Şahsiyetimizin koordinatlarını verirken referans aldığımız, ‘benim insanım’ dediklerimiz... Hrant Dink’i şahsen tanıyamadım. Fakat o benim ‘ailem’di. Babamın bahsettiği insanlardandı. Sonuçlarını öngörerek, bile isteye bir yola girdi. Yabanıl bir ‘kan’ davasını bitirmek istedi. Hem de en çok onu acıtan, kanatan bir davayı... Ve olanlar oldu. Yabanlar yine bir insan güzelini aramızdan aldılar. Hrant Dink uzun zamandır başımıza gelen en güzel şeydi. Varlığı şaşmaz bir vicdan pusulasıydı adeta. Yokluğu ise memleketin kara deliği oldu.
Malumunuz Hrant Dink cinayetini aydınlatabilecek bazı görüntüler sırra kadem bastı. “O görüntülerde ne vardı?” sorusu halen toplumsal vicdanın orta yerinde duruyor. Yakın zamanda vizyona giren ‘Hile Yolu’ filmi bu soru etrafında kurgulanıyor. Filmin senaryo yazarı ve yönetmeni Ersin Kana’nın adına Beşiktaş Çarşı Grubu’nu anlattığı ‘Asi Ruh’ belgeselinden aşina olanlarınız vardır. Zat-ı muhterem hayalet misali bir şahıs, ara ki bulasın. Geçmişe dayanan bir hukukumuz olduğundan kendisini iyi tanırım. Ersin de benim ‘ailem’dendir. Eskilerin tabiriyle ‘arkanı dönebileceğin’ adamlardan. Arkadan vuranların dünyasında az şey mi? Filmini bahane edip bir araya geldik. Verip veriştirme mesailerimizin aksine edebimizle iki kelam ettik. Tek bir ricası vardı, bu röportajda fotoğrafının kullanılmasını istemedi. Affınıza sığınarak ricasını yerine getiriyor ve sizi muhabbetimize davet ediyoruz...
‘Hile Yolu’ için Hrant Dink cinayetinin filmi demek istiyorum ama tam da öyle bir film yok karşımızda. Nasıl tanımlarsınız?
‘Hile Yolu’, Hrant Dink filmi değil ama Dink tam da bu filmin merkezinde, kalbinde yer alıyor. Bu filmin tetikleyici nedeni. Cinayetin kayıp görüntüleri, görgü tanığının bahsettiği iki adam… Kimdi onlar? Neredeler ve daha başka hangi işleri tezgâhlıyorlar? ‘Hile Yolu’, Dink’i de katleden mekanizmanın filmi. O mekanizmayı anlatarak, anlamanın derdinde bir film. Hep söylüyoruz, ölenlerin tarafında durarak katilleri anlatmak istedik.
Yanlış anlaşılmaya da müsait bir durum ama...
Bu dönemde her şey öyle değil mi? Sen bir şey anlatırsın ama söylediğine herkes kendi penceresinden bakar. Filmin ne anlatmak istediğinle gerçekten ilgilenen izleyiciye de yol gösteren fikirler sunar. Eğer istemezse kısır bir cümleyle işin içinden çıkar. ‘Hile Yolu’ yanlış anlaşılamayacak kadar açık bir film. Mesajı gayet net. Kameranın durduğu yerden hikâye akışına, diyaloglarına kadar. Bu bir kontrgerilla hikâyesi. Hrant’ı ve daha yüzlerce insanı katleden mekanizmanın hikâyesi. Ama kabul ediyorum, günümüzdeki kısır tartışmalarla ele alan çok olacaktır, oluyor da. Ama bu tartışmalar bir gün biter, film kalır. O zaman bu filmin ne anlattığı daha berrak konuşulur.
Filminin içeriğine uygun bulduğun için mi politik gerilim yapmayı tercih ettin?
Evet, bu türü seviyorum. Ama sırf bu yüzden ‘Hile Yolu’nu politik gerilim türüne ait bir film olarak yapmadım. Bu film böyle olmalıydı. Bu yüzden meseleyi de Hrant Dink üzerinden anlatmadım. Cinayetin bir parçasının iki yıl sonraya etkileri üzerinden anlattım. Belki ticari olarak hatalı bir iş yaptım, daha ajitatif bir şey çıkarabilirdim ortaya ama bu meselelere soğukkanlı bakmak gerek. Kim iyi, kim kötü ve daha önemlisi bu kötülüğü kim organize ediyor? Bunu anlatmak önemliydi. ‘Hile Yolu’ benzerleri gibi sondan başa doğru anlaşılacaktır.
Hrant Dink senin şahsi tarihinde nasıl ifade buluyor? Memleketin tarihiyle kişisel tarihlerimiz arasında bir paralellik görür müsün?
Hrant Dink’i gerçek anlamda yargılandığı dönemde takip edebildim. Katıldığı birkaç TV programında kana susamış gibi saldıranlara karşı düşüncelerini anlatmaya çalışıyordu. Öldürüleceğine gene de ihtimal vermemiştim. Büyük bir saflık işte bizimkisi. 19 Ocak günü şöyle düşünmüştüm; bu bir sarmal. Hep başa dönen bir şey. Bu insanlar olanı biteni değiştirmeye çalıştıkça, hedef haline geliyorlar. Ve değiştirmeye çalıştıkları şey onları yok etmek isteyen bir silaha dönüşüyor. Hrant Dink’i tanımıyorum ama bir yandan çok iyi tanıyorum. Onun yerine kendimi koyabilme meselesi var. Kişisel tarihimiz ve memleket tarihi dedin ya.. İşte sana memleketin tarihi. Hrant Dink ve yüzlerce örnek... Kendi evlatlarını yemenin tarihidir memleketin tarihi...
Filmin sonundaki kızın, görgü tanığının çarptığı kişi sen olsan... Ne yapardın hiç düşündün mü?
O anda orada olmak, cinayeti görmek ya da olmaması için belki bir hamle yapmak... Bilmiyorum. Böyle şeyleri sonradan düşünmek, şöyle davranırdım demek çok gerçekçi gelmiyor bana. Kahramanlık yapmayı hepimiz gözlerimizi kapadığımızda hayal ederiz ama gerçekler için o anı yaşamak gerek. O andaki ruh halimiz bile belirler. Belki de o an kafamda başka şeyler olurdu ve anlamazdım bile neler olduğunu. Sonra ömür boyu kendini ye bitir.
Son olarak... Ken Loach’un şu minvalde bir tespiti var: Bir filmin meselesi ne kadar muhalif olursa olsun sen yönetmen olarak setinde bunun devamı bir ahlak ve etik oluşturamıyorsan... Söylediğin söz anlamını yitirir diyor. Ne dersin?
Şimdi Ken Loach gibi bir ustanın yanında benim sözümün ne anlamı olur bilmiyorum. Oradan buraya birlikte çalıştığım isimler var. Ama daha yeni yürüyoruz. Koşarken neler olacak bilmiyorum. Ama ‘Hile Yolu’na hazırlanırken bir disiplinimiz tabii ki vardı. ‘Hile Yolu’ bir misyon filmi değil ama Hrant Dink adına saygı duyan insanların bir araya geldiği bir ekibin filmi.