Hırslanınca cırmalayan heyvan nedir?

Hırslanınca cırmalayan heyvan nedir?
Hırslanınca cırmalayan heyvan nedir?
Haber: Pişo - pisokedi@gmail.com / Arşivi

PİŞO’NUN GÜNLÜĞÜ
Sıcaklardan hep beraber buhar olmak üzereyiz. Kiraz’a dalaşamıyorum bile, tüy yumağı kız, sıcak bastırıyor. Birbirimize değmeden uyumaya çalışıyoruz. Adam da bir klima almıyor şu eve. Birkaç kere söylemeye çalıştım, anlamamazlıktan geldi. Sonunda çizip vereceğim. Aslında şu pervane gibi olanları seviyorum. Onlara asılıp dönmek çok zevkli olabilirdi. Lunaparka gitmiş gibi...
Doğrusu bu eve biraz hareket gerekiyor. Bütün gün öööle oturuyoruz. Mesela bir odayı oyun odası olarak düzenleyebilirler. Bizim tünememiz için yapay dallı bir ağaç, bir salıncak, kum havuzu, tahterevalli, tüneller vs. Niye böyle şeyler imal etmek kimsenin akılına gelmiyor bilmem. Girişimcilerin kulağına kar suyu kaçıralım (Ay, kar dedim de ne güzel, buz gibi).
Bir tek su havuzu istemem. Adam biz serinleyelim diye (Ama daha çok kıllık olsun diye) kafamıza buz, su atıp duruyor. Hiç sevmediğim bir şey. Kadın sıcaklarda sürekli köpeği Simit’i yıkayıp sonra hızını alamayıp bize de bulaşıyor. Ama daha beni taramayı bile başaramadılar. Zor yıkarlar. Öyle bir cırmalarım ki!
Cırmalarım dedim de geçenlerde Azeri kanalında bir çocuk programına denk geldim. Bilgi yarışması. Soru şu (Aklımda kaldığı kadarıyla): Hırslanınca cırmalayan heyvan nedir? Cevap: Pişik.
Pişik süper bir kelime. Pişo’ya da benziyor. Eve yeni bir yavru kedi gelirse adını Pişik koyacağım. Azerice dinlemeyi çok eğlenceli buluyorum valla. Herhalde onlar da bizim Türkçe’yi dinlerken bayağı eğleniyorlardır.
Bu sıcaklarda yaşadığımız bir değişim de iştahımızın kesilmesi oldu. Evde hemen hemen kimse bir şey yemiyor. Ben de susatan kuru mamaları yemek istemiyorum. Ton balığı verirlerse ne âlâ. Geçenlerde yoğurt denen şeyden verdiler. O da hoşuma gitti. Şimdi yoğurt bittiğinde kabını bana veriyorlar, içini sıyırıyorum. Bizim adam da akşama kadar sadece meyve yiyor. Diyet muhtevası: Meyve+sigara. O da eridi iyice.
İştahında en ufak azalma olmayan tek kişi kadın. O aynı hızla, ne bulursa yemeye devam ediyor. Geçen gün eve dondurulmuş lahmacun getirmişti. Pes dedik hep beraber.
Bu haftalık da bu kadar. Yaxşı yol.
Pişik...

***

Acar muhabir Pişo’dan haberler

* Bolu’dan son dakika!
Hayvanseverler geçtiğimiz hafta Bolu Barınağı’nda çekilen fotoğraflarda uyuz, hasta çok sayıda köpek olduğunu tespit etmişlerdi. Telefon yağmuruna tutulan barınak yetkilileri yapılan uyarılara cevap vermedi. Hayvanseverler bu hafta başında tüm hasta hayvanların yok edildiğini fark ettiler. Let’s Adopt, Bolu Belediye Başkanı’na sorumluları cezalandırması ve barınağı medeni bir hale getirmesi için çağırıda bulunuyor. Katılmak için http:// turkey.myletsadopt.com/?p =208 ve Alo belediye hattı (Bolu): 0374 444 26 58

* Toplumsal Tarih’ten İstanbul ve köpekler üzerine
Toplumsal Tarih, bu ay yayımlanan 200. sayısında Irvin Cemil Schick’in yazısıyla 1910 yılında İstanbul’da gerçekleşen köpek itlafını ve itlafın gerekçelerine ilişkin ilginç bir değerlendirmeyi kapağına taşıyor. Schick, köpeklerin kent ile kurdukları ilişkinin dönüşümünü, itlafı ve bu olayı çağdaşlaşmacılıkla ilişkilendirilen yaklaşımı, mekânsallığın etkilerine önem vermek gerektiği konusunda katkılar yaparak değerlendiriyor.

* Bir ‘kedili’ kitap 
“Kedilerle yaşamak kolay olmamaktan öteye başlı başına bir yaşam biçimidir. Kedili yaşam her şeyden önce insanın oldukça güçlü bir sinir sistemine sahip olmasını zorunlu kılar.” ‘Kedi Gülüşü’, (Deniz Kavukçuoğlu/Can Yayınları) kedilere dair son derece eğlenceli öyküler, anılar ve bilgiler içeren bir kitap. Kediseverlere, kedili edebiyat okurlarına duyurulur.


    ETİKETLER:

    İstanbul