Hırslı olmayı öğrendim

Hırslı olmayı öğrendim
Hırslı olmayı öğrendim

Show TV de yayımlanan Deli Saraylı da Hüma karakterini canlandıran Melis Birkan, gelecek yıl bir sinema filminde oynamak istiyor. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Sokakta hâlâ 'Issız kadın' diye sesleniyorlar ona. Çağan Irmak'ın filmindeki Ada rolüyle yıldızı parlayan Melis Birkan, şimdi zamanının çoğunu 'Deli Saraylı' dizisinin setinde geçiriyor. 'Issız Adam'ın yumuşak huylu genç kızı, büyük başarıları hedefleyen bir oyuncuya dönüşüyor
Haber: SENEM AYDIN / Arşivi

‘Deli Saraylı’yla başlayalım. Dizinin devam edip etmeyeceği henüz belli değil. Reytinglerin düşük olmasını neye bağlıyorsunuz?
Şu anda devam ediyoruz. Oyuncuların, senaryonun ya da başka şeylerin iyi olması bir işin gidip gitmeyeceğini göstermez. Seyirciyi tutamadık, kavrayamadık ya da çok fazla içimize alamadık demek ki. Ama bizim için önemli, özel ve keyifli bir iş yapıyoruz. Hiçbir işin de nereden, nasıl döneceği belli olmaz, örneklerini görüyoruz. Zaman gösterecek.
Set ortamı nasıl?
Oldukça neşeli geçiyor. Dizinin finaline kamera arkası görüntülerinin konulmasını istiyoruz. Çünkü kahkahalarla bölünen ve kendimizi tutamayıp, kesmek zorunda olduğumuz sahneler oluyor. Dram işlerinde gerçekliği bozmamak adına bunu yapamıyorsunuz ama komedide daha kolay olur. Biz çok eğleniyoruz, seyircilerin de bunu görmesini istiyoruz. Uzun süredir çalıştığım en pozitif set.
Hüma karakterinin cazibesi nedir?
Hüma, insanların görüşlerine tezat bir şeyler söyleyerek cevap vermeyi seviyor. Kötü niyetli olmadığını herkes biliyor, bu yüzden de kimse söylediklerinin üstünde çok fazla durmuyor. Onun en büyük özelliği, aklından ne geçiyorsa söylemesi.
Siz de aklınızdan geçenleri hemen söyler misiniz?
Yok, Hüma kadar net değil. Önce düşünüp, kendi süzgecimden geçirip sonra konuşmayı tercih ederim.
Oynadığınız her yeni karakterden bir şeyler öğreniyor musunuz?
Mutlaka… Herkes için aynı mı bilmiyorum ama benim için öyle. Çünkü kendinizin olmadığı, belki düşünmeyeceği duygularla bir karakteri ifade etmeye çalışıyorsunuz. İnsan ister istemez bunları söylerken ya da anlatırken “Ben olsam ne yapardım?” diye soruyor. Sonra o karakter olarak düşünmeye başlıyorsunuz, insanların yaşadıklarıyla özdeşleştiriyorsunuz kendinizi. Bunlar da ister istemez bir sürü şey öğretiyor insana.
Oyunculuk hayalinizde yokken oldu…
Sürekli televizyon izleyen bir insan değildim ama olabildiğince yeni filmleri, oyunları takip etmeye çalışan bir izleyiciydim. Aklımda yoktu bu işi yapmak. Ama hayatıma girdi ve girdikten sonra çok şey değiştirdi. Demek ki ‘bu işi yapmak istiyormuşum ama bilmiyormuşum diyorum. Bu şansı iyi değerlendirmeye çalışıyorum.
Neler değişti hayatınızda?
Bakış açınız, kendinize güveniniz, güvensizlikleriniz değişiyor. Böyle bir şans verilmişken, bunun altında kalmamak, insanların bana olan güvenlerini boşa çıkarmamak adına daha çok çabalamam gerektiğini fark ettim. Bunu yaparken iyi şeyler duymanın size pozitif geri dönüşleri oluyor. Ve tabii ki bir şekilde sizi daha çok hırslandırıyor. Ben çok hırslı bir insan değilim aslında. Ama gittikçe onu da öğreniyorum. İnsanın hayatında bu tür duyguların hepsinden biraz olması gerekiyor bence. Yeni yeni bir şeyleri yapabildiğimi gördükçe hırslanmaya başlıyorum. Kendiliğinden oluşuyor, bu da hoşuma gidiyor.
Oyunculukta şu an olduğunuz noktadan memnun musunuz?
Tabii ki memnunum. Çok şanslı bir döneme denk geldiğimi düşünüyorum. Hem sinema , hem televizyon hem de dizi sektörünün geliştiği, değiştiği, yeni yüzlere kapıların açıldığı bir dönem. Bundan 20 sene önce aynı durumda olsaydık belki bunları söyleyemezdim. O yüzden şanslı olduğumu düşünüyorum, bu şansı da elimden geldiğince hızlı ve çok şey yaparak değerlendirmek istiyorum. 

‘Çağan’ın yaptığı bütün işler çok değerli’
‘Issız Adam’ın etkisi sürüyor mu?
Sürüyor, bence hep sürsün. Çünkü Türk sinemasındaki önemli işlerden biri oldu. Hâlâ sokakta filmle ilgili anılarını anlatanlar, bana ‘Issız Adam, Issız Kadın’… diye seslenenlerle karşılaşıyorum. Bu benim için çok büyük bir gurur. İnsanlarda başka bir farkındalık oluşturduk.
‘Issız Adam’daki karakteriniz Ada aşkı için mücadele etmeyi tercih etmişti. Siz ilişkilerinizde nasıl davranırsınız?
Ada neye göre çok cesaretliydi? Baktığınız yere göre değişir. Duygunun içine girdiği konularda ilgili o anki ruh halinize bağlı olarak bir sürü sonuç ve bir sürü karar çıkarabilirsiniz. O yüzden net bir şey söylemek çok zor. Ama böyle gerçek bir şey yakalandığında üstüne gidilmesi gerek diye düşünüyorum. Bir şeyleri söyleyebilmek, sonuna kadar gidebilmek, ısrarcı olabilmek konusunda kadınlar erkeklere göre daha cesaretli. Herhalde bende de vardır o cesaret.
‘Prensesin Uykusu’nu beğendiniz mi?
Evet, beğendim. Çağan(Irmak), çok farklı bir bakış açısıyla, keyifli bir hikaye yakalamış. Zaten her seferinde çok başka şeyler deniyor. Ama sinema seyircisinin filmlere hak kettiği önemi vermediğini düşünüyorum. Belki de televizyondaki programların, dizilerin bu kadar yoğun olmasından kaynaklanıyordur.
Çağan Irmak için ‘Bir iyi, bir kötü film çekiyor’ diye bir algı var. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Bence doğru değil. Çağan’ın yaptığı bütün işler çok değerli benim için. Öyle olduğunu düşünmüyorum.
Yeni bir sinema projesi var mı?
Şu anda yok. Zaten şimdi hazırlıklar başlayacak ki bahara, yaza doğru şekillensin. Önümüzdeki yaz inşallah olur.


    ETİKETLER:

    Sinema