Hobisi ünlülerin mezarı

Hobisi ünlülerin mezarı
Hobisi ünlülerin mezarı

Beethoven Zentralfriedhof Viyana

Napolyon, Barış Manço, Beethoven, Jim Morrison, Edith Piaf, Ömer Seyfettin... Bu isimlerin aramızdan ayrılmış ünlüler olmalarının dışında bir ortak noktaları daha var: Kürşat Çetin. Çetin her cumartesi bir ünlünün mezarını ziyaret ediyor.
Haber: MUHSİN TOPYILDIZ / Arşivi

Eş taşıma yarışmalarının müptelası olmak, devasa plastik topların içine girip zorbing yapmak, satranç boksuna ilgi duymak... Böyle enteresan hobileriniz var mı? Abarttığımın farkındayım. Geçen hafta Twitter’da karşılaştığım adamın hobisi en az bunlar kadar ilginç. Eğitim uzmanı Kürşat Çetin 1999’dan beri ünlülerin mezarlarını dolaşıp fotoğraflıyor. Sonra da bunları Twitter’da paylaşıyor. Henüz 1000 takipçiye dahi ulaşmasa da profilini bir kez ziyaret eden mutlaka takip listesine alıyor.
Hiç ünlülerin mezarlarını merak edip dolaşan biriyle tanıştınız mı bilmem. Emin olun buluşma öncesi çok heyecanlı geçiyor. “Bu adam deli mi” diye merak ediyor insan. Kadıköy’de buluştuk Çetin’le ve hikâyesini anlattı. Bir deliyle karşılaşmayı beklerken duygu dolu bir adamla tanıştım.
Çetin haftanın beş buçuk günü çalıştığı işinden kalan vakitte -cumartesi öğleden sonraları- kafaya taktığı ünlülerin mezarlarını dolaşıyor. Gördüğü mezar sayısı 250’den fazla. “Ünlülerin mezarlarını gezmek bir fikir ya da bir proje değil” diye başlıyor. Tamamen kişisel merakı yüzünden arşınlıyormuş mezarlıkların yollarını. 1999’da İstanbul ’a ilk defa gelmiş ve Barış Manço’nun mezarını merak etmiş. O gün bugündür değer verdiği tüm ünlülerin mezarlarını bulup görmeye çalışıyor. “İlk gördüğüm ünlü mezarı Barış Manço’ya aitti. Ertesi gün de Ömer Seyfettin’i buldum.”
Sevdiği insanların mezarlarını gezerken bir gün bu anları ölümsüzleştirip istediği zaman görebileceği bir forma sokmak istemiş Çetin. Henüz Facebook’un, Twitter’ın ve bilumum sosyal ağların hayatımıza girmediği günlerde dolaştığı mezarları tek tek fotoğraflamaya başlamış. 

Belgin Doruk’u üç yıl aradı

Cumartesileri bir ünlüyü kafaya takıp harekete geçiyor. Mezar bulmanın çok zor olduğunu belirten Çetin teknolojinin nimetlerinden yararlanmak yerine manuel çalışıyor. Her mezarlığın girişinde bulunan danışma bölümlerine aradığı mezarları sormak yerine tek tek mezar taşlarına bakarak aradığını buluyor. Sınırlı vaktinde mezarı bulursa ne âlâ... Genelde buluyormuş fakat bulamazsa geri dönüyor. “Belgin Doruk’u üç yılda buldum. Karacaahmet’te mi Zincirlikuyu’da mı belli değil. Aramaktan yorulduğum bir gün Zincirlikuyu’da buldum.”
Bakımlı mezarları gördükçe mutlu oluyor fakat bu mezarların sık ziyaret edildiğine delalet olmayabiliyor. “Başlarda bakımlı mezarların sürekli ziyaret edildiğini düşünmüştüm. Meğer para karşılığı mezarlara baktırıyorlarmış.” Mezarların ziyaret edilmemesine üzüldüğünü belirtirken “Ünlülerin mezarlarını dolaşıp onları yalnız bırakmamalıyız” gibi bir mesajı olmadığını sözlerine ekliyor. 

Hedefi John Lennon...

Başta sevdiği insanların mezarlarını merak ediyorken daha sonra ünlü mezarlarını görmek onun için bir tutku haline gelmiş. Uzunca bir süredir gördüğü mezarların sahipleriyle duygusal anlamda bir bağ taşıması gerekmiyor. Onu Orhan Veli’nin mezarında görmek de mümkün, Necmettin Erbakan’ın mezarında da. Bir bakıyorsunuz Edith Piaf’ı ziyaret ediyor, bir bakıyorsunuz Alparslan Türkeş’in mezarı başında.
Yavuz Çetin’in mezarını gördüğü gün mezarı başında ağlamış. Sakıp Sabancı ve Vehbi Koç’un mezarları da onu çok etkilemiş. “Mezarları en sade olanlar bu trilyoner adamlar. Sakıp Sabancı, doğum, ölüm, ‘Ruhuna Fatiha’... O kadar.” Etkilendiği mezar taşlarından biri de Kemal Sunal’ın kopuk film şeritli baş taşı. Sunal’ın görkemli sinema yaşantısını gerçek hayatla bu kadar güzel birleştirebilecek başka bir şey olamazdı herhalde.
The Doors’un solisti Jim Morrison’unki en çok görmek istediği mezarmış ve onu görebildiği için hayli mutlu. Şimdiye dek görmek isteyip göremediği bir mezar hem var hem yok. Eğer Freddie Mercury yakılıp külleri Cenova Gölü’ne savrulmasaydı görmek isteyeceği mezar onunki olurmuş. John Lennon ve Bruce Lee gibi isimleri de ziyaret etmek istiyor ama bir bütçe ayırmak zorunda. “O bütçe bende olsa mezarlık gezmek yerine Karayipler’e giderim. Orada da görecek bir mezar bulurum” diyor gülerek.
İnsanlara hobisinden bahsettiğinde benzer tepkiler alıyor. Muhabbetler “İşin gücün yok mu” ile başlıyor. İnsanların kendisini anlayamamasını da anlayabiliyor: “Mezarlıklar güzel yerlerdir. Korkmaya gerek yok. Oralarda ağaçlarla gezersin, kedilerle gezersin, erguvanlarla gezersin...” Mezarlıkların insanları hem doğaya yaklaştırdığını hem de kendilerini hatırlamalarını sağladığını söyleyen Çetin, bir süre sonra oralarda bir yerde olacağımız gerçeğiyle yaşamanın önemini kavramış.
Eskiden mezarları eşiyle ziyaret ediyormuş. Fakat Edirnekapı Şehitliği’nde önüne nereden düştüğü belli olmayan kartopu ile başlayan garip hikâyeden sonra eşi “Kendine fotoğrafçı tut, artık gelmiyorum” diyerek mezarları Çetin’le dolaşmaz olmuş. “Şehitlikte önümüze üzerinde parmak izleri olan bir kartopu düştü fakat etrafta kimse yoktu. Dönüp gidecektik ki fotoğraf makinemizi elle koyulmuş gibi bir taşın üzerinde bulduk. Daha da tedirgin olmuş haldeyken bize tarif edilen çıkıştan geçip duvarla karşılaşınca çok gerildik ve eşim o günden beridir gelmiyor.”
Yurtdışında gördüğü mezarlarla buradaki mezarlar arasında ciddi fark olduğunu söyleyen Çetin, mezar taşı reklamlarını ve mezarların bakımsızlığını üzücü buluyor. Sami Hazinses’in mezar taşındaki Kültür Bakanlığı reklamını ‘manasız ve tatsız bir durum’ olarak değerlendiriyor. “Yurtdışındaki şehirlerin en önemli yerleri meydanlar ve mezarlıklardır. İnsanlar da buralara ayrıca önem verir. Her zaman en güzel kıyafetlerini giyerek gelirler mezarlıklara.”
Gördüğü mezarlar içerisinde hemen her kesimden birçok ünlü var. Napolyon, Fatih Sultan Mehmet, Chopin, Keriman Halis, Cemal Süreya, Hrant Dink, Ruhi Su, Ayhan Işık...
Çetin’i Twitter’da @sebcurra kullanıcı ismi ile takip edebilir, merak ettiğiniz ünlülerin mezarlarını görebilirsiniz.