Hollywood için partileme sezonu!

Hollywood için partileme sezonu!
Hollywood için partileme sezonu!

Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak film ekibi.

Hollywood için 'partileme' vakti geldi. LA muhabirimiz Keith Kurman 'Out of the Furnace' ve 'Ateşi Yakalamak' filmlerinin partilerindeydi.

Gecenin ilk partisi Relativity Media’nın ‘Out of the Furnace’ filmi için gösterim sonrası verilen resepsiyondu. Amerika’nın sinemada nadiren görülen ya da nadiren dürüstçe aksettirilen bir yüzünü gösteren karanlık, gerçekçi bir suç dramı izledik. Hikâye hem kişisel hem ortak geçmişleri tarafından esir alınmış iki kardeş arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Pennsylvania’nın ekonomisi çelik üretimine bağlı olduğundan ‘pas yatağı’ denen bölgesinde geçiyor. Yönetmen Scott Cooper hikâyeyi görsel olarak minimum diyalogla götürmek için tüm paslı metaforları karıştırarak harika bir iş çıkarmış. Hem zamanının hem de tüm zamanların çok gerçek ve insani bir Amerikan deneyimini sunması bakımından ‘The Grapes of Wrath’ (Gazap Üzümleri) ile eşdeğer olduğunu hissettiğim güçlü bir film.
Filmin karanlık, kırsal doğasına tezat biçimde resepsiyon; Batı Hollywood’daki Soho House’un görkemli çatı katı suitinde verildi. Ev sahipliğini yapımcılar üstlendi, hem Relativity Media’nın Başkanı Ryan Cavanaugh hem de sıkı dostu Leonardo DiCaprio hazır ve nazırdı ve şen şakrak sohbet havasındaydı. Başrol oyuncuları Christian Bale, Casey Affleck ve Zoe Saldana’nın yanı sıra yazar/yönetmen Scott Cooper da geceye katıldı. Cooper enteresan bir karakter. Oyunculuktan yönetmenliğe geçtikten sonra, 2009’da gösterime giren Jeff Bridges’lı Crazy Heart filmini yazıp yöneterek şöhret statüsüne yükseldi. Cavanaugh’dan öğrendiğimize göre bu film üzerinde 5 yıldan uzun süre birlikte çalışmışlar. Henüz 40 yaşında olmasına rağmen etkileyici bir ikinci filmle karşımıza çıkan Cooper, süper kahraman devam filmlerine ortak olmayı tercih etmez ve bağımsız filmler yapmaya devam ederse, izlenmeye değer bir yönetmen olacak. Resepsiyonu kısa kesip şehrin diğer ucuna koşturmak zorunda kaldık, zira Nokia Tiyatrosu’nda Hunger Games: Catching Fire (Açlık Oyunları: Ateşi Yakalamak) filminin prömiyeri vardı.
Los Angeles’taki Nokia Şehir Kültür Merkezi kompleksi, devasa ve gerçekten kompleks bir bina ama ne kadar ‘kültürel’ onu bilemiyorum. Gelgelelim içinde yön bulmak bir kâbus; bununla birlikte otoriter, Kafkaesk bir kentte geçen hikâye için münasip bir mekân. Tüm oyuncu kadrosu çılgın hayranların çığlıkları ve kendilerinden geçişi eşliğinde tarz sahibi ve neşeli halde kırmızı halıda arzı endam etti. Jennifer Lawrence, Dior Couture imzalı şeffaf gece elbisesi ve cesaret gerektiren yeni ve namlı saç kesimiyle gerçekten ışık saçıyordu.

Dekorasyon, filmi aratmadı

Gösterim sonrası partisi Panem’in Capitol sefahatinden fırlamış bir eğlenceydi. Salonun yanındaki otopark garajının çatısında kurulan devasa çadıra girdiğimizde filmden fırlamışa benzeyen dizi dizi askeri üniformalı davulcular tarafından karşılandık. İç dekorasyon filmin setinde olduğumuz hissi yarattı. Her yere Donald Sutherland’in canlandırdığı Başkan Snow’a atıfla binlerce beyaz gül serpiştirilmişti. Capitol modasında giyinmiş eğlence düşkünleri etrafta dolaşıp konuklarla kaynaştı. Büfede servis edilen yaratıcı yemeklerin lezzetinden mest olsam da, Josh Hutcherson’ın canlandırdığı Peeta karakterinin ironisi -bölgeler açlıktan kırılırken, Capitol’ün sefahatini lanetlemesi- peşimi bırakmadı. Zafer Turu’nun sonraki durağı New York’a uçmaları gerektiğinden Jennifer Lawrence, Liam Hemsworth ve Josh Hutcherson partiye katılamadı. Ama Sam Calflin dahil oyuncu kadrosunun kalanı oradaydı. Beyazperdenin yeni idolü olan bu yakışıklı aktör çılgın hayranlarının adeta saldırısına uğradı.
Benden oyunbozan ipuçları ya da keskin eleştiriler koparamayacaksınız ama hikâyenin kurgusunun, pek çok bakımdan ilkinden daha iyi olduğunu söyleyebilirim. İki filmi de şiddetle tavsiye ederim.