Hollywood mu olmalı örnek?

Hollywood mu olmalı örnek?
Hollywood mu olmalı örnek?
'İddia'sıyla salona çeken ama sonucu görünce kısa zamanda unutma isteği uyandıran, Hollywood matematiğinin Türkiye'de pek de karşılığı olmadığını tekrar hatırlatan bir aksiyon denemesi 'Kaos: Örümcek Ağı'
Haber: MURAT ÖZER / Arşivi

Hollywood senaryo matematiğine uygun bir film olduğu iddiasıyla gösterime giren ‘Kaos: Örümcek Ağı’, bu matematiğin Türkiye koşullarında pek de karşılığının olmadığını kanıtlıyor bir kez daha. Aksiyon, komedi ya da aşk filmlerinde Amerikan standartları içinde yolunu bulabilen bu bilgi-işlem senaristliği, ne yazık ki Türkiyeli izleyiciye uyacak ‘formül’e sahip değil, en azından şimdilik.

Giriş paragrafımızdan ‘Kaos’un iyi bir senaryosu olduğu anlaşılmasın. Evet, Hollywood’lu meslektaşlarının izlediği yolu takip edip, hikâyenin iniş ve çıkışlarını ona göre formüle etmeye çalışıyor senarist Tolga Küçük. Ama hikâye ve karakter derinliği olmadan
bunu yapmaya çalıştığı için de çabası işe yaramıyor. Diyaloglar da yerli yerine oturmadığında işler iyice bozuluyor ve ortaya sinemada hiçbir karşılığı olmayan bir karışım çıkıyor.

Nasıl ki, Tolga Örnek, ‘Labirent’le popüler sinema içinde Türkiye koşullarına uygun bir yol takip ediyor, kendi formülünü ortaya koyabiliyorsa, ‘Kaos’ta bunun tam tersini görüyoruz. Yönetmen Cem Gül, ‘gizli’ kavramının arkasına saklanan senaryodan kendisine ışık gelmediği için suçlanamaz belki ama aksiyon sinemasının senaryoya bağlanamayacak olmazsa olmaz kimi unsurlarını da hakkıyla uyguladığını söylemek zor. Özellikle girişteki sahne (finale doğru aynen yeniden karşımıza çıkıyor), yapılamayanın ne olduğunu net biçimde gösteriyor bize. Aksiyon koreografisinin ‘dans’ gibi olması gerektiğini, mükemmele ulaşmak için bu tür sahnelere ‘özel’ bir çabayla yaklaşmanın elzem olduğunu bilmiyor gibi yönetmen. Bunda başroldeki Gökhan Mumcu’nun da payı var kuşkusuz. Tip olarak aksiyon kahramanı olabilecek özelliklere sahip aktör, ne yazık ki aksiyonun içini dolduracak meziyetlere sahip gibi durmuyor. Keza ona eşlik eden Rojda Demirer de aynı ‘eksiklik’ten mustarip. Cemal Hünal ve Selçuk Özer ise kötü adamdan ziyade ‘komedik unsur’ havası taşıyorlar filmde. Özer’in hikâyenin ‘en en kötü’ karakteri inanılır gibi değil gerçekten de.

‘İddia’sıyla salona çeken ama sonucu görünce kısa zamanda unutma isteği uyandıran bir aksiyon denemesi ‘Kaos: Örümcek Ağı’... Ve son söz: Mesele Türkiye koşullarında aksiyon filmi yapmaksa, Hollywood değil Tolga Örnek olmalı örnek, en azından şimdilik sadece ‘Labirent’.