'İçinde yaşadığımız deri'yle baş başa

'İçinde yaşadığımız deri'yle baş başa
'İçinde yaşadığımız deri'yle baş başa
Yeni sergi sezonu Galerist ev sahipliğinde İtalyan sanatçı Francesco Albano'nun Tophane-i Amire'de açılan sergisiyle başladı.

Çağdaş sanatın yükselen isimlerinden Francesco Albano’nun Galerist ev sahipliğinde Tophane-i Amire’de sergilenen balmumu heykelleri, Pedro Almodovar’ın o güzel filminden ilhamla söylersek ‘içinde yaşadığımız deri’yle baş başa bırakıyor izleyiciyi. Balmumu ve polyesterin yarattığı gerçeklik hissiyle bu cansız formlar karşısında haliyle ürperiyorsunuz.
Bir süredir İstanbul ’da yaşayan Albano, ‘On the Eve’ (Alacakaranlık Anı) başlıklı Türkiye ’deki ilk sergisinde insan bedenindeki yegâne heykel formu olarak nitelediği kemikler ve başrolü üstlenen derinin dramatik birlikteliğinden yola çıkıyor. Bedenin temel yapıtaşları olan deri ve kemik arasındaki ilişki ile gece ve gündüz arasındaki zıtlığı özdeşleştiren sanatçı, bu derin
ve birbirine aykırı kavramların birlikteliğinden olağandışı varlıklar ortaya çıkarıyor.
“Alacakaranlık, hiçbir şeye atıfta bulunmayan bir zaman dilimi. İşlerim, gecenin sabaha en yakın olduğu bu an’a gönderme yapıyor. Beden, ne geceden vazgeçebilir ne de gündüzü fark edebilir. Bu zaman dilimi, gece ve gündüz arasında, Tanrı’nın bile, eğer varsa, başka bir şeyle meşgul olduğu bir oyuk” diyen Albano’ya göre ‘deri’ iç ve dış arasındaki en yakın sınır, kimlik, bir tür muhafaza alanı olarak yokluk ve arzu gibi hisleri temsil ederken; ‘kemik’ deriyi çerçeveleyen, taşıyan, ayakta tutan temel ve durağan bir yapı olarak fiziksel varlığı tamamlıyor. Sergi, 20 Eylül’e kadar sürecek.


İstanbul’un yabancısı değil

İtalya Carrara’daki Güzel Sanatlar Akademisi’nden 2000 yılında mezun olan Francesco Albano, 2005’te İtalya Ulusal Heykel Ödülü MUIR’ı aldı. Dört yıldır İstanbul’da yaşayan Albano’nun yolunu buralara düşürense heykeltıraş babası Stefano Albano ile Türk heykelinin büyük ismi Koray Ariş arasındaki yakın dostluk. Bir süre Ariş’in atölyesinde çalışan Albano, İstanbul’un dünya çağdaş sanatı için yeni bir platform olduğunu düşünüyor.