İki tekerlekli hayata doğru

Biliyorum, kültür kelimesini bisiklet kullanımı gibi keyifli ve heyecan verici bir aktivite ile birlikte anmaya pek alışık değiliz.
Haber: SELİM ATAZ / Arşivi

Biliyorum, kültür kelimesini bisiklet kullanımı gibi keyifli ve heyecan verici bir aktivite ile birlikte anmaya pek alışık değiliz. Fakat birçok insan için bisikletli yaşam, boş vakitlerde fırsat buldukça yapılan
bir spor dalından veya eğlenceden öte anlamlar taşıyor. Bu kültürün yerleştiği toplumlarda bisiklet kullanımı; çevrenin ve insan sağlığının gördüğü zararlara karşı sivil direnişi ifade eden alternatif bir hareket haline dönüşmüş. Bu derin kültürün geliştiği yerlerde işi aşırıya kaçıran topluluklar da var. Yerel yönetimleri protesto etmek için geceleri ellerinde boya kutuları, bütün caddelere, otobanlara bisiklet yolları çizen, kadınların üniversiteye kabul şartlarını protesto etmek için okul kapılarına özgürlüğün simgesi bisikletli kadın heykelini asan bu fanatiklerin ana hedefi, car-free (otomobilsiz) kentlerde yaşamak.
Oysa ülkemizde bisiklete hâlâ çocuklara karne hediyesi, sünnet armağanı veya tatil eğlencesi gözüyle bakılıyor. Sanayileşmiş ülkelerin çoğunda olduğu gibi biz de, bisikletin erdemlerinin farkında olmadan, bu mucize araçları caddelerden temizlemeye çalışıp yerlerine modernizasyonun sözde göstergesi olan, ekonomik başarının ve bireysel statünün sembolü gözü ile bakılan motorlu araçları koyuyoruz. Bırakın bisiklet yollarının yapılmasını; kentlerimizde engelli veya yaşlı vatandaşların, bebekli ailelerin rahatlıkla dolaşabileceği yaya kaldırımlarını bulabilmek bile çok zor.
Diyelim ki bütün bu olumsuzlukları göz ardı edip bozuk yolların üstesinden son model bir dağ bisikleti satın alarak geleceğinizi düşündünüz ve iki tekerlekli ulaşıma geçmeye karar verdiniz. Peki bisikletinizi nereye park edeceksiniz? Evinizin hangi köşesine koyacaksınız? (Balkonlar bisiklet parkı olarak tasarlanmamıştır!) Bisikleti araç sınıfına koymayan, sanki trafikte yokmuşsunuz
gibi davranan şoförlerin tacizlerine nasıl göğüs gereceksiniz? Bakın, trafik yasasının bisiklet sürücüleri ile ilgili kurallar bölümünde ne diyor: "Ayrı bisiklet yolu olduğu halde, bisiklet ve motorlu bisikletlerin taşıt yollarında sürülmesi yasaktır." Bisikletlileri trafik dışı görme eğilimindeki yasa, daha bunun gibi motorlu taşıtları, bisikletlilerden koruyan yasaklarla dolu.
Neden bisikletli yaşam?
Bisikletler özellikle toplu taşıma aracı olarak algılandığında, arabaların sömürgeleştirdiği caddeleri ve halka ait alanları geri kazanmak için tatmin edici bir alternatif olarak görünüyor. Şehir içi kullanım için diğer ulaşım araçları ile karşılaştırıldığında, bisiklet ekonomik bakımdan olduğu kadar verimlilik, sağlık, kaynaklar açısından da avantajlar sağlıyor.
Gittikçe artan şehir nüfusunun gereksinim duyacağı motorsuz ortam ihtiyacına cevap verebilecek tek araç bisiklet. Bizim ülkemizde şehirlerimiz yapılanmaları, insanların daha rahat, sosyal ve sağlıklı yaşamalarına olanak sağlayacak projelerle değil de sanki arabaların yerleşimine göre şekillendirilmekte. Özetle şu an için ütopik olsa da, kentlerimizi geri kazanmanın yolu bisikletli yaşamdan geçiyor.
Bisiklet, alkol, sigara veya uyuşturucu gibi bağımlılık yaratabilir mi? Kendinizi bir bisiklet müptelası olarak görüyor musunuz? Bir göz atın ve bisiklet bağımlısı olup olmadığınıza karar verin.

  • Günlük konuşmalarınızda sıklıkla Shimano,
    zincir hattı, dişli oranları, Rock Shox gibi tuhaf kelimelerin karıştığı anlaşılmaz bir dil kullanıyor musunuz?
  • Bisikletinizi evinizin içine -özellikle oturma odasına veya yatak odasına- getirmek için karşı konulmaz şiddette bir istek duyuyor musunuz?
  • Daha mevcut bisikletiniz yıpranmadan yeni bir bisiklet satın almak üzere karar verme aşamasında, kendinizi kandırıyor musunuz?
  • Lastik supap tiplerinden hangisinin
    'Amerikan', hangisinin 'Dunlop', hangisinin
    'İğne' olduğunu hatırlayabiliyor ve size uygun olanını seçebiliyor musunuz?
  • Yaş günleri, yeni yıl kutlamalar ve diğer özel günleri hediye olarak bisiklet parça ve aksesuvarlarının geldiği zamanlar olarak mı görüyorsunuz?
  • İhtiyaç duymadığınız halde bisiklet satan dükkânların önünde takılıp kalıyor musunuz?
  • Beslenme alışkanlığınız değişti mi? Besinleri 'iyi/kötü yakıt' diye mi tanımlıyorsunuz?
  • Söküp değiştirdiğiniz parçaları, aşınmış lastikleri ve iç lastikleri saklıyor musunuz?
  • İşinize veya okulunuza sıkıntı veren ve değerli bisiklet sürüş zamanınız ile çakışan faaliyetler gözü ile mi bakıyorsunuz?
  • Arkadaşlarınızı bisiklete binenler ve bisiklete binmeyenler diye iki gruba ayırdınız mı?
  • Bisiklet ile kat ettiğiniz her kilometreyi ve performans gelişiminizi kaydediyor musunuz?
  • Hastalık veya sakatlığınızın derecesini, yeniden bisiklete binebilene değin geçen zaman aralığına göre mi sınıflandırıyorsunuz?
  • Bardak kullanma alışkanlığından vazgeçip suyu direkt şişeden mi yudumluyorsunuz?
  • Sağ bacağınızın baldırında kalıcı siyah gres yağı izi var mı?
  • Bisiklete binemediğiniz bir günün ardından kendinizi stresli ve sinirli hissediyor musunuz?
  • Yaşayacağınız yeri seçerken "Bisikletimi nereye koyabilirim?" diye soruyor musunuz?
  • Güzel manzaralı yerler için "Buradan bisikletle ne güzel geçilir," diyor musunuz?
  • Aile ortamında bisikletiniz size karşı, istemediğiniz şeyleri yaptırmak amacıyla, bir koz ya da pazarlık aracı olarak kullanılıyor mu?
  • Uzun bir tura çıkmadan bir gece önce, performansınızı olumsuz etkileyebilir kaygısıyla, cinsel ilişkilerden kaytardığınız oluyor mu?
    Yol müptelâları
    Kendilerini gerçek ve katıksız bisiklet tutkunları olarak varsayan
    'bisikletkolikler', kendi aralarında da kategorilere ayrılıyorlar. Yeni parça sevdalısı makine kafalı teknoloji üşütüklerini, bisiklet tarihini yaşatan kıdemli sürücüleri ve eski zaman bisiklet koleksiyoncularını, hep yeni bir zafer kazanmak için sürüş yapan rekabetçi bisikletçileri, İtalya'da 'Tifosi' lakabıyla tanınan ve sürekli kahramanlarını takip eden bisiklet sporu hayranlarını, yaşamlarını yeme-içme-uyuma dışında aralıksız bisiklet üzerinde geçiren 'yol müptelâlarını' ve bisikletli yaşam tarzını benimseyerek motorlu araçlar kullanmayı reddeden 'bisiklet
    yandaşlarını' sayabiliriz.
    Ülkemizde de sürüş için tüm şartların olumsuzluğuna rağmen, bir hayli bisiklet bağımlısı olduğunu düşünüyorum. Ve tahmin ediyorum ki, bu son ekonomik krizin ardından aramıza pek çok yeni arkadaş, mecburen katılacak.


    Leonardo da Vinci'nin esrarengiz bisikleti
    Hikâyemiz Leonardo da Vinci'nin çalışmalarının restorasyonu sırasında bulunan bazı kayıtların gün ışığına çıkmasıyla başlar. Edebiyat tarihçisi Augusto Marinoni, Nisan 1974'te verdiği konferansta, Vinci ve öğrencilerinin taslaklarını içeren Codex Atlanticus adlı albümün içindeki bisiklet resmini sunar. Prof. Marinoni'ye göre İtalyan papazların albümün arka sayfalarını onarırlarken rastladıkları bu çizim, Vinci'nin bisikletin mucidi olduğunu gösteren su götürmez bir kanıttır.
    Bu çizimde iki ayrı renk kalem kullanılmış. Tekerlekler pergelle çizilmiş ve her birinde 8 simetrik jant teli var. Kadrosu ve gidonu tamamlanmamış veya silinmiş. Pedal, zincir mekanizması ve sele desteklerinin çizimi baştan savma yapılmış.
    Buraya kadar her şey normal, değil mi? Şimdi sıkı durun... Leonardo'yu araştıran çoğu tarihçi, sanatçının kendine has rakamlar ve işaretler sistemine uymadığı için bu çizimi başkasının yaptığını düşünüyor. Örneğin Alman bisiklet kuramcısı HansErhard Lessing, bisikletin hemşerisi Baron Drais von Sonnerbronn tarafından icat edildiğini iddia etmiş:
    "Çizimde kalem kullanılmış. Kalem ucunun imal edildiği grafit, 1564'te yani Leonardo'nun ölümünden yıllar sonra,
    İngiltere'de keşfedildi. İtalyanlar bisiklet buluşunun kendilerine ait olması gerektiği konusunda fazla tutkulular."
    Kaliforniya Üniversitesi'nden sanat tarihçisi Carlo Pedretti, 1961'de çizimin bulunduğu sayfayı, tutkalları sökülmeden, güçlü bir ışık tutarak incelediğini ve bisiklete benzer bir şey görmediğini söylüyor. Gözüne ilişen iki daire ve onları birleştiren eğimli çizgiyi not defterine kaydeden Pedretti, "Gördüğüm şekil bisiklet değildi," diyor.
    Bir diğer iddia da çizimin, orijinal resim kaybolduğu için Leonardo'nun öğrencileri tarafından yapılmış kaba bir röprodüksiyon olduğu. Resmi kopya ettiği sanılan kişiler arasındaki en güçlü aday ise üstadın en favori öğrencisi Salai. İşte Rönesans bisikletine ait gizemli hikâyenin özeti böyle... Tüm bu iddialara rağmen ünlü mucidin
    memleketi Floransa'nın yakınındaki Leonardo da Vinci Müzesi'nde görev yapan modelleme uzmanları, bisikletin tahtadan bire bir kopyasını yapmışlar. Yolunuz düşerse bir göz atın.
    Codex: Leonardo da Vinci'nin tasarladığı mekanik aygıtların detaylarının ve çizdiği orijinal taslakların yer aldığı defterler...


    Bisiklet üzerine vecizeler
  • Bisikletime, arkadaşım gibi hitap ederim. Onunla sessiz sohbetler yaparım. Ve tabii ki ona özel ilgi gösteririm. Yani ne zaman eve dönsem bisikletimi ters çeviririm, temiz bir bez parçası bulurum ve göbekler ile jant tellerini parlatırım. Ardından zinciri temizlerim ve yeniden greslerim. Bu operasyon taş zemin üzerinde çirkin lekeler bırakır. Annem şikâyetçidir, temizliğe başlamadan önce tekerleğin altına gazete sermem için bana yalvarır. Bazen o kadar çileden çıkar ki, bana küçümseme dolu tavrıyla şöyle der: 'O nesneyi beraberinde yatağına götürmediğine hayret ediyorum!' Ve ben karşılık veririm: 'Makul bir odam ve yeterince büyük bir yatağım olsaydı götürürdüm.'" (Bisikletim ve Diğer Arkadaşlar/Henry Miller)
  • "Bisiklet üzerinde bir yetişkin gördüğüm zaman, insan ırkının geleceği için umutsuzluğa kapılmıyorum." (H.G. Wells)
  • "Heyecanların azaldığı, günün karanlık gibi göründüğü, çalışmanın monoton hale geldiği, umut etmenin çaresiz kaldığı anlarda, bisikletine bin ve yollarda gezintiye çık, yaptığın sürüş dışında hiçbir şey düşünmeksizin..." (Scientific American/ Sir Arthur Conan Doyle)
  • "Çocukken bir düşüm vardı, kendi bisikletime sahip olmak istiyordum.
    Bisikletimi aldığımda Liverpool'daki, belki de dünyadaki en mutlu çocuktum. O bisiklet için yaşadım. Çoğu çocuk geceleri bisikletlerini dışarıda bırakıyordu. Ben bırakmıyordum. Benimkini her gece evin içine almakta ısrarlıydım ve hatta ilk gece bisikletimi yatağımda sakladım." (John Lennon)
  • "Bir bisiklet alın. Hayatta kalabilirseniz, pişman olmazsınız." (Mark Twain)
  • "Bisiklet sürüşünün verdiği sade zevk hiçbir şey ile kıyaslanamaz." (John F. Kennedy)
  • "İki kişi için yapılmış bisikleti kendi başıma sürmekten hoşlanıyorum" (Harry S. Truman)
  • "Bırakın kişi bulsun kendini, diğerlerinden farklılaşarak, zinciri olan iki tekerleğin üzerinde en azından Rusya gibi yoksul bir ülkede ve azameti şişmeye başlasın lastikleri gibi." (Leon Troçki)
  • "Bisikletimi parçalara ayırıp tekrar bir araya getirerek rahatlıyor ve yorgunluğumu atıyorum" (Michelle Pfeiffer)


    Bir de bunlar var...
    Tour de France
    Fransa Bisiklet Turuna katılan sürücü ve takımlar beş klasmanda yarışıyorlar:
    1. Bireysel Zaman Klasmanı: Sonuçları her sürücünün 20 etapta elde ettiği zamanların toplanması ile belirleniyor. Alınan cezalar ve kazanılan zaman ödülleri, toplam zamanın hesaplanmasında dikkate alınıyor. Bu klasmanda lider olan sürücü, sarı formayla ödüllendiriliyor.
    2. Bireysel Puan Klasmanı: Sonuçları her sürücünün etap sonunda elde ettiği bireysel puanların toplanması ile belirleniyor. Zaman cezaları ve etapların özelliklerine göre belirlenmiş puanlama sistematiği dikkate alınıyor. 1953'te tur direktörleri, bu klasmandaki lider sürücüyü yeşil forma ile ödüllendirmeye karar verdiler.
    3. Bireysel En İyi Tırmanıcı Klasmanı: Sonuçları tüm dağ ve tepe etaplarında kazanılan puanların toplanması ile belirleniyor. Puanlamada tırmanılan dağ ve tepe eğimlerinin zorluk dereceleri de göz önüne alınıyor. Kırmızı benekli 'Dağların Kralı' forması ilk kez 1975'te ortaya çıktı.
    4. Genç Sürücüler Klasmanı: 25 yaş altı sürücüler için geçerli. Bu klasmanın şartlarına uyan ve bireysel zaman klasmanının
    sonuçlarına göre en üst sırada bulunan yarışmacı, günlük etapların sonunda genç sürücüler klasmanının günlük lideri, final etabın sonunda ise bu klasmanı kazanan yarışmacı oluyor. İlk uygulama 1975'te yapıldı ve beyaz forma ödülünü ilk kazanan,
    İtalyan yıldız Francesco Moser oldu.
    5. Takım Zamanı Klasmanı: Sonuçları tüm etaplar için her takımın en iyi üç bireysel zamanlarının toplanmasıyla belirleniyor.
    6. En Mücadeleci Sürücü Klasmanı: Tur sırasında en fazla çaba harcayan ve sportmenlik sergileyen sürücüye veriliyor. Jüri heyetinin düz yol etapları sırasında verdiği puanlar, galibi belirliyor.
    Kazanan yarışmacının giyeceği özel bir forma yok. Ancak kırmızı fon üzerinde yer alan beyaz yarışma numarası, sürücüyü diğerlerinden ayırıyor.
    Yararlı bilgiler
  • Alırken: İlk bilinmesi gereken şey ucuz bir bisikletin bisiklet keyfini yaşatmayacağı
    gibi satın aldıktan sonra artan maliyeti de beraberinde getireceği. İkinci önemli nokta kendi amaç ve ölçülerinize göre bisiklet almanız. Marka yerine kendi hedeflerinize göre bisiklet toplatmak ekonomik ve verimli. Tabii bilenlerden fikir almakta fayda var.
  • Giyim: Henüz pek yaygın olmayan bir eğilim. Oysa bisiklet vücudun aktif olduğu bir spor dalı olarak, kendine özgü nitelikleri olan giyimi de gerektiriyor. Bisikletçinin kaskı ve eldiveni bir zorunluluk. Eğer turlarda daha güvenli ve keyifli bisiklete binmek istiyorsanız kilitli ayakkabı ve tayt / forma da gerekiyor.
  • Kullanım teknikleri: Bisikletin ayar ve ölçülerini kendi vücudunuza göre hazırladıktan sonra kullanım tekniklerine göz atabilirsiniz. Bisikleti yokuş çıkarken, iniş yaparken, arazi sürüşü yaparken nasıl kullanacağınızı kısaca araştırmak, güvenli ve keyifli kullanım sağlar.
  • Temizlik: Bisikletinizi deterjanlı su veya özel bisiklet temizlik ürünleri ile çok sık veya gereksiz olmamak şartıyla yıkayabilirsiniz. Bisikletinizin uzun ömürlü ve daha performanslı çalışması için bu gereklidir. Yıkama sonrası bisikletinizin zincirini uygun bir ölçüde yağlamayı unutmayınız. Yağlama işlemi için bisiklet zincir yağları veya diğer mekanik hareket yağlarını kullanabilirsiniz.
  • Ayrıca: Turistik bisiklet gezileri, yurtdışından gelen bisikletseverlere yönelik turlar, uluslararası dağ bisikleti ve triatlon yarışları ve genel olarak bisiklet dünyası ile ilgili bilgi almak için kullanabileceğiniz bazı linkler şöyle sıralanıyor:
    Bisiklet ve Triatlon Federasyonu: http://www.sporum.gov.tr/BilgiBankasi/FedBrans/bisiklet/index.htm
    Yeşil Bisiklet: http://www.yesilbisiklet.com
    Bike Turkey: http://www.biketurkey.com
    Delta Bisiklet: http://www.deltabisiklet.com
    Bisiklet Sevenler Derneği: http://www.bisikletdunyasi.com
    Velespit: http://www.velespit.com
    Beldeyama: http://www.beldeyama.com.tr
    Bianchi: http://www.bianchi.com.tr


    Bisikletli polisler
    Türkiye'de daha yeni gündeme gelen bisikletli polislere ilk kez 1896 yılında New York'ta rastlıyoruz. 19. yüzyılın sonlarına ve 20. yüzyılın başına doğru, bisikletli polis modeli, ABD'nin yanı sıra diğer ülkelerde de bir hayli yaygınlaşmış. Bir dönem motorlu araçların popüler hale gelmesiyle yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladıysa da dağ bisikletlerinin keşfi, mucize aracın emniyet güçleri içindeki yerini sağlamlaştırmış. Bugün Amerika'daki yaklaşık 4 bin polis şubesi, güvenliği sağlamak için bisikletli devriyeler kullanıyor. Artış sadece Amerika'ya özgü değil. Avrupa'da, özellikle Belçika ve Hollanda'nın emniyet güçlerinde de bu uygulama çok benimsenmiş. Bizde ise bisikletli polisleri ilk olarak İzmir Emniyet Müdürlüğü, Martılar adıyla hizmete soktu. Martılar şimdi de pilot bölge olarak seçilen İstanbul Maltepe'deler.