'İlk anlatımımdan memnun değilim'

Türkiye'nin ilk kadın maç spikeri Semahat Özdoğan Arslaner artık sesini televizyondan da duyuruyor. Arslaner, bu yeni deneyimi anlattı...


BAHAR ÇUHADAR
Yeşil sahaların hafızasındaki ilk yeri öğrencilik yıllarındaki 23 Nisan gösterileri. Gözlerinin meşin yuvarlağı heyecanla takip ettiği ilk vakitse 1985 yılı... Bir Adana Demirspor maçında, tribünlerde küçük bir kız çocuğu olarak ağabeyi ve ablasıyla birlikte yerini almış. “Sonucu hatırlıyor musunuz?” diyorum, “Almıştık maçı tabii. Adana Demirspor kazanmıştı” diyor. İsmini son iki haftadır sık sık duyduk: Semahat Özdoğan Arslaner; Türkiye’nin ilk kadın maç spikeri... Küçük bir çocukken gönlünü kaptırdığı topun marifetlerini, Türkiye’nin ilk kadın futbol spikeri olarak anlatıyor. 11 yıldır TRT radyolarında futbol maçı anlatan, bir çocuk annesi Arslaner, 31 Temmuz akşamı bir ilk daha yaşadı ve Türkiye Spor Yazarları Derneği Ankara şubesinin organize ettiği dörtlü futbol turnuvası için Ankaraspor-Eskişehirspor mücadelesini bu kez televizyonda anlattı. Dört kadın hakemin yönettiği, Ankaraspor’un 5-4’lük galibiyetiyle sonuçlanan maçın ertesinde de bize, kadın futbol spikeri olmayı...

Uzun yıllardır radyoda maç spikerliği yapıyorsunuz zaten. Adınızı bir kez daha gündeme getiren geçen hafta ilk kez bir maçın bir kadının sesinden izlenmesi oldu. Neden daha önce olmadı bu?
Daha önce banttan maç anlatmıştım televizyon için. Ama bu maç canlı olduğu için izleyiciler ve haberci arkadaşların ilgisini çekti. Bu elbette bir gün olacaktı ama kadın hakemlerimizin TSYD maçını yönetmesiyle gündeme geldi. TRT Spor Haberleri Müdürü Yalçın Çetin’in önerisi ve görevlendirmesiyle bu tarihi olay hayata geçti. Spor spikeri olduğum sürece sadece futbol değil, diğer spor branşlarında da anlatımlarım görev verilince devam eder.

Sizin için nasıl bir deneyimdi? Yorumları takip ettiniz mi?
Nasıl geçtiğini anlayamadım, bir anda oldu bitti sanki. Stada gittikten sonra mikrofonu alana kadarki kısım çok hareketli ve yorucu geçti. Basın mensubu arkadaşlar televizyon ve futbol tarihimizde bir ilk yaşandığı için görüntü ve röportaj almak istediler. TSYD Ankara şubesi de plaket töreni düzenlemişti. Tribünlerin en üst kısmında yer alan anlatım yerlerinden sahaya üç-beş tur yapmak zorunda kaldım. Bunları yapıp anlatım yerine gidene kadar maç başlamıştı bile. Bir ara Eskişehirspor Teknik Direktörü arkadaşım Rıza Çalımbay’ın “Maç başladı, hadi yukarı çık’’ dediğini duydum. Koşarak çıktım. Anlatım yerinde de bir ara 10 kişiden fazla olduğumuzu gördüm, kameraman arkadaşlar da işlerini yapmaya çalışıyorlardı. Arkadaşım Kerem Öncel ben soluklanıp mikrofonu alana kadar gayet güzel idare etti. Mikrofon artık benim çok alışık olduğum bir şey, onunla buluşunca heyecanımın yarısı geçti. Ama ilk deneyim çok da istediğim gibiydi diyemem. Ben beğenmedim mesela, asıl performansımı bildiğim için, saydığım nedenlerle gerçek anlatımımı yansıtamadığımdan dolayı üzgünüm. Ama izleyici o kadar olgun ki, bana benden fazla sahip çıktılar. İlk anlatım için iyi ya da kötü demek zaten çok yerinde tespit olmaz.

Futbol gibi popüler bir spor dalında, tarihe geçecek bir konumda olmanız kişisel olarak sizi nasıl etkiliyor?
Çeşitli başlıklar altında ilk olmak, en önemlisi tarihe geçmek muhteşem bir duygu. Bu durum da daha dikkatli, kontrollü ve profesyonelce davranmayı gerektiriyor.

Eşiniz de (Ahmet Arslaner, Mersin İdman Yurdu’nda Serhat Güller’le teknik direktörlük yapıyor) futbol dünyasından... Futbol evin baş köşesinde midir daima?
Hayatımız futbol takvimine göre programlanır. Baş köşede durmakla kalmıyor, hayatımızda, tatil ve diğer planlarımızda da karar mekanizması olarak orada oturuyor. Sporla ilgili televizyon, radyo, gazete ve internet sitelerini sürekli takip etmem gerekiyor. Gündemden koptuğunuz an bir daha yakalamak hem vakit kaybı hem de yaptığı işte kendini aşmaya çalışan bir insan için büyük handikap. TRT 3’te hafta içi her gece 23.30’da 40 dakika süren uzun bir bülten hazırlıyoruz, o programı da sunuyorum.

Yakın kadın arkadaşlarınızla da futbol sohbeti yapar mısınız?
Tabii ki hayır, sevmiyorlar. Onlarlayken konu çocuklarımız oluyor, bir de yemekler...

Bir kadınla bir erkeğin maç sunması arasında ne fark olur sizce? Ya da olmaz mı?
Fark olur ve olmalıdır da. Bir kadının gündelik hayatta erkek gibi olmasını garipsediğimiz gibi, erkek gibi maç anlatımı da taklitten öteye gidemez. Hatta bir kadın futbolcu da kadın gibi oynar. Estetik ve güzel hareketleri vardır.
Sizi birinci lig maçlarında da spiker olarak görür müyüz? Sunmayı hayal ettiğiniz bir karşılaşma var mı?
Maçların yayın hakkı TRT’de olduğunda tabii görürsünüz. Sunmayı hayal ettiğim maçsa milli takımımızın farklı galip geleceği bir karşılaşma. Çünkü taraf tutarak anlatacağım tek maç olur bu ve galibiyet coşkusunu izleyenlerle doya doya paylaşabilirim. Radyodan sunumlarım devam ediyor, önümüzdeki pazar 21.00’de Kayserispor-Gaziantepspor maçı anlatacağım.

Takip ettiğiniz yabancı takımlar neler?
Real Madrid ve Chelsea maçlarını takip ederim, beğenerek izliyorum.