İlk Zooloji Müzesi ziyaretçilerini bekliyor

İlk Zooloji Müzesi ziyaretçilerini bekliyor
İlk Zooloji Müzesi ziyaretçilerini bekliyor
1933 yılında kurulan türkiye'nin ilk zooloji müzesi'nde, sürüngenlerden memelilere, kuşlardan omurgasızlara kadar toplam 2 bin 34 tür sergileniyor

İstanbul Üniversitesi (İÜ) bünyesinde 1933 yılında kurulan Türkiye’nin ilk Zooloji Müzesi’nde, sürüngenlerden memelilere, kuşlardan omurgasızlara kadar toplam 2 bin 34 tür sergileniyor.

İÜ Zooloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Oya Özuluğ, Türkiye’nin ilk Zooloji Müzesi’yle ilgili bilgi verdi.

Özuluğ, İÜ’nün Vezneciler Yerleşkesi’ndeki müzenin, sergi ve koleksiyon olarak iki bölümden oluştuğunu, sergi bölümünde yaklaşık bin 500’ü böcek olmak üzere toplam 2 bin 34 türün yer aldığını kaydetti.

Türler arasında en önemlilerinden birinin "hatteria punctata" türü olduğunu belirten Özuluğ, Yeni Zelanda yakınlarındaki bir adada yaşayan türün dünyadaki zooloji müzelerinin sadece birkaçında olduğunu ifade etti.

Yrd. Doç. Dr. Özuluğ, yakın geçmişe kadar Anadolu’da yaşadığı bilinen ve günümüzde nesli tükenmiş olan "Anadolu parsı"na (panthera pardus tulliana) ait postun da müzede sergilendiğini belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

"Müzede, Alaska geyikleri (alces alces) ile boz ayı (ursus arctos), echidna, kanguru, su aygırı ve fil kafa iskeletleri, tapir iskeleti ve timsahlar gibi çok farklı karasal kıtalara ait örnekler var. Aynı zamanda müzede yaklaşık olarak 143 kuş türü sergileniyor. Türler arasında ötücü, sucul, gündüz ve gece yırtıcı kuşları yer alıyor. Sergilenen kuş örneklerinin bir kısmı Yıldız Sarayı’ndan dolapları ile birlikte müzemize miras kaldı. Ayrıca müzede, omurgasız hayvanlara ait örneklerin yanı sıra 4 ya da 5 aylık dönemde düşük sonucu oluşmuş bir insan fetusu da var."

"İstanbul’un gündüz kelebekleri"
Özuluğ, koleksiyonda bulunan en eski örneğin, 1910 yılında İstanbul Kartal’dan toplanmış ve türü henüz tespit edilememiş bir böceğe ait olduğunu bildirdi.

Zooloji Müzesi’nin koleksiyon bölümünde oldukça eski ve önemli örnekleri barındırdıklarını ifade eden Özuluğ, Türkiye faunasına ait böceklerin, kuşların, memelilerin ve Türkiye denizlerine ait omurgasızların mevcut oluğunu kaydetti.

Müzenin ilk yöneticilerinden Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig’in zamanında toplanmış böcekler ile Prof. Dr. Atıf Şengün’ün "İstanbul Gündüz Kelebekleri" adlı eserinde yayınlanan kelebek örneklerinin de müzede yer aldığını ifade eden Özuluğ, sözlerine şöyle devam etti:

"Türkiye denizlerinden toplanan bentik omurgasızlara ait 878 kayıtlı kavanoz mevcut. Elimizde bentik omurgasızlara ait en eski örnek 1945, en yeni örnek ise 1971 yılına ait. Kuşlara ait koleksiyonda 126 türden 329 örnek bulunuyor. En eski örnek ise 1940 yılında Büyükçekmece’den yakalanmış sturnus vulgaris. Koleksiyonlarda memeli hayvanlar çok çeşitlilik gösteriyor. Bu gruba ait en eski örnekler ise 1942 yılında Adana ve Diyarbakır’da yakalanmış tilki (vulpes sp) ve Antalya’da yakalanmış çakala (canis aureus) aittir. Memelilerde sayı bakımından en büyük koleksiyon ise kemiriciler (rodentia) ile yarasalardır (chiroptera)."

"Bakım, bilgiden çok yetenek isteyen bir iş"

Yrd. Doç. Dr. Oya Özuluğ, müzedeki eserlerin korunmasını, nemsiz bir ortamda, sabit ısıyla yaptıklarını ve özellikle doldurulmuş olan tür örneklerini kapalı olarak muhafaza etmeye çalıştıklarını belirtti.

İskeletlerin biraz daha dayanıklı olduğu için onları açıkta sergilediklerini ifade eden Özuluğ, yılda bir ya da iki kez özel fırçalarla iskeletlerin tozlarını aldıklarını ve bu şekilde bakımlarını yaptıklarını kaydetti.

Müzeyle ilgilenecek elemanın yetiştirilmesinin de kolay olmadığını dile getiren Özuluğ, bakım ve korumanın bilgiden çok yetenek isteyen bir iş olduğunu, hayvan doldurma ve onu tekrar şekline kazandırma gibi işlerin altyapı gerektirdiğini anlattı. Özuluğ, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu sene İÜ’de ’müze teknikleri’ adında yeni bir ders vermeye başladık. Bu kapsamda, öğrenciler, iskelet yapımını, hayvan doldurmayı ve omurgasız hayvanların nasıl bir ortamda sergileneceği üzerine dersler görüyorlar. 4 saatlik
dersin bir saatinde teknik bilgi veriyoruz. Geri kalan 3 saatte ise laboratuvarlarda uygulama yaparak öğrencilerin aktif katılımlarını sağlıyoruz."

"Bilim insanları koleksiyonlardan yararlanabilir"

Yrd. Doç. Dr. Oya Özuluğ, Zooloji Müzesi’nin sergi kısmının ziyaret edilebildiğini, koleksiyon bölümünün vatandaşlara açık olmadığını belirterek, bilim insanlarının isterlerse araştırmalarında koleksiyonlardan yararlanabileceğini söyledi.

Zooloji Müzesi’nin randevulu olarak ziyaretçilere açıldığını ifade eden Özuluğ, müzeyi yılda yaklaşık olarak 3 bin kişinin ziyaret ettiğini ve ziyaretçilerin çoğunlukla anaokulları, ilk ve orta dereceli okul öğrencilerinden oluştuğunu dile getirdi.

Zooloji Müzesi’nin tarihçesi

"Zooloji Müzesi, 1933 üniversite reformundan sonra kurulmuş, İsviçre’de doçent olan Andre Naville, Ordinaryus Profesör olarak Hayvanat Enstitüsünün direktörlüğüne getirilmişti. Süleymaniye Müftülük bahçesindeki Hayvanat Enstitüsüne ait bina tamamlanmış, büyük kanadı botanik, küçük kanadı ise zooloji binası olarak tahsis edilmiş ve bu bölümde bir de küçük Zooloji Müzesi
kurulmuştu.

Naville’nin 1937 yılındaki ani ölümünden sonra yerine tayin edilen Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig, görev süresince Anadolu faunasını belirlemeye yönelik saha çalışmalarına ağırlık verdi. 15 yıl süren Anadolu fauna çalışmalarının ardından, Türkiye memeli hayvanları, kuşları, sürüngenleri, kurbağaları, balıkları ve çok sayıda omurgasız hayvan sınıfları toplandı ve müzeye kazandırıldı.

Curt Kosswig görevini 1954 yılında tamamladıktan sonra kürsü başkanlığına Prof. Dr. Fazıla Şevket Giz getirildi. Prof. Dr. Giz’in kürsü başkanlığında 1957 yılında Zooloji ve Botanik binasının üst katları yıktırıldı. Zooloji Müzesi’nin de içinde yer aldığı 2. Zooloji kürsüsü yerinden ayrılmak zorunda kalırken, Zooloji Müzesi’ndeki materyaller uzun yıllar Kuyucu Murat Paşa Medresesi’nde depolandı. 1960 yılında Prof. Dr. Atıf Şengün’ün dekanlığı sırasında bugünkü zooloji binasının temelleri atıldı ve bina 1973 yılında tamamlandı.

Prof. Dr. Dinçer Gülen’in öncülüğünde, birçok müze materyali temizlenip, onarım görerek bugünkü haline getirildi. Müzenin yeniden açılışı 1989 yılında yapıldı ve 32 yıl gibi uzun bir aradan sonra Zooloji Müzesi, Vezneciler’de biyoloji binasının en üst katında tekrar hayata döndü.(aa)