İmana davet (!)

Shyamalan'ın üzerinde kafa patlattığı başlıca iki mesele var; sinemanın görsel grameri ve yaşamın ilahi mekanizması. Signs / İşaretler'le birlikte iyice netleştiği üzere, ilkinde, ikincisine göre çok daha başarılı.
Haber: YEŞİM TABAK / Arşivi

Shyamalan'ın üzerinde kafa patlattığı başlıca iki mesele var; sinemanın görsel grameri ve yaşamın ilahi mekanizması. Signs / İşaretler'le birlikte iyice netleştiği üzere, ilkinde, ikincisine göre çok daha başarılı.
İnsanoğlunun sorduğu en eski, içinden çıkması en zor soruya, bizi gözeten, tesadüflerin ötesinde bilinçli bir sistemin, temelde Tanrının var olup olmadığı sorusuna ayaküstü sohbetlerde ortaya atılacak argümanlarla 'cevap veriyor'. TRT'nin kült programlarından İnanç Dünyası'nın jeneriğindeki hızlandırılmış çiçek açma görüntüsü sizi bugüne kadar ilahi bir güce ikna edemediyse, bir de Shyamalan'a kulak verebilirsiniz!
"Her işte bir hayır vardır"
Şu sıralar MovieMax'te gösterilen ikinci filmi Wide Awake / Joshua'nın Arayışı'yla İşaretler arasındaki temasal benzerlik şaşırtıcı. Bir Shyamalan filmi olduğuna inanmak istemeyeceğiniz kadar sıkıcı ve alelade bir 'aile filmi' olan Wide Awake'te, çok sevdiği dedesini kaybeden küçük bir çocuk, onun akıbetini merak ederek Tanrıyla bağlantı kurmaya, tabii bunun için de evvela Tanrıyı bulmaya çalışıyor. Birtakım 'işaretler' aldığı 'altıncı hissine' kapılarak, aslında ruhumuzun hep yaşadığı, bir anlamda 'ölümsüz' olduğumuz sonucuna ulaşıyor. Dedenin çocukluğunun, torunundan başka kimseye görünmeyen hayalet suretinin rehberliğiyle ve hali hazırdaki küçük oğlan çocuğuyla, Wide Awake, Shyamalan'ı zirveye taşıyan Altıncı His'i de epey andırıyor.
Sırasıyla Altıncı His, Ölümsüz ve İşaretler olmak üzere üç filmle devam eden sonraki kariyeri, Wide Awake'teki fikirlerin gerilim türüne uyarlanmış hali gibi. Ne var ki, İşaretler öncesinde, çok daha ilginç, daha yaratıcı çözümlerle işin içinden çıkmıştı. Şu an itibarıyla ise, Shyamalan'ın etrafında dönüp durduğu ve üstelik de muazzam bir stilizasyonla döndüğü için olduğundan ağır gözüken cevaplar, filmin yükünü çekmede ancak taşıma su kadar etkili olabilmiş. Elimizdeki son örnekten yola çıkarsak, İşaretler'de, "Her işte bir hayır vardır, demek ki biri bizi kollayıp gözetiyor" şeklinde beliren temasal takıntıları, bir auteur sinemasını sürükleyip götürecek çapta değil. Hatta aynı yeri ateşleyici alarak üretmeye devam ederse, bir sonraki filminde yakıt göstergesinde kırmızı ışık yanmaya başlayabilir. İnsan ister istemez, anlatım gücünü gayet sıradan muhafazarlıklarla heba ettiğini düşünmeye başlıyor. Kaldı ki, muhafazakarlığın çarpıcı, alışılmışın dışındaki tezahürleri bile yeğdir. En azından kışkırtıcılığıyla daha derin bir çentik atar.
Balon etkisi
Shyamalan'ın kuru felsefi atakları filmin altına gevşek bir zemin döşese de, İşaretler, üslubuyla ağırlığını koyan bir film. Ortalamanın çok üzerinde bir 'gerim gerim gerdirme' ve kendine bağlama becerisinin mahsulü. Yaratıcısının parmak izlerini de her yerinde taşıyor. Shyamalan'ın ustası, hakkında edilen her çift lafta da gündeme geldiği üzere Hitchcock. Onun objelerle, sonrasında kullanılmak üzere kurduğu, detaycı ve işlevsel ilişki, Shyamalan'da da başından beri belirgin. Karakterlerin farklı objeler üzerine yansıyan görüntüleri, usulca hareket eden kamera, soğuk renkler, dikiş izlerinin görünmediği bir kurgu, sükûnetin içinden tırmanarak her türlü paranoyaya ardına kadar kapı açan ve görülen tedirgin edici unsurdan çok onun karakterler üzerinde yarattığı allak bullak edici etkiye dayanan bir gerilim anlayışı, birer Shyamalan klasiği olarak İşaretler'de de nefes kesiyor. Üstüne üstlük tüm bu keskin etkinin, film, ekin tarlalarına "yoksa acaba uzaylılarca mı bırakılan" devasa izler gibi çoktan deşifre edilerek bayatlamış, üzerine su serpilmiş bir gizemden feyz aldığı halde oluşabilmesi de, ayrıca takdire şayan. İşaretler, her karesinde, bilhassa da Shyamalan'ın 'sürpriz son' alışkanlığına önceki filmlerinden şerbetli olan seyircilerin maksimum dikkatini üzerine çekiyor. (Gerçi bu kez son, sürpriz hissinden çok "helal olsun, nasıl bağladı!"ya talip.) Her şeyi sindire sindire giden ve hikayeye 'pahada da ağır' havası katan onca sinemasal şıklığın üfürükten bir kelama hizmet ettiğini fark etmek ise, ister istemez bir balon etkisi yaratıyor.
İŞARETLER / SIGNS
Yönetmen: M. Night Shyamalan Senaryo: Shyamalan Oyuncular: Mel Gibson, Joaquin Phoenix, Rory Culkin, Abigail Breslin, Cherry Jones, Shyamalan Görüntü yönetmeni: Tak Fujimoto Müzik: James Newton Howard Süre: 106 dakika
Kişisel bir trajedi yüzünden inancını yitiren rahip Graham Hess, iki çocuğu ve onlara destek olmak için yanlarına yerleşen erkek kardeşiyle birlikte ıssız bir çiftlik evinde yaşamaktadır. Civardaki köpeklerin anlamsız yere saldırganlaşması, Mısır tarlalarına bırakılan ve 1970'lerde görülenleri anımsatan devasa işaretler ve nemenem olduğu anlaşılamayan birtakım adamımsılar, inanmakla inanmamak arasında kalsalar da, uzaylıların teklifsiz biçimde dünyamızı ziyaret ettiğine işaret eder. Gelin görün ki film, uzaylılardan çok, ilahi güce yönelik işaretlerle ilgili. Shyamalan da, alışkanlığı olduğu üzere kamera karşısına geçmiş fakat, bu kez büyükçe ve kilit bir rolü var. Meğer iyi bir oyuncu değilmiş. Kastın geri kalanı ise çok sıkı iş çıkarıyor. Filmin etkileyici müziklerine imza atan Howard, daha önce de Altıncı His ve Ölümsüz'de Shyamalan'la çalışmıştı.
KANLI PAZAR / BLOODY SUNDAY
Y: Paul Greengrass O: James Nesbitt, Tim Pigott-Smith, Nicholas Farrell, Gerard McSorley. 107 dk.
Film, 1972'de Dublin'de 600 bin İrlandalı'nın katıldığı, İngiliz güçlerinin provakasyonu sonucu onlarca insanın ölümüyle sonuçlanan protesto yürüyüşünü, trajedinin yaşandığı 'kanlı pazar'ı, tamamen duyguları şahlandırmaya yönelik bir dille anlatıyor. Yönetmen Greengrass'ın sık sık kullandığı karartmalar, ani kesmeler, filmi oldukça dinamik ve çarpıcı bir görselliğe taşıyor. Şunu belirtelim, film kamerasını haliyle her iki tarafa da çevirse bile, elbette tam olarak belgesel tadını yakalamaya çalışmıyor. İngiltere'yi mahkum eden tavrını gayet sert biçimde ortaya koyuyor. Berlin'de Altın Ayı, Sundance'te izleyici ödülü alan Kanlı Pazar, birkaç hafta önce New York Film Festivali'nde de gösterildi. Görmeye çalışın.