İmparatorluğun 'kale'leri

Salt Galata'da açılan 'Yerelde Modernler' sergisi hem 'Soğuk Savaş'ın gizlediği muhteşem işleri gün yüzüne çıkarıyor hem de bir 'Sovyet İmparatorluğu'ndaki dönüşümün izini sürüyor.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Bir ülkenin tarihini okumak için birçok yol var. Toplumun çeşitli sınıflarına, bu sınıfların birbirleriyle girdikleri mücadelelere ve yaşadıkları dönüşümlere bakarak bir ülkenin tarihini anlayabiliriz. Ya da ekonomideki yapısal dönüşümleri, sermayenin nerede toplandığını ve hangi alanlara dağıtıldığını takip ederek de dönüşümün izini sürebiliriz. Peki ya mimari bu tür bir okumanın önemli ayaklarında birisi olabilir mi?
Salt Galata’da açılan ve Stalin sonrası Sovyet mimarisinin dönüşümüne odaklanan ‘Yerelde Modernler’ sergisi bu sorunun yanıtının ‘evet’ olduğuna dair önemli veriler sunuyor bizlere. Sergi Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) 1953’te Stalin’in ölümüyle başlayan ama ağırlıklı olarak 60 ve 70’lerde zirve yapan, 80’lerde ise başka bir boyut kazanan mimari algılarının izini sürerek bu büyük imparatorluğun dönüşümünü de anlatıyor. Seçilen eserler SSCB’ye bağlı 15 cumhuriyette yapılan (yapılamayan) işlerden oluşuyor.
Sergi, Stalin sonrasındaki üretimleri dikkate alsa da eserlerin birisinde not düşülen Stalin’in ‘Biçimde ulusal, içerikte sosyalist’ tanımlamasının sonraki yıllarda etkisini sürdürdüğünü görmek mümkün. Sergilenen ürünler bir bütünlük arz etse de ‘parçalı’ bir takip bu bütünlüğün anlaşılması için daha kolay bir yöntem oluşturacakmış gibi görünüyor. Kruşçev iktidarında başlatılan endüstrileşme hareketi ve buna paralel olarak kurulan konutlar, fabrikalar ve yaşam alanlarındaki endüstriyel estetik ilk ayağı oluşturuyor. Özellikle 70’li yıllardan sonra Batı modernleşmesinin çizgileriyle Sovyet mimari geleneğinin birleştiğini ve kendisine özgü bir modern çizgi yarattığını görüyoruz.
Bir başka bakış açısıyla ‘ortak alanların’ düzenlenmesindeki mimari etkiler ve Sovyet ideolojisinin bütünlüğünü görmek mümkün. Gençlik kampları, evlendirme daireleri, ölülerin ardından yas tutulması için yapılan özel binalar ve bilim müzeleri bunlardan bazıları. Resmi dini olmayan bir toplumda kurulan ortak ritüel alanları serginin ilgi çekici işlerinden.
Son olarak, sergiye kaynaklık eden eserlerin yer aldığı 15 cumhuriyetin dokusunun mimariye nasıl işlediğine bakmak gerekiyor. 60’lı yıllarda merkezi olarak planlanan ama modern mimarinin önemli örnekleri sayılabilecek tasarımlar, 70’li yıllardan itibaren dönüşüme uğruyor ve bulunduğu yerin kültürel motiflerini de barındırmaya başlıyor. Kırgızistan’daki bir kütüphanenin, Özbekistan’daki bir anıtın, Kazakistan’daki bir spor merkezinin modern çizgilerle o kültürü de yansıttığına tanıklık ediyoruz. Sergiye ‘Yerelde Modernler’ adının konulmasını sağlayan da tam bu nokta.
Toparlarsak, ‘soğuk savaş’ boyunca o topraklarda üretilen ve bugün artık mimarlık tarihinin önemli eserleri arasındaki yerini alan eserler; Sovyet tarihi hakkında da bilgiler veriyor bize. On yıla yakın sürede onlarca kişiyle çalışan ve çoğu o dönemin mimarlarının çekmecelerinden çıkan bu işleri bir araya getiren küratör Georg Schöllhammer’in bize sergiyi dolaştırırken “Aslında tek tipmiş gibi zannettiğimiz Sovyet toplumunun, hiç de öyle olmadığını gösteriyor” yorumu serginin bir özeti. Başka bir özeti ise, merkezden planlanan mimariden her cumhuriyetin kendi rengini bulduğu başka bir mimariye geçişteki tarihi Sovyetler Birliği’nin parçalanma tarihi olarak da okuyabiliriz pekâlâ. Salt Galata’nın -1. katında bu sergiyi gezdikten sonra, 3. katta daha çok tasarıma ağırlık veren ve bir tür eleştiri barındıran 80’lerin kâğıt mimarlığına dair işleri ve 1. katta Marina Naprushkina tarafından tutulan günlüklerin görsel olarak aktarıldığı ‘Sovyetler’de günlük hayat !’ temalı çalışmayı görmeyi unutmayın.
İki küçük not ekleyerek bitirelim. Sergi için 1953’te Stalin’in ölümü sonrasına dair yoğun bir vurgu yapılıyor. Ama bunun tam bir kopuşu işaret edip etmediği net değil. Dolayısıyla anlatılan dönemdeki işlerin savaş öncesi mimariden büyük bir kopuş mu olduğunu yoksa devam eden bir dönüşüme mi tekabül ettiği sorusu havada kalıyor. Biz küratör Georg Schöllhammer ile dolaşma fırsatı bulduğumuz için şanslıydık. Ama basına dağıtılan metin de oldukça açıklayıcıydı. Belki sergi ziyaretçilerine bu metin verilebilirse bu ön bilgi onlar için oldukça yararlı olacaktır.
‘Yerelde Modernler’ 11 Ağustos’a kadar Salt Galata’da görülebilir.

Kalebodur- Salt işbirliği


‘Yerelde Modernler’ sergisi Kalebodur ve Salt Galata’nın ikinci işbirliği. Bu işbirliğinin ilk ürünü ‘Modernin İcrası: Atatürk Kültür Merkezi, 1946–1977’ sergisi olmuştu. Sergi Salt için küratör Georg Schöllhammer tarafından, Ruben Arevshatyan’ın
iş birliğinde ve Local Modernities adlı araştırma projesinin temelinde hazırlandı.

Sovyet Mimarisi’ konuşulacak

Dönemin benzersiz başyapıtları ve devasa toplu konut projeleri bir konferansta ele alınıyor. Konferansta, kamusal mekânları sosyalist fikirlerin birer simgesi haline getiren şehir planlama tasarıları incelenecek. 11 Mayıs 11.00-17.30 SALT Galata Oditoryum.