'İnce hastalık' hâlâ can alıyor

'İnce hastalık' hâlâ can alıyor
'İnce hastalık' hâlâ can alıyor

Veremin çok özel belirtileri yok ancak 15-20 günde geçmeyen öksürük dikkate alınmalı. Hastalık mikrobu öksürük ve hapşırıkla saçılıp hava yoluyla bulaşıyor.

Bugün başlayan Verem Savaş Haftası tabloyu hatırlattı: Özellikle yarım bırakılan tedaviler yüzünden Türkiye 'kronik ve dirençli veremliler ülkesi'ne dönüşmek üzere!
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Dünyada bir tek etkene bağlı tedavisi olmasına rağmen, en çok ölüme yol açan hastalık verem. Her yıl tahminen 8.9 milyon kişi bu hastalığa yakalanıyor, her yıl 1.6 milyon insan bu hastalıktan yaşamını kaybediyor. Dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri tüberküloz mikrobuyla enfekte ve bu kişilerin yüzde 10’unun yaşamlarının bir döneminde vereme yakalanacağı tahmin ediliyor. Türkiye’deyse Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2007’de verem savaş dispanserlerinde yüzde 65’i erkek, yüzde 34’ü kadın olmak üzere 21 bin 663 kayıtlı verem hastası bulunuyor.

Vücutta uyuyan mikrop var
Veriler böyle diyor ama Türkiye Ulusal Verem Savaş Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Ferit Koçoğlu, aslında Türkiye’de kaç verem hastası olduğunun bilinmediğini söylüyor. Verem savaş dispanserleri kayıtlarına göre her yıl 20 bin civarında yeni hasta tedaviye alınıyor. Bu hastaların yaklaşık 2 bini tedavisini yarım bırakıyor. Tedavisini yarım bırakan bu hastalar ancak birkaç yıl yaşayabiliyor.
Prof. Dr. Koçoğlu, tedaviyi yarım bırakanlar da düşünüldüğünde yıllık verem hastası sayısının 30 bin civarında olabileceğini ancak bunun da dispanser kayıtları olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguluyor.
“Hiç teşhis edilmemiş veya başka kuruluşların tedavisi altında hastalar olduğunu düşünürsek bu sayının daha fazla olması beklenir. Tedavisini yarım bırakan hastalar esas tehlike. Toplum içinde serbestçe dolaşıyor ve birçoğu ilaçlara dirençli mikroplar saçıyor” diyen Koçoğlu, hastalığın dünyada da, ülkemizde de hâlâ önemli bir sorun olduğuna ve daha uzun yıllar sorun olmaya devam edeceğine dikkat çekiyor.
Koçoğlu, “Çünkü her üç-dört insandan birinin vücudunda uyur durumda verem mikrobu bulunuyor. Bu durumdaki insanların yüzde 10’u bünyelerinin zayıf düşmesi sonucu, hayatlarının bir döneminde hastalanıyor. Yani 2 milyar insanda verem mikrobu bulunduğuna göre 200 milyon kişide önümüzdeki yıllarda hastalık tablosu gelişecektir. Veremi tetikleyen AIDS’in yaygın olduğu ülkelerde hastalık çok daha fazla görülüyor. Bir hasta teşhis edilinceye kadar 5-10 kişiye mikrop bulaştırıyor. Özel koşullarda (okullar, askeri birlikler, cezaevleri gibi kalabalık ve sıkışık yerler) bu sayı çok daha fazla olabiliyor. Bulaşma açısından en riskli gruplar hastayla aynı evde yaşayanlar” diye anlatıyor.

Personel sıkıntısı
Veremin ülkemizde kontrol altına alınamayışının belli başlı nedenleri var. Koçoğlu özetliyor: “Aile hekimliği sistemi içinde verem savaş dispanserlerinin yeri belirsiz. Personel zorla veya yüksek ücretlerle aldatılarak dispanserlerden ayrılıyor. Hastayı kim tedavi edecek, kim izleyecek, yakınlarını kim kontrol edecek? Dispanserler olmazsa tedavisini yarım bırakan hasta oranı çok yükselecek, Türkiye, ‘kronik ve dirençli veremliler ülkesi’ne dönüşecek. Ayrıca tedaviye uyum göstermeyen hastaların, hastaneye zorla yatırılarak tedavisi için bakanlığın inisiyatif alması gerekir.  Umumi Hıfzıssıhha Kanunu (Madde 119) buna olanak tanıyor.”