'İnsan yaşadığı gibi düşünüyor'

'İnsan yaşadığı gibi düşünüyor'
'İnsan yaşadığı gibi düşünüyor'
Yeni sergisinde günlüklerini, sanatı ve tıbbı bir araya getiren Doğu Çankaya, "Sanat da tıp da insanla ilgili. Semptomları algılıyor, yorumluyor. Teşhisler koyuyor, tedavi uyguluyorlar" diyor.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Doğu Çankaya dördüncü kişisel sergisi ‘Doğu’nun Günlükleri’nde tıp ve sanatı bir araya getiyor. Sanatçıya göre; “Günümüzde sanat ve tıp bilimindeki bunca gelişmeye rağmen, tıbbın semptomları, sanatın imgeleri, mecazları, göstergeleri temel olarak değişmemiştir çünkü ortak payda hep aynıdır: İnsan”dır. Bu fikirle hareket eden Çankaya, resim ve heykellerinde kendine ait cümleleri de ortaya koyuyor. Günlüğünü sanatına dahil ediyor.
Tıpla resmin ortak noktasını bulma fikri nasıl ortaya çıktı?

Bilimsel ve sanatsal üretim süreci temelde aynı, uygulamada farklı olan disiplinleri ve kavramları kullanır. Her ikisi de yaşam biçiminiz olduğunda, iç içe geçmeleri, birbirlerini desteklemeleri, birbirleriyle çatışmaları hatta birbirlerini kıskanmaları da kaçınılmaz oluyor. Bu ‘didişme’ yorucu olsa da bir o kadar da besleyici. Çünkü insan düşündüğü gibi yaşamıyor, yaşadığı gibi düşünüyor.
Peki, bu iki pratik, tıpla resim hangi noktalarda birbirini çağrıştırıyor?
Teorik olarak bakıldığında ikisi de insan ile ilgileniyor. Semptomları algılıyor ve yorumluyor. Teşhisler koyuyorlar ve kendi açılarından uygun tedavileri uyguluyorlar. İşaretleri doğru yorumlama doğru soruları sormayı sağlıyor, doğru sorular doğru teşhisi koyduruyor ve bu da bizi doğru tedaviye ulaştırıyor. Aynı durum resim için de geçerli. Biraz daha geniş açıdan bakarsak; sanat tarihi ile tıp tarihinin ne kadar paralel ilerlediğini de görebiliriz.
Tıp denince insanın aklına klinik, deneme-yanılmadan muaf olması gereken, kuralların belli olduğu bir alan geliyor. Siz algının tam tersini mi çıkış noktası yaptınız işlerinizde?
Hayır hayır. Tıp: deneme-yanılmanın hiç bitmeyeceği bir bilim . Bilimin olmazsa olmazı budur. Tıpkı sanatın da olmazsa olmazının deneme-yanılma olması gibi. Dolayısıyla bu sergideki resimler ve heykeller de bu deneme-yanılmaların bir derlemesi.
Çalışma yönteminiz... Sergideki resimler, planlı bir çalışmanın mı, yoksa daha içgüdüsel bir sürecin mi sonunda ortaya çıktı?
Kendimi bildim bileli resim-heykel yapıyorum. Son 20 yıldır da neredeyse her gün ortalama 8 saat çalışıyorum. Yani planlı ve disiplinli olmaya çalışıyorum.
Serginin ismi ‘Doğu’nun Günlükleri’, işlerde de 15 yıl önce yazdığınız bir şiir yer alıyor. Bu kadar kişisel ayrıntılara girmek nasıl bir süreç oldu sizin için?
İşlerimde simgesel olarak çoğu zaman yazı, harf ve sayılar kullanıyorum. İlk defa bu sergi de bu değerleri yalnızca resimsel bir değer olmasının yanında, tamamen bana ait cümleler-dizeler olarak kullanmayı denedim. Bu da kişiselleşme ile sonuçlandı. Ve bundan dolayı da serginin ismi “Doğu’nun Günlükleri” oldu.
İzleyiciye kendi yorumunu yapması için bırakılan alan, daha önceki serilerinizde de ilginizi çeken bir konu muydu?
Böyle bir “alan” görmeniz beni şaşırttı. Sizin bu yorumunuzu ilginç buldum. Sanırım en doğru yanıt izleyicide olmalı.
Doğu’nun Günlükleri 14 Ekim’e kadar Galeri/Miz’de ziyaret edilebilir.


    ETİKETLER:

    sanat

    ,

    Resim

    ,

    Yaşam

    ,

    Galeri

    ,

    Pratik

    ,

    Bilim

    ,

    Şiir

    ,

    sergi

    ,

    zaman

    ,

    paralel

    ,

    Çankaya

    ,

    deneme