Irak'ta sır operasyon

Meğer Türkiye zamanında neleri göze almış. 1958'de Irak Kralı Faysal, General Kasım'ın darbesiyle devrilince Genelkurmay'ın
'Irak'a...
Haber: ERDAL GÜVEN / Arşivi

Meğer Türkiye zamanında neleri göze almış. 1958'de Irak Kralı Faysal, General Kasım'ın darbesiyle devrilince Genelkurmay'ın 'Irak'a askeri müdahalede bulunarak meşru nizamın sağlanmasını' tasarlaması gibi... Bu uğurda Rusya'yla savaş olasılığını bile umursamamak gibi... Bu kadar da değil. Gizli bir operasyonla Faysal ve adamlarını kurtarmak amacıyla Ürdün'e uçak indirmek gibi...
Hepsi vakıa. Ayrıntıları Aslında Hiç Kimse Uyumuyordu adlı kitapta. Özel Harp Dairesi Lojistik Şube Müdürü Binbaşı İsmail Tansu'nun
kaleme aldığı kitap, aslında Kıbrıs'ta EOKA'ya karşı Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) kuruluşunu anlatıyor. Tansu 'kurucu subay'lardan. Ancak bir ara parantez açıp tanık olduğu 'tarihi bir konuşma'dan ve ardından kendisinin de dahil olduğu heyecanlı
gelişmelerden bahsetmeden geçemiyor Tansu!
Irak'ın Türk dış politikasının gündeminde ağırlığını bir kez daha hissettirdiği bugünlerde 44 yıl önce yaşananlar doğrusu başka bir anlam kazanıyor.
Şimdi ben aradan çekilip sözü Binbaşı Tansu'ya bırakıyorum...
'Göreve hazırım paşam!'
8 Temmuz 1958 günü Irak'ta General Kasım tarafından yönetilen bir askeri ihtilal yapılmıştı. Aynı gün (Özel Harp Dairesi) Başkanımız Daniş Karabelen Paşa, acele Genelkurmay'a çağrılmış ve dönüşünde bana şunları anlatmıştı:
"Çok kritik bir gündeyiz. Hükümet ve Genelkurmay çok hareketli. Irak'a askeri müdahale düşünüyorlar. Güneydoğu'da askeri birlikler hareket halinde. Müdahale gerçekleştiği takdirde dairemize düşen görevler sözlü olarak tebliğ edildi, not aldım. Ayrıca Irak'a bir hava operasyonu planlanıyor ve bu operasyona bizden de bir subayın katılması isteniyor. Bu operasyonla Irak Kralı Faysal, Kraliyet Naibi Abdullah ve Başbakan Nuri Said Paşa'nın kurtarılması amaçlanıyor. Şu an Irak'taki gerçek durum bilinmiyor. Irak devlet adamlarının akıbetleri de belirsiz, öğrenilmeye çalışılıyor."
Daniş Paşa'nın konuşmalarından, Genelkurmay tarafından dairemizden istenen subayın belirlenmesinde güçlük çektiğini anlamıştım. Tereddüt etmeden "Paşam, biz ne güne varız, göreve hazırım, Genelkurmay'a adımı bildirebilirsiniz," diyerek onu sıkıntıdan kurtarmıştım...
Çok nazik günler
Huzuruna çıktığımda (Genelkurmay İkinci Başkanı) Salih Coşkun Paşa şöyle konuşmuştu:
"Irak'taki ihtilal hareketinin gerçek durumunu ayrıntılarıyla tespite
çalışıyoruz. Bu gece saat 21.30'da burada operasyona katılacak öteki subaylarla birlikte toplantı yapacağız. Bu toplantıda operasyonun kesin şekli belli olacak, son talimatı o zaman vereceğim."
Bu sırada Salih Paşa'nın odasına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun girmişti. Salih Paşa'nın beni tanıtmasından sonra Erdelhun Paşa, "Demek sensin, memnun oldum. Bu çok dikkatli olunmasını gerektiren bir görev. Başarıyla sonuçlandırmanızı diliyorum," demişti.
Bundan sonra iki paşanın aralarında ayaküstü şu konuşmalar geçmişti:
Erdelhun Paşa: Durum çok kritik paşam, Irak ihtilalinin ne suretle geliştiği hâlâ açıklığa kavuşmadı. Çelişkili haberler
geliyor. İhtilalin lideri General Kasım'mış. Kral ve öteki devlet adamlarının durumları belirsiz. Gerekirse yapılacak askeri müdahale için hazırlıklar ilerliyor. Ancak hükümet henüz kesin kararını vermedi. Durumu siz nasıl değerlendiriyorsunuz paşam?
Coşkun Paşa: Evet çok nazik günler geçiriyoruz. Ortadoğu karışabilir. Batılı devletlerin ve Rusya'nın olayı dikkatle izledikleri kuşkusuz. Bağdat Paktı dolayısıyla Irak'la aramızda ittifak bağlantısı var. Orada dost bir hükümet iktidardaydı. İhtilalciler başarılı olurlarsa bizim için tehlikeli olabilir. Ülkemizin çıkarları Irak'ın dost hükümetlerce
yönetilmesini gerektiriyor. Bu sebeple ben eğer Irak devlet adamları, kendilerine sadık askerler tarafından korunmakta iseler, Irak'a askeri müdahalede bulunarak meşru nizamın devamını sağlamalıyız görüşündeyim. Rusya bu hareketimizi bahane ederek bize saldıramaz kanısındayım. NATO bizi yalnız bırakmayacaktır. Çünkü Irak, coğrafi konumu
itibarıyla Batılılar için de çok önemli. Halen atom silahlarında Batılı müttefiklerimiz üstünlüğe sahip. İleride ne olacağı bilinemez. 10-15 sene sonra Rusya atom silahlarında eşitlik, belki de üstünlük sağlayabilir. Bu takdirde bizim ve Batılı devletlerin işi daha da zorlaşır. Ben Irak'ın yeni yöneticilerinin Rusya ile anlaşmasından ve onların nüfuz alanına kaymasından endişe etmekteyim.
Erdelhun Paşa: Önce Irak devlet adamlarının nerede ve ne oldukları belli olsun. Durumu değerlendirir, görüşümüzü tespit eder, hükümete bildiririz. Bu çok önemli tarihi kararı hükümet verecek.
Coşkun Paşa: Evet paşam çok doğru. Bekleyelim, görelim.
'Kralı hemen Ankara'ya getirin'
Aynı gün akşam saat 20.00'de Coşkun Paşa evime telefon ederek saat 21.30'da makamındaki toplantıda hazır bulunmamı emretmişti. Belirlenen saatte Coşkun Paşa'nın özel kalemine gittiğimde operasyona katılacak öteki iki subay oradaydı. Biri Genelkurmay'dan Kurmay Binbaşı Fikret Elbizim, öteki yine Özel Harp Dairesi'nde yedek subay Teğmen Çelik Sınal'dı ve operasyona tercüman olarak katılıyordu. Coşkun Paşa şunları söylemişti:
"Devletimiz için çok önemli ve tarihi bir görev üstlendiniz ve inşallah başaracaksınız.
Irak'tan bu saate kadar ihtilalin başarı durumu ve devlet erkanının ne oldukları hakkında kesin bir haber alınamadı. Sağ olsalar bile nerede oldukları bilinmiyor. Bu durumda uçağın Irak'ta ineceği yeri tespit etmek mümkün değil. Bu nedenle operasyonun Irak topraklarındaki bölümünü iptal ettik. Yalnız Ürdün'ün başkenti Amman'a uçacaksınız. Irak devlet adamlarının Ürdün'e sığınmış olabileceklerine dair haberler var. Ürdün hükümetiyle Amman Büyükelçimiz Mahmut Dikerdem operasyondan haberdar edilmiştir."
İsrail hükümetinden de hava sahalarından geçiş izni alınmıştır. Uçarken nereden gelip nereye gittiğinize dair sorulacak sorulara hiçbir cevap verilmeyecek. İsrail üzerinden uçarken de yalnız uçuş izni numarası verilecektir.
Kral ve beraberindekileri Ürdün'de bulursanız, onları alıp hemen Ankara'ya getireceksiniz. Bu hususta Ürdün hükümetiyle gerekli anlaşma yapılmıştır. Kral ve öteki devlet adamları henüz Ürdün'e sığınmamışsa durumları aydınlanıncaya kadar Amman'da bekleyeceksiniz. Irak Genelkurmay Başkanı'nın
bugün ziyaret için geldiği Amman'da olduğunu biliyoruz. Onu da Ankara'ya getireceksiniz.
Irak'taki ihtilal hareketi Ürdün'e de bulaşmış olabilir. Dikkatli olmalısınız. Ürdün'deki siyasi durumu, Irak ihtilalinin Ürdün'deki yankılarını ve Kral Hüseyin'in tutumunu tespit edin. Ürdün hükümetine resmi temsilci olduğunuzu bildirdik.
Her ihtimale karşı uçağa iki makineli tüfek koydurdum. Amman Havaalanı'na inmeden önce birkaç tur atarak aşağıyı inceleyin, bir karışıklık ve harekat olup olmadığını tespit edin. Güvenliğinizden emin olursanız hava alanına inersiniz. İndikten sonra bir tecavüze uğrarsanız da hemen havalanırsınız. Ateş edilirse karşılık verirsiniz. Giderken tabancalarınızı da yanınızda bulundurun.
Söyleyeceklerim bu kadar. Dikkatli olun. Uçağınız yarın sabah saat 8.00'de Etimesgut Havaalanı'ndan kalkacak. Başarılar diliyorum, yolunuz açık olsun."
Mahmut Dikerdem karşıladı
Ertesi gün saat 8.00'de havalanmıştık. Kıbrıs Adası'nın doğusundan güneye doğru uçarken, iki İngiliz jet uçağı etrafımızda dönmeye başlamıştı. Sorularını cevapsız bırakmıştık. Bizi beş dakika kadar takip ettikten sonra uzaklaşmışlardı. İsrail üzerinden geçerken bir sorun olmamıştı. Uçuş iznini bildirerek geçmiştik.
Amman Havaalanı sakindi. Birkaç tur attıktan sonra tedbirlerimizi alarak alana indik. Biz uçaktan inmeden, terminalden uçağa doğru çoğunluğu sivil bir heyet yaklaşıyordu, düşmanca bir tavırları yoktu. Tabancalarımızı kılıfına koyduk, belimize taktık ve uçaktan indik.
Bizi karşılayanlar Ürdün hükümeti yetkilileriydi. İçlerinden üçü de bakandı. Terminale geldiğimizde bize çok sıcak yakınlık göstermişler ve ikramlarda bulunmuşlardı. Türkiye'nin Amman Büyükelçisi Mahmut Dikerdem de bizi karşılayanlar arasındaydı.
Büyükelçiliğe geldiğimiz sırada kötü haber de elçiliğe ulaşmıştı. Saray basılıp Irak Kralı Faysal ve ailesi, ihtilalci subaylar tarafından öldürülmüştü. Irak Başbakanı Nuri Sait Paşa da sığındığı bir evden çarşaf örtünerek kadın kıyafetinde kaçarken ihbar üzerine yakalanmış ve öldürülmüştü.
Ürdün'de olduğunu sandığımız Irak Genelkurmay Başkanı ihtilal yapıldığından habersiz, bizim Amman'a gelmemizden önce Irak'a dönmüş olduğundan yakalanmış ve idam edilmişti.
Türkiye'nin prestiji yükselecekti
Ürdün'den elimiz boş dönecektik. İki gün kaldık. Salih Coşkun Paşa'nın istediği istihbaratı yaptık. Biz Ürdün'den ayrılmadan önce Ürdün Kralı Hüseyin'e karşı düzenlenmek istenen bir darbe teşebbüsü, kralın cesur davranışı, kendisine sadık askerlerin ve subayların, kralın yanında yer almasıyla önlenmişti.
Planlanan ve uygulamaya da geçilen bu kurtarma operasyonu başarıyla sonuçlanmış olsaydı, bütün dünyada yankı yapacak ve sansasyonel bir haber olacaktı. Bu arada dünyada Türkiye'nin prestiji yükselecekti. Maalesef bizi görevlendiren devlet adamlarının gönüllerini dolduran hayaller gerçekleşmedi.
Söz konusu operasyon da, o günden bugüne hatıralarda bir özenti olarak kaldı. Bu tarihi olay Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay arşivlerine geçti mi bilmiyorum.
Tam 40 yıl sonra açıkladığım bu olay, acaba tarih yazarlarının gözüne çarpacak mı?



'Acaba Faysal'a ne oldu?'
Irak'taki darbenin yansımalarından Şirin Devrim'in 'Şakir Paşa Ailesi' adlı anı kitabında da söz ediliyor. İşte kitaptan parçalar...
"14 Temmuz 1958 sabahında pencere camıma vurulmasıyla uyandım. (...) Nihayet gözümü açabildiğimde camın dışında Court Tiyatrosu idarecilerinden Mrs. Gage'i gördüm. Bana telaşla pencereyi açmamı işaret ediyordu. Camı kaldırınca "Irak'ta askeri darbe olmuş. Veliaht prens ile kral ailesinden birçok kişiyi öldürmüşler. Sabah haberlerinde duydum," dedi. (...)
Bu haber benim için uzak bir ülkede yapılmış bir darbe ve hükümet erkanının ölümü değildi. Bu insanlar benim kardeşlerim, teyzelerim, amcalarım gibi sevdiğim insanlardı. Genç kızken aşık olduğum prensti. Gözyaşlarım yatağı sırılsıklam etti.
Birdenbire aklıma Kral Faysal geldi. "Aman Allahım, acaba Faysal'a ne oldu? Mrs. Gage onun hakkında bir şey söylemedi, öğrenmeliyim," diye yataktan fırladım. (...) Hemen radyoyu açtım. Spiker "Nerede olduğu bilinmiyor," diyordu. "Yaşadığına dair rivayetler var. Resmi olmayan bir kaynaktan öğrenildiğine göre, askerler tarafından yaralı olarak bir halıya sarılmış ve olay yerinden uzaklaştırılmış."
(...) Öğleden sonra tiyatroda dinlenme odamızdaki radyodan ihtilalcilerin Emir Abdülillah'ın kollarını, bacaklarını kesip cesedini Bağdat sokaklarında sürüklediklerini
duyunca öyle şiddetle sarsıldım ki, elimde olmadan kusmaya başladım. (...) İki gün sonra, darbeyi yapan askerlerin son dakikada onu yaşatmaya çalışmalarına rağmen, Kral İkinci Faysal'ın aldığı yaralardan yirmi üç yaşında öldüğü bildirildi."


Türkiye nasıl öğrendi?
Irak'taki darbe haberi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de günlerce manşetten inmedi. 15 Temmuz 1958 tarihli Milliyet gazetesi aynen şöyle yazıyordu:
"Irak'ta ordu dün sabah erken saatlerde hükümet darbesi yapmış ve krallık yerine cumhuriyet kurulmuştur. Başvekil Nuri Sait Paşa'nın katledildiği ihtilalcilerin elindeki Bağdat Radyosu tarafından ilan edilmişse de sonradan gelen haberlerde kendisinin sağ olduğu bildirilmektedir. Irak Kralı'nın ise hükümet darbesini yapanların eline düştüğü anlaşılmaktadır. Kendisini 'Irak Cumhuriyet Radyosu' olarak ilan eden Bağdat Radyosu, ordunun ileri gelenlerinden Tuğgeneral Abdülkerim Kasım'ın başkanlığında İhtilal Hakimiyet Konseyi'nin kurulduğunu, konseyin Kral Faysal'ın bütün yetkilerine sahip olduğunu açıklamıştır. Daha sonra Tuğgeneral Kasım'ın riyasetinde bir hükümet de kurulmuştur."
30 Temmuz 1958 tarihli Milliyet'te ise 'ihtilalden sonra Bağdat'a giren ilk Türk gazetecisi Turhan Aytul'un ihtilalin şefi ve yeni Irak Başvekili Abd-el Kerim Kasım ile yaptığı mülakat' yer alıyor:
Halkın sizi desteklediğini söylüyorsunuz. Plebisit (halk oylaması) yaptınız mı, yapacak mısınız?
Sokağa çıkın ve halkın bizi ne derece sevdiğini görün. Bu en iyi plebisittir. Plebisit yapılmayacaktır. Zaten henüz devletin anayasası hazırlanmaktadır.
Seçim yapacak mısınız?
Evet, zamanı gelince.