İşi şahsileştirmeden...

İşi şahsileştirmeden...
İşi şahsileştirmeden...
Haber: SEDA NİĞBOLU / Arşivi

μ-Ziq isminin elektronik müziğin deneysel cephesinin gelişimini 90’larda takibe alanlara hatırlattığı çok şey var. IDM’in tutkulu ve melodiyi öne alan bir versiyonunu icra eden Mike Paradinas; drum’n bass, jungle, endüstriyel, ambient, breakbeat gibi türleri barındıran geniş bir alandan beslenerek kendine has bir ses dünyasına sokmuştu dinleyiciyi. Son yıllardaysa yenilikçi vizyonuna kendi müziğinden ziyade label’ı Planet Mu’nun sanatçıları vasıtasıyla erişir olduk. Elektronik müziğin kısır formüller etrafında döndüğü bir dönemde Planet Mu deneyselliği ve öncü konumunu korudu. Paradinas röportajlarında label şefliğinin onu stüdyodan uzaklaştırdığını söylüyor. Ve altı yıl aranın ardından gelen ilk μ-Ziq albümünde, neyi kastettiği çok iyi anlaşılıyor. ‘Chewed Corners’ μ-Ziq’i 90’larda kült statüsüne eriştiren albümlerin şahsiliğine sahip olmaktansa Paradinas’ın kendi label’ının sanatçılarından ne kadar etkilendiğinin bir dışavurumu gibi. Eski döneminin keskin ve sert köşelerinden ve enerjisini bir yere kanalize etmekten vazgeçmiş . Salem’vari bir girişle başlayıp, Planet Mu’nun ses getiren sanatçısı Kuedo’nun 80’ler bilimkurguları retrofütüristik müziği ile devam ediyor. Ağırlaştığında yine Planet Mu’dan Solar Bears ve yeni Boards of Canada albümünün sinematikliğine sahip. Dans pistine yöneldiğindeyse Falty DL ya da Ital’e benzer şekilde house’a da kucak açıyor ama bu isimler kadar şahsi ayrıntılara sahip olmayıp biraz durağanlaşıyor. İlk yarıdaki ‘Twangle Melkas’ ve new wave etkili ‘Melting Bas’ gibi şahane parçalar ve Gold Panda’yı hatırlatan ‘Weakling Paradinas’, μ-Ziq’in güçlü yönünün halen müthiş melodiler yazması olduğunun kanıtı. Ancak ‘Chewed Corners’ toplamda bir label toplaması ya da çağdaş müzik rehberi kimliğiyle öne çıkıyor ve Mike Paradinas’a olan hayranlığımız bu günlerde solo kimliğinden öte label’ına yöneliyor.


    ETİKETLER:

    Müzik

    ,

    Gold