İşin mutfağındakiler konuştu

Şöhretin bir bedeli var. Aynen bir fabrikatörün iş düzenini devam ettirmesi gibi, bir ünlü de şöhretini sürdürmek...

  • Mansur Foroutan (FHM Genel Yayın Yönetmeni): Şöhretin bir bedeli var. Aynen bir fabrikatörün iş düzenini devam ettirmesi gibi, bir ünlü de şöhretini sürdürmek zorunda hissediyor kendini. Efes Pilsen nasıl bir dergiye ilan veriyorsa, şöhretli birinin de kendini gündemde tutmaya çalışması, işinin gerektirdiği bir şey.
    İsimlendirmek gerekirse bu teatral bir pazarlama tekniği. Mesela Hande Ataizi'nin bir filmi çekiliyor; açık sahneleri, cesur pozları tartışılıyor. Tüm bunlar kendi şöhretini başka bir prodüksiyona entegre etmek üzere kurduğu bir pazarlama tekniği. Evet, medyanın onları kullandığı kadar, ünlüler de medyayı kullanıyorlar. Elinizde bir tabanca varsa onu hırsızı vurmak için de, namussuzu kurtarmak için de kullanabilirsiniz. Bu normal hayatta da böyle değil midir? Çoğu insan, menfaatleri çerçevesinde ilişkilerini düzenler. Medya ile ünlünün ilişkisi de böyle. Ünlü işi düştüğünde medyaya yaklaşıyor, işi bittiğinde ondan uzaklaşıyor. Şov da bu işten fayda sağlıyor. İsim vermiyorum ama FHM'e kapak olan kadınların çoğunun hayatı değişti. Kapak olduktan sonra dizi film olsun, ajanslardan teklifler olsun; önlerinde birçok iş kapıları açılıyor. Bir süreliğine popüler oluyorlar. Popülariteleri son bulduğunda, tekrar beni arıyorlar ve ikinci, üçüncü cümleleri, 'Bir şeyler yapsak ya dergide' oluyor. Ama artık o benim işime yaramıyor. Ancak sansasyonel bir şey yaptığında tekrar işime yarar hale geliyor. Bu tamamen karşılıklı bir arz - talep meselesi.
  • Esra Yalazan (Amica Genel Yayın Yönetmeni): Ben medyanın ve şöhretin birbirini körüklerken desteklediğine inanıyorum. Medya birtakım ünlüleri gündeme getirip onları şöhret ettikten sonra da malzeme olarak kullanmaya devam ediyor. Buna ahlaki olarak bakmamalı. Eğer medya, bunu hak etmeyen insanları şöhret yapıp kullanıyorsa, bu insanların da şöhretlerini korumak için medyayı kullanmalarında bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Birtakım insanlar iş yapmadıkları zaman medyada yer almayı, gündemde olmayı istemiyorlar. Ben bunu destekliyorum.
  • Emre Aköz (Sabah Gazetesi Yazıişleri Müdür Yardımcısı): TV, gazete, radyo, dergi, internet... Çeşitlenen medyanın habere olan ihtiyacını bilen birçok ünlü, bunu kendi çıkarları için kullanıyor ve kendisini haber haline getiriyor. Mekanizma şöyle çalışıyor: Normal şartlar altında toplumda bir 'olay' olur. Medya da bunu haber haline getirir. Ancak işler artık böyle yürümüyor. Birçok ünlü düşünerek, planlayarak bir olayı
    'kurguluyor'. Üstelik bu kişiler sadece televolelerde yer alan manken, şarkıcı
    takımı da değil. Örneğin romancı Orhan Pamuk böyle yaptığını yıllar önce bir röportajında açık açık söylemişti. Peki ne yapıyor? Diyelim ki yeni romanı yayınlanacak.
    Bundan bir süre önce bir gazeteye kışkırtıcı bir makale yazıyor. Bunun üzerine kendisiyle söyleşiler yapılıyor. Aynı anda birileri o kışkırtıcı makalenin lehine ya da aleyhine demeçler veriyor. Polemik çıkıyor. Bu 'operasyon'un ardından roman piyasaya çıkıyor. Böylece Orhan Pamuk iki-üç ay gündemde kalmış oluyor. Kitabı üç satacağına beş satıyor. Sonra, satışlar yoluna girince, Orhan Pamuk ortadan kayboluyor, köşesine çekiliyor. Mankenler ve şarkıcılar ise aynı operasyonu hemen her hafta yapmak zorundalar.
    Çünkü bu sayede işleri artıyor, ekstraları çoğalıyor. Bunun için de gerektiğinde incir çekirdeğini doldurmayacak laflar ederek, kayıkçı kavgaları çıkarıyorlar. Hikâyenin esası işte bu; gerisi ayrıntı.