İskender'in Kadıköy seferi...

Makedonya kralı ve tarihin en büyük komutanlarından biri olan Büyük İskender, İÖ 335 yılında Trakya'dan büyük bir sefere koyulmuştu.
Haber: HIZIR TÜZEL / Arşivi

İSTANBUL - Makedonya kralı ve tarihin en büyük komutanlarından biri olan Büyük İskender, İÖ 335 yılında Trakya'dan büyük bir sefere koyulmuştu.
İskender, Anadolu'yu ele geçirdikten sonra, Persleri de yenerek, Hindistan'a kadar ilerlemiş, tarihin büyük imparatorluklarından birini oluşturmuştu.
Şimdilerde ise bir başka İskender, bir başka sefere koyulmuş. Bu İskender'in amacı da Büyük İskender gibi bir imparatorluk kurmak; lakin bu bir 'İskender döner' imparatorluğu.
Bursa'nın ünlü 'İskender kebabı'nın mucidi merhum Mehmetoğlu İskender'in torunu İskender İskenderoğlu, bu büyük seferin ilk adımını atmış ve Kadıköy bölgesini ele geçirmiş bile. Ne zaman 'İskender kebabı' sözü geçse insanların bilmiş bilmiş, 'Sen bunu asıl Bursa'da yiyeceksin' demelerine oldum olası şaşırmışımdır. Bu kebabı Bursa'da yemek kısmet olmadı ne yazık ki. Ömrüm, az kalsın İstanbul'daki benzerlerini yiyerek geçip gidecekti. Ama bir gün!
Kısmet Kadıköy'de yemekmiş
Hayat garip cilvelerle dolu. Bir gün baktım, 'Kebapçı İskender
İskenderoğlu' Kadıköy'de bir şube açmış, hemen gidip durumu inceledim. O meşhur kebabı mideme indirirken, beri yandan da 1867 yılında bu kebabı icat eden Mehmetoğlu İskender'in torunlarından İskender İskenderoğlu ile sohbet ettim.
'Nedir?' dedim, 'Bu kebabın diğerlerinden farkı nedir?' Anlattı kendisi, dedi ki:
"Dönerin üzerine o salçayı döken biziz. Dedemiz, Mehmetoğlu İskender. O zamanlar soyadı yok. Ve o günün koşullarında, 'İskender'in dönen kebabı var' diyorlar. Dönen kebap, yani sonradan, döner kebap olmuş. O zaman yaygın olan 'ateş yerde' usulü imiş. Kuzu çevirmeyi düşünün, onu kemiği ile beraber çeviriyorlar. Dedem o çevirmeden esinlenmiş ve o ateşi ayağa kaldırmış. Bir çubuk üzerine etleri kemiksiz hale geçirip uzun bir bıçakla kesmeye başlıyor. Ondan sonra işte ismi, 'İskender'in dönen kebabı' oluyor."
1867 yılında icat olunan İskender kebabı böylelikle Bursa'da büyük bir ün kazanmış. Ve ilk şube Bursa'da açılmış;
"Dedemin dükkânı Kayan Çarşısı'nda. Çarşı, o zamanın en popüler yeri. Oğullardan birisi benim babam. İki kardeş bir arada, aynı çatı altında işveren olmasın diye Cumhuriyet Caddesi'nde bir dükkân daha açılıyor. Dükkân sayısı böylece ikiye çıkıyor. Dedem, benim babam olan küçük oğluyla beraber çalışıyor. Büyük de diğer dükkânı işletiyor. İsmi 'Kebapçı
İskender'in oğlu Nurettin' olmasına rağmen çalışamıyor. Çünkü insanlar çok muhafazakâr, alışmışlar dedemin yanına gelmeye. Bu sefer dedem bakıyor olacak gibi değil, kendi dükkânını bırakıyor küçük oğluna. Büyük oğlunun yanına geliyor. Neticede onun da İskender'in oğlu olduğu ve burada da aynı kebabın yapıldığı yayılıyor. Çark dönmeye devam ediyor."
İskender kebabın Bursa'da neredeyse milli yemek muamelesi görmesi diğer esnafın da dikkatini çekiyor tabii. Birbiri ardına 'İskender döner' dükkânları açılmaya başlamış:
"İlk olarak biri Garaj dediğimiz yerde bir dükkân açıyor. Bursa Garajı'nın karşısında.
Akıl hocaları rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil'dir. İskender kebabını, bu dostuna ikinci bir tabela olarak koydurttu ve adamın işi de
iyileşti. Bundan sonra herkes baktı ki böyle yapılınca para kazanılıyor. Onun yanındaki de 'İskender' dedi. Oldu üç-beş tane bir anda İskender serisi. Millet de 'O mu güzel, bu mu güzel' demeden Garaj'dan çıkınca karnını doyurmaya giriyor bunlara. Sulu yemekleri de var. Bizimkiler rahatsız olmaya başladı ama ekmek davası olduğu için, bu işlerin üzerine gitmediler. Bunların üzerine gidilmeyince, bu sefer 1965'li yıllardan sonra daha fazla türemeye başladı. Önce Ankara'da başladı. Artık kebapçı açan adını İskender koyuyordu. O yıllarda babam rahmetli olduktan sonra ben bu işlerden çok rahatsız olmaya başladım."
İstanbul'da İskender yasağı!
Hatırlıyorum da yıllar önce İskender bey ve ailesinin gayretleriyle
İstanbul'daki kebapçıların bir bölümünden 'İskender' levhası kaldırılmıştı.
Fakat bu yasak çok uzun sürmemişti. İskender bey, o günlerini şöyle anlatıyor:
"Bir avukat dostumuz sayesinde marka tescillerimizi aldık. Sonradan da patent konusu çıktı ortaya onu da benim küçük kardeşim Yavuz hayata geçirdi. Bursa'da biz şimdi İskender ismiyle ilgili ne varsa hepsini indirttik. Burada da yok mu, var. Kardeşlerim de buradakilerin üzerine gitti. Eğer biz Amerika'da dükkân açmış olsak çok kolaydı ama burada bu mümkün değil. Yavaş yavaş hallediyoruz. Biz bu dükkânı bunun için açtık, önce kendi faaliyetimizi oturtalım sonra diğerlerine de sıra gelecek. Hayat mücadele demektir. Mücadele edeceğiz bakalım.



'Kalitemi asla bozmam'
İskenderoğlu, Kadıköy bölgesinde pek çok İskender kebapçısı olduğunu ama onların kebabı ucuza mal ettiklerini söylüyor;
"Etin her şeyi yerinde dersiniz ama dönerin karşısında sahneye çıkınca gerçek ortaya çıkar. İki-üç kasapla çalışıyoruz, hangisinde bizim istediğimiz et varsa gidip onu alıyoruz. Yoksa bu gemi yürümez. Ne kadar güzeli varsa onu buraya getirmeye çalışıyoruz. Etin lezzeti yere ve pişirmeye göre değişir, örneğin 'kendin pişir, kendin ye'nin lezzeti başka, evde mutfağımızda pişince o da farklı lezzette. Tereyağ da çok önemli. Et kadar, yağ kadar, odun kömürü de önemlidir. Meşe kömürü kullanıyoruz burada mesela. Her şey Bursa'dan geliyor. Baharatlar, pideler, un, bir tek salça, bir de tuz buradan. Buralarda ucuz döner satanlar var ama onlar benim rakibim değil. Ben buraya kendi ata mesleğimi icra etmeye geldim. Hiçbir şekilde fiyat politikasıyla para kazanmak için gelmedim. Kaliteyi bozmak benim için mümkün değil. 100 yerine 50 tane satarım ama bozamam."
Kebapçı İskender Kadıköy Şubesi:
Rıhtım Cad. PTT yanı-Kadıköy
Tel: (0216) 336 07 77