'Issız adam'lar dayanışması...

'Issız adam'lar dayanışması...
'Issız adam'lar dayanışması...
Çağan Irmak imzalı 'Tamam mıyız?' farklı bir dostluk hikâyesi anlatıyor. Filmin başrollerinde daha çok dizilerden hatırlanan iki genç oyuncu Deniz Celiloğlu ve Aras Bulut İynemli var.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

Çektiği ‘Şimdiki zaman melodramları’yla bir anlamda eski Yeşilçam geleneğini yaşatan, öte yandan bu perspektif içinde modern kent hayatının bireye yüklediği ağır sorumluluk ve travmaları da ilgi alanı içine dahil eden Çağan Irmak; son çalışması ‘Tamam mıyız?’da kendi yoluna devam ederken farklı bir kapıyı da aralama çabasına soyunmuş. Film bir anlamda ‘öteki’lerin birlikteliğinden doğan dostluğun, ayakta kalma ve dayanışma çabasının ifadesi…
Önce ‘kısaca konu’ diyelim: Yaptığı seçimlerden dolayı babasıyla yollarını ayırmak durumunda kalan ama annesinin şefkatini ‘gizli gizli’ de olsa esirgemediği Temmuz, bir yandan mesleği olan heykeltıraşlığı sürdürmekte, öte yandan da çocuk kitapları için çizerlik yaparak geçimini sağlamaktadır. Çok geçmez, sevgilisi tarafından da terk edildiğini ‘mail’ yoluyla öğrenir. Bu zorlu dönemeçte üst üste rüyalarında karşısına çıkan ve kendisine çağrıda bulunan genci, bir parkta görünce bambaşka bir serüvenin içine dahil olur Temmuz. İhsan adlı bu genç, elleri ve ayakları olmayan bir engellidir ve ondan çok özel bir isteği vardır. Temmuz başta bu isteğe karşı çıkar ama zamanla İhsan’ın dileğini yerine getirmeye karar verir.
Çağan Irmak, kendisini hem kitlelerle hem de (bence) eleştirmenlerle buluşturan ve özel bir gönül bağı kurulmasını yaratan başyapıtı ‘Babam ve Oğlum’dan beri aynı zamanda öykülerinin bazen başucuna, bazen de arka planına ‘aile içi hesaplaşmaları’ da katar. ‘Karanlıktakiler’de ‘Anne’, ‘Dedemin İnsanları’nda da adından anlaşılacağı gibi ‘Dede’ motifi hikâyenin baskın unsurudur. ‘Tamam mıyız?’da Temmuz ve İhsan’ın hayat karşısındaki ağır yüklerini bertaraf etmek annelerine düşüyor. Sınıfsal konumları farklı olsa da çocuklarını sırtında taşımak istemeyen ve bir an önce onlardan kurtulmak için çabalayan babalara karşı anneler mücadelenin en ön safındalar. Birinin çözümü daha kolay, çünkü şefkatini göstermesine karşın sonuç alamadığı yerlerde devreye para giriyor. Diğerinin tek bir ifade biçimi ise sadece kendisi; sevgisi, samimiyeti, sabrı ve güler yüzüyle birlikte…

Dışarıdan akrabaları çok…

Biz, ayakta kalma adına çok çok özel dayanışma ve bu dayanışmanın da kendi içinde yarattığı sorunlar etrafında biçimlenen bu tür öyküleri elbette sinema perdesinde daha önce de gördük. Javier Bardem’li ‘İçimdeki Deniz’(‘Mar adentro’), François Cluzet ve Omar Sy’ylı ‘Can Dostum’ (‘Intouchables’), ‘Pas ve Kemik’ (‘De rouille et d’os’) ilk elde popülerlikleriyle akla gelen yapımlar. ‘Tamam mıyız?’ bu aileye bizden bir katkı olarak görülebilir. Bu genel akrabalıkların dışında, meselenin Çağan Irmak filmografisindeki yerine gelince meseleyi ‘yazı-çizi evreni’ üzerinden açıklamam daha doğru olur gibime geliyor. Bazı yazarlar vardır, kalemi, anlatım gücü, vurguları ve en önemlisi üslubu o denli güzel ve akıcıdır ki, her konuda sizi her daim kendi dünyasının içinde dolaştırır. Lakin her gezi aynı tatta olmayabilir, bazen konu, bazen kalem sahibinin haleti ruhiyesi ya da formsuzluğu irili ufaklı problemler yaratabilir.
Bence ‘Tamam mıyız?’ da Çağan Irmak sineması içinde etkisi açısından aileye tam katılamamış gibi duruyor. Irmak, zaman zaman hayalle gerçeği, masalsıyla yaşanılanı iç içe geçirmiş ve bu işin üstesinden ustalıkla gelebilmiş bir sinemacı. ‘Babam ve Oğlum’da minik Deniz’in, ‘Prensesin Uykusu’nda küçük Gizem’in yer yer hayallerle örülmüş hikâyelerini aktarırken ne denli inandırıcı ve etkileyici olduğunu gördük. ‘Tamam mıyız?’da ise belki kelimelerle tarifi zor, bu yüzden ‘sinemasal içgüdü’ türü bir ifadeye başvurmak zorundayım, sizi öykünün bazı yanları alıp götüremiyor ve belki de bu yüzden Irmak’ın istediği etki, seyirci kanadından olan bizler için (ya da en azından benim için diyeyim) sağlanamıyor.
Oyunculuklara gelince; doğrusu bu cephede sorun yok. Genç yetenekler ana karakterlerin üstesinden geliyor. Belki bir-iki yerde Temmuz’da izlediğimiz Deniz Celiloğlu’nun abartılı performansına rastlıyoruz (ki kendisini ‘Ev’de çok beğendiğimi hatırlıyorum). Aras Bulut İynemli, engelli İhsan’da karakterinin gelgitlerle örülü dünyasını çok iyi yansıtıyor. Ben bu genç yeteneğin, yüz yapısı ve mimikleriyle mesela klasik bir Hollywood gerilimine çok iyi yakışacağı kanaatindeyim (Açayım; çok iyi ‘Psikopat’ rolü üstlenebilir). ‘Tecrübeliler’ kanadında ise Sumru Yavrucuk, Zuhal Gencer Erkaya ve Gürkan Uygun gayet iyiler.

‘Düşler vardır satılmaz…’
Her Çağan Irmak filmi geride müzikal tatlar da bırakır. ‘Tamam mıyız?’da sözlerini Sıla’nın yazıp yorumladığı, bestesini de Efe Bahadır’ın yaptığı ana şarkının dışında Jason Mraz’dan ‘Life is Wonderful’ gibi parçalar da var. Ama ben kendimi, kuşağımın şarkısı (ve aynı zamanda sözleri itibariyle filmin hikâyesiyle de örtüşen) Fikret Kızılok klasiği ‘Düşler’de buldum (Irmak filmleri bilirsiniz, elinizde olmadan gözyaşlarınızı teslim alır, bu kez sadece ‘Düşler’de gözlerim hafifçe doldu)…
Sonuç? Bir anlamda iki ‘Issız Adam’ın birleşerek ayakta durmaya çalıştığı bu dayanışma öyküsü her Çağan Irmak filmi gibi izlenmeye değer. Eksikliklerini de yönetmenin bizdeki hiç bitmeyecek kredisiyle telafi edelim derim…

TAMAM MIYIZ?

Yönetmen: Çağan Irmak
Oyuncular: Deniz Çeliloğlu, Aras Bulut İynemli, Sumru Yavrucuk, Zuhal Gencer Erkay, Aslı Enver, Gürkan Uygun
Yapım: 2013 Türkiye
Süre: 92 dk