İstanbul'a Beatles mi dinlemeye geldim ben

İstanbul'a Beatles mi dinlemeye geldim ben
İstanbul'a Beatles mi dinlemeye geldim ben
Birbirimizle konuşamadığımız ve daha bir çoğunun farkında olmadığımız bazı hayatları Lou Reed açıkça anlatıyor, bize New York'tan sesleniyordu.
Haber: GÖRGÜN TANER / Arşivi

Ortaokul yıllarım.. 70 lerin başları...Sıra arkadaşım Cem Çetin. Şimdilerin fotoğraf sanatçısı. Arada o bana, bazen ben ona gidip geliriz. Müzik dinler konuşuruz. Bir gün onların Doğancılar’daki evlerindeyiz. “Bak” dedi “Sana ne dinleticem.” ‘Take A Walk On the Wild Side’, Lou Reed. Plak bir dual 39’da dönerken, biz karşısındaki kanepede yan yana oturmuş, sözlerini anlamlandırmaya çalışıyor ama daha çok da Lou Reed’in konuşur gibi söylediği şarkıyı saygıyla ve tecessüsle dinliyorduk. Plakın kabını evirip çeviriyorduk. Sözleri galiba yazmıyordu, tam hatırlamıyorum, ne dediğini metaforları çözmeye çalışıyor ama çıkartamıyorduk. Ardından ‘Perfect Day’... Ardından bir sonraki albümden ‘Berlin.’ Bu plaklar nasıl gelmişti Cem’e hatırlamıyorum -Orijinal plaktı ikisi de, o zaman sanırım Türkiye ’de basılmıyordu daha Lou Reed-. Ama benim hayatımdaki dönüm noktalarından biridir. Birbirimizle konuşamadığımız ve daha bir çoğunun farkında olmadığımız bazı hayatları Lou Reed açıkça anlatıyor, bize New York’tan sesleniyordu.


Yıllar sonra sanırım 2000 senesinde istanbul Caz Festivali için geldiğinde onunla tanıştım. Beraber Ortaköy’de yemeğe gittik. Benim için çok önemli o ilk Lou Reed müziğiyle tanışma günümü kendisine anlattım. Dinledi ve “Evet” dedi “Fena albüm değildi.” Bu sırada restoranda Beatles çalıyordu, “Söylesene” dedi “Başka bir şey çalsınlar, İstanbul a Beatles mı dinlemeye geldim ben.”


Sonra konser. Hayatta yücelttiğiniz ve hayranlıkla dinlediğiniz rock starlarını, gündelik yaşantının içinde görünce ve onların da sizin gibi insan olduğunu anlayınca bazen onları hep uzaktan izlemenin ve sadece bir defa dokunmak istemenin büyüsünün ne demek olduğunu daha iyi anlamışımdır. Konserden sonra “Hadi” dedi “Gidiyoruz.” “Nereye” dedik. “Laurie’yi bir yere götürmüşsünüz beni de oraya götürün. Onun gördüğü bir yeri ben görmezsem çok kıskanırım.”
Lou Reed benim gibi binlerce insanın yaşamına değdi. Şiirleri, şarkıları kuşağının önde gelen entelektüellerinden oluşu, Laurie Anderson’la yaşadıkları, bize armağan ettiği şarkıları... Ölümünün ardından kendisi hakkında bir şey çiziktirmek istemek binlerce kilometre uzaktan ona selam yollamak istedim. Lou.. Take a walk...