İstanbul'da gururlu bir akşam

İstanbul'da gururlu bir akşam
İstanbul'da gururlu bir akşam

Fotoğrafla: MUHSİN AKGÜN

Uluslararası Dünya Caz Günü dünyaca ünlü müzisyenleri Aya İrini'de buluşturdu. Gecenin yerli yıldızlarından birisi de Cem Yılmaz oldu.
Haber: Umut Eroğlu / Arşivi

Günlerdir hakkında yazıp çizdiğimiz büyük gün, Uluslararası Dünya Caz Günü; önceki akşam İstanbul ’un dört bir yanında kutlandı. Etkinliklerin en önemlisi, yaşayan en büyük caz efsanelerinin ardı ardına sahne aldığı Aya İrini’deki konserdi. Barışı, birlikteliği, kelimelerin ötesine geçen iletişimi ve samimiyeti vurgulayan müzik dolu bir gün kutlanıyordu. Herbie Hancock’un açılış konuşmasının ardından söz alan UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova, İstanbul’un birlik olmak adına eşsiz bir şehir kimliği taşıdığından, iki kıta arasında bir dünya köprüsü oluşundan bahsediyordu. Bu köprü olma vurgusunu özellikle dile getiren bir başka konuşmacı da Thelonious Monk Jr’du. Konuşmalar ve konserler şehir meydanlarındaki ekranlardan halka, internet üzerinden de tüm dünyaya yayımlanıyordu. Ancak bu anlamlı sözlerden sadece saatler sonra dünyaya bildirilen bambaşka gelişmeler olacağını, toplulukları dağıtmak için şehir caddelerinin savaş alanına döneceğini, yolları kesmek adına İstanbul’un en ünlü ‘köprülerinin’ yerlerinden sökülüp denizde yüzdürüleceğini kimse bilemezdi...
Hancock ve Bokova’nın ardından Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik kürsüdeki yerini aldı. Önceki akşam Çırağan Sarayı’ndaki resepsiyonda Bakan Ömer Çelik’in iyi bir metinle kürsüye çıktığından bahsetmiştik. Bakan, bu kez bir kelime oyunu yapmayı seçmişti. “Bizim demokrasimizin zayıf olduğu, ekonomimizin kötü olduğu, dış politikamızın zayıf olduğu zamanlarda kim aykırı bir söz söylese, Türkçede ‘caz yapma’ derlerdi. Artık Türkiye , bütün dünyaya kendi vatandaşlarına olduğu gibi barış, kardeşlik, hürriyet ve adalet mesajı veriyor, o sebeple caz yapma deyimini kaldırıyorum, onun yerine istediğiniz kadar caz yapabilirsiniz diyorum.” Metnin simültane İngilizce çevirisi, (Don’t make jazz / You shall make jazz) yabancı misafirlerin yüzünde şaşkın ifadelere neden oldu. Kültür ve Turizm Bakanı’nın sözleri, kimi Türk misafirler tarafından gülüşmelerle, kimileri tarafından da abartılı bir tezahürat coşkusuyla karşılandı.

Cem Yılmaz bildiğimiz gibi
Konuşmacılar arasında işi seyircileri güldürmek olan isimse Cem Yılmaz’dı. Ünlü komedyenin üzerimizde artık öyle bir etkisi var ki, sahne geçidinde belirdiği an, daha bir şey demeden kıkırdamaya başlıyoruz... “Ben sokaktaki sıradan tiplerin iyi niyet elçisiyim” diyerek başladığı esprileriyle, İngilizce de olsa herkesi gülmekten kırıp geçirebildiğini gösterdi.
Performanslar, sanki dünyada izlenebilecek en büyük Caz Festivali’nin birer sahnelik özeti gibiydi. Sahneye ilk olarak Joss Stone, aralarında Joe Louis Walker ve Ramsey Lewis’in da bulunduğu grubuyla çıktı. Eddie Palmieri ve Terence Blanchard’ın sahne aldığı ‘Noble Cruise’ ardından Al Jarreau, ünlü ‘Take Five’ parçasını muhteşem bir ‘scat’ vokaliyle seslendirdi. Mozart’ın Türk Marşı’ndan esinlenen ‘Blue Rondo Ala Turk’, Al Jarreau’ya eşlik eden ve aralarında George Duke ile Marcus Miller’ın bulunduğu grupla çalındı.
Hemen ardından ‘Tango’ için Dianne Reeves, muhteşem vokaliyle Aya İrini’nin her köşesini dolduran bir giriş seslendirdi. Kendisine eşlik eden Ben Williams, Zakir Husain, Hüsnü Şenlendirici ve Bilal Karaman, gecenin dikkat çeken performanslarından birini sergilediler. Tango’nun ardından Cem Yılmaz, eğlenceli sunumu için kürsüye geldi. Yılmaz’ın takdim ettiği ‘Isfahan’ adlı eseri John Beasley ve Terence Blanchard’ın önderlik ettiği kalabalık bir grup çaldı.

Barış ve birlik mesajı
Thelonious Monk Jr’un günün anlamına istinaden köprüleri vurguladığı konuşmasının ardından takdim ettiği eser, Travessia (Köprüler) adını taşıyordu. Parçayı, Wayne Shorter, Herbie Hancock ve geçen yıl İstanbul Caz Festivali’nde izlediğimiz Esperanza Spalding birlikte çaldılar. Merakla beklenen John Mc Laughlin; Branford Marsalis ve İmer Demirer’in de yer aldığı orkestrasıyla ‘Resolution’ı çaldı. McLaughlin, Zakir Hussain ve Jean Luc Ponty ile birlikte Aya İrini’ye muhteşem bir dinginlik getiren ‘Lotus Feet’i de seslendirdi. Hemen ardından Martin Luther King III kürsüde yer aldı ve mesajlarıyla büyük alkış topladı.
‘Stimela’ için sahne alan Hugh Masekela, hepimizi Afrika’nın kalbine götürmeyi başardı. Güçlü gırtlağı ve muhteşem sesiyle, gecenin en samimi vokal performanslarından biriydi. Kendisine Herbie Hancock ve John Beasley’in de bulunduğu kalabalık bir orkestra eşlik etti. Tanınmış caz standartlarından ‘Night In Tunisia’ büyüleyici akşamın son performansıydı ve tüm sanatçılar hep birlikte çalmak için sahneye toplandı. Gece boyu performanslara eşlik eden sanatçılar arasında James Genus, Vinnie Colaiuta, Anat Cohen, Luquez Curtis, Pedrito Martinez, Lee Ritenour, Terri Lyne Carrington, Igor Butman, Dale Barlow, Alevtina Polyakova, Terri Lyne Carrington, Milton Nascimento, Ruben Blades, Keiko Matsuip, Liu Yuan ve Michael Cottone yer alıyordu. Sahnedeki etkileyici kalabalık ve bunca caz efsanesinin tek bir amaç uğruna bir arada verdiği görüntü hafızalarda yer etti. İstanbul, en büyük caz buluşmalarından birine ev sahipliği yaptığı o gün, dünyaya barış ve birlik mesajı vermeyi başarmıştı.