İstanbul'da Manhattan tadı

Harbiye sırtlarında New York'taki restoranlar tadında bir mekân var. Tek eksiği, boydan boya camlarını süsleyen bir Manhattan silüeti.
Haber: MELİS ÇELEBİ / Arşivi

Harbiye sırtlarında New York'taki restoranlar tadında bir mekân var. Tek eksiği, boydan boya camlarını süsleyen bir Manhattan silüeti. Olsun, burası da yeşili görüyor. O da olur.
Temmuz ayında terasta açılan Loft Restoran Bar, istediği çizgiyi yakalayınca, Ekim ayında Lütfi Kırdar Kongre Sarayı Rumeli Salonu'nun birinci katına kışlık yeri açıldı. Loft'un Borsa Restoran'ın hemen altında yer alması da bir tesadüf değil. Buranın yaratıcısı ve işletmecisi, Borsa Restoranları'nın veliahtı Umut Özkanca. Dokuz yıl yurt dışında yaşayan Özkanca, uluslararası ekonomi eğitimini tamamladıktan sonra New York'taki French Culinary Institute adlı aşçılık okulundan birincilikle mezun olmuş. İstanbul'da, NY ve Londra'da olan cinsten lounge restoran tarzı bir yer açma fikri Özkanca'nın kafasını uzun zamandır kurcalıyormuş.
Ferah yerleri sevenler burayı es geçmesinler. Loft, boşluk hissini sonuna kadar veren, yüksek tavanlı geniş mi geniş bir yer. Ayrıca burada yan masanın sohbetinize kulak misafiri olmasını engelleyen, kendinizi soyutlayacağınız oturma grupları mevcut. Mekâna hakim olma isteği duyanlarsa, barın yanından basamaklarla çıkılan locaları tercih edebilirler.
Şüphesiz restoranın en can alıcı noktası, upuzun barı. İstanbul'da gece kulüplerinin dışında böyle rahat ve uzun barlar olmadığını belirten Özkanca'nın bu konudaki esin kaynağı, yine Amerika'daki restoranlar. O, Amerika'da tek başına yemeğe giden birinin genelde barda oturmayı tercih ettiğini savunuyor ve bu geleneği İstanbul'a taşımaya kararlı gözüküyor.
Loft'ta yemeğe olduğu gibi sadece bara gelenlere de rastlanıyor. Daha çok sanatçıların, bankacıların ve işadamlarının rağbet ettiği mekân açılmadan önce hedeflenen kitle, genç profesyonellermiş. Ancak şimdi burada her yaş grubundan insana rastlamak mümkün. Daha çok chill out, etnik ve bir saatten sonra da elektro caz çalınan mekânda müziğin volümü çok yüksek değil; yani burası potansiyeli içinde barındırsa da, ne yazık ki bir club havasına bürünmüyor, "Ne? Ne? Ne dedin?" gibi sözcükler sarfetmeden karşınızdakini rahatlıkla duyabiliyorsunuz.
Loft'ta öğle servisi saat 12:00'de başlayıp 15:00 gibi sona eriyor. Akşam servisi ise 20:00'de başlıyor. 01:30 gibi ise mekân yavaş yavaş boşalıyor.
Mönüleri Özkanca kendisi hazırlıyor. Bunu yaparken bir ülkenin mutfağına bağlı kalmak istememiş, farklı mutfakların sentezi bir mönü oluşturmuş. Yemekleri belirlerken, tek gözönünde bulundurduğu noktanın, Türk damak tadına hitap etmesi olduğunu söylüyor. Mönünün yarısı deniz mahsüllerinden oluşuyor. Türkiye'de birinci sınıf deniz mahsülleri bulunabildiği için bu gruba ağırlık verilmiş. Buğulama dil balığı, fener balığı tava, deniz levreği ve jumbo karides, bunlardan birkaçı. Başlangıçlardan ilginç bir seçenek ise, yanında Antep usulü piyazla servis edilen deniz mahsülleri köftesi. En çok rağbet gören yemek Pekin ördeği. Tatlılardan ise sufle klasikten vazgeçmeyenler için ideal; balkabaklı cheese cake ise biraz maceracı bir ruha sahip olanların kaçırmaması gereken bir seçenek.
Tel: (0212) 232 42 01