İstanbul'da yaz nasıl geçer?

Kavurucu sıcaklar, yapış yapış yapan nem, üzerine bir de monoton ve boğucu günler...

Kavurucu sıcaklar, yapış yapış yapan nem, üzerine bir de monoton ve boğucu günler... 'Oynatmaya az kaldı' diyenler için bir acil önlemler dosyası hazırladık. Artık geride kalan çocukluğunuzun en tatlı anılarından, mutlu yaz tatillerini yad etmeye ne dersiniz? O zaman hiç vakit kaybetmeden en yakındaki lunaparka gidin. Korku tüneli, dönme dolap sizi çocukluğunuza götürecektir. Ya da kendinizi yazlık sinemalara atın. Durusu'da kano safari ve tekne gezintisi de serinletici olduğu kadar eğlenceli etkinlikler. Piknik, yürüyüş, Boğaz turları gibi klasik eğlenceleri de unutmamalı tabii. Kalabalıklar arasına dalmayı ve gürültülü bir ortamda bulunmayı göze alabiliyorsanız, semt pazarları var. Parası daha bol olanlara ise golf oynamaları önerilir. Uzun lafın kısası, biz yazın İstanbul'da neler yapılabileceğini araştırdık, yazdık; yapıp yapmamak size kalmış!
l Şimdi kahvaltı zamanı
İstanbul'da sıkılmamak için her hafta farklı bir yerde kahvaltı etmeyi deneyin. Hatta mümkünse her zaman gittiğiniz semtlerden uzaklaşıp yeni yerlerde dolaşın. Rumelihisarı sırtlarındaki Arka Bahçe pazar günleri 10.00-15.00 saatlerinde açık büfe brunch veriyor. Kişi başı fiyatı 15 milyon lira olan brunch'ta ev yapımı marmelatlardan tutun da pişi, börek ve ekmek çeşitlerine kadar birçok alternatif var. Erik, ayva, hanımeli ve sarmaşıklar arasında kahvenizi yudumlarken, Boğaz manzarasının tadını da çıkarabilirsiniz. Cihangir'den Boğaz manzarası için 5. Kat'ta haftanın her günü kahvaltı tabağı seçenekleri sunuluyor. İngiliz kahvaltı tabağı 13 milyon 500 bin, 5. Kat kahvaltısı ise 9 milyon 500 bin lira.
Haftanın her günü kahvaltı edilecek bir yer arıyorsanız, Yeniköy'deki Grand Cello'yu deneyin. Hafta sonları 08.30'dan itibaren mekânda açık büfe köy kahvaltısı veriliyor. Çiğbörek, kete, tahinli ve cevizli pekmez, pestil, köy peynirleri, köy yumurtası, zeytin çeşitleri, reçel, bal, kaymak ve süzme yoğurt gibi seçeneklerin bulunduğu kahvaltının fiyatı 7 milyon 500 bin lira. Tarihi Moda İskelesi'nde pazar günleri 10.00-14.00 saatlerinde açık büfe kahvaltı veriliyor. Kişi başı kahvaltı 7 milyon 500 bin lira. Pazar günleri dışında her gün 4 milyon liraya kahvaltı edilebiliyor.
Deniz manzarası olmasa da Galatasaray'daki Limonlu Bahçe'de bahçe keyfi sürebilirsiniz. Pazar günleri 10.00-15.00 saatlerinde verilen brunch'ın fiyatı 15 milyon 500 bin lira. Hafta içi ise fiyatı 6 milyon ve 10 milyon lira olan iki ayrı kahvaltı tabağı alternatifi var.
Ucuza kahvaltı keyfi içinse, elinize simidinizi alıp Rumelihisarı'ndaki kahvelere yol almanızı tavsiye ederiz. Beşiktaş iskelesindeki Genç Büfe'de de kaşarlı tost ve çay eşliğinde gazetenizi okuyabilirsiniz. Eğer evinizde balkon sefası yapmak istiyorsanız, Kadıköy'deki Beyaz Fırın ile Caddebostan'daki Kara Fırın'a uğrayın. Cihangir'deki Savoy Pastanesi'nin zeytinli poğaçası ile Lüküs Hayat'ın börekleri de denemeye değer.

  • Gerçek serinlik yuvası
    Trekkinge yakınlık duyuyorsanız, bu sıcaklarda İstanbul yakınlarında gidebileceğiniz en özel parkur İzmit-Adapazarı civarındaki Serindere. Zira serin bir ormanlık alanda, adı gibi serin bir derenin içinden, kıyısından yürümek suretiyle dünyayı unutmak mümkün. Kullar yakınlarında bulunan parkur, çeşitli yürüyüş rotalarına sahip. Mevsime göre patika, dere ve/veya kanyon geçişli yürüyüşler yapılıyor. Rotaya göre zorluk dereceleri değişiyor. Grubun durumuna göre Indiana Jones'çuluk oynamadan da gezinizi tamamlayabilirsiniz. Gezi beş saat sürüyor. İstediğiniz yerde durup yeme-içme-piknik düzenine geçebilirsiniz. Bu iş için derenin havuzcuklar yaptığı noktaları seçin. Fotoğrafevi'nden de bilgi alabilirsiniz.
  • Dolmayı ben getiririm!
    Piknik için ideal bir yer de Gemlik Körfezi yakınları. Armutlu yolundan çıkılan Fıstıklı Köyü iyi bir seçenek. Yayla gayet serin. Aynı yol üzerinden Yalova'ya doğru giderken de yol boyu bostan ve seralar göreceksiniz. Her hafta farklı noktalarda piknik yapmak iyi fikir.
  • En tenha sahil
    Göl, dere sizi kesmiyorsa bir alternatif de Kıyıköy. Otoyoldan Çatalca çıkışını takip ederek 1 saatte gidiliyor. İstanbul'a yakın sahillerin en boş olanı. Kırklareli'ne bağlı Vize ilçesinin bir köyü. Eski adı Midye. Papuç ve Kazan derelerinin ortasında yeşil bir alan. Burada çeşitli lokantalarda yemek yiyebilirsiniz (Ama tabii dört yıldızlı restoran servisi beklemeyin). Sahile gidip kumsalda oturabilir, ormanın içine yürüyüşler düzenleyebilirsiniz. Nehir boyunca yürünecek uygun parkurlar da var. Köy içinde küçük bir tur atıp kayalara oyulmuş Aya Nikola Kilisesi ve Ayazma'yı da görmeyi unutmayın. "Bu sıcaklarda yorulmak niye?" diyenler sahilde serin serin oturabilir. İsterseniz pek çok noktaya arabayla da ulaşabiliyorsunuz. Sandal kiralayan bir-iki yer de var. Günübirlik tur için Arnika'yı arayın.
  • İbadethane huzuru
    Serin bir ibadethane avlusundan daha huzurlu ne olabilir. Turistlerin sevgilisi Sultanahmet Camii'nin insanı gamdan tasadan arındıran heybetli gölgesi altında ya da Cihangir Camii'nin şefkatli kollarında sıcağı anında unutuverirsiniz. Diyelim ki hem canınız sıkılıyor hem de dileklerinizi sayarken 10 parmağınız yetmiyor. Bir kiliseye gidip mum yakın o zaman. Unkapanı'nda manifaturacıların arkasındaki Meryem Ana Kilisesi'ni her ay yaklaşık 2 bin kişi ziyaret ediyor. Bu şirin kilisenin yeşil bahçesinde turlayabilirsiniz. Duyumlarımıza göre yakılan mumlar da boşa gitmiyormuş. Haydi hayırlısı...
  • Haydi golf oynamaya...
    Güzel havalarda yapılacak ideal sporlardan biri de golf. Mustafa Koç'un başkanlığını yaptığı İstanbul Golf İhtisas Kulübü Derneği, Türkiye'nin en eski golf kulübü. 1895'ten beri hizmet veriyor. Saha kullanım ücreti hafta arası 30, hafta sonu 50 dolar. Klassis Golf & Country Club, Türkiye'nin ilk uluslararası standarttaki sahasına sahip. Yerli ve yabancı hocaların ders verdiği tesiste golf malzemesi kiralanabildiği gibi, istenirse Pro-shop'lardan satın da alınabiliyor. Yeni başlayanlar için özel bir saha ayrılmış. Saha kullanım ücreti hafta içi 30, hafta sonu 60 dolar. Birçok ulusal ve uluslararası turnuvaya ev sahipliği yapan Kemer Golf & Country Club'da golf oynayabilmek için ya Kemer Country'de ev sahibi ya da bu tesisin üyelerinden olmanız gerekiyor. Yeni başlayanlar için özel vuruş alanı var.
  • Buzzzzzzz!
    Evde erimek üzeresiniz. En iyi yöntem kafayı buzluğa sokmak. Bunu yapamıyoruz haliyle. Sonunuz ya Walt Disney gibi (bir gün çözülmek üzere donduruldu kendisi biliyorsunuz), ya da kısaca ölüm olur. O zaman buzu kafanıza sokun. Genelde baş ağrısı için kullanılan buz torbaları vardır. Eczanelerde bulunabilir. Bu faydalı buluşu sıcaktan bunaldığınız durumlarda kafanıza, kolunuza, karnınıza, bacağınıza; nereye isterseniz koyuyor, icat edene şükrediyorsunuz. http://www.sanalmagaza.com.tr ya da http://www.eczanemonline.com.tr
  • Renkli, tatlı, soğuk
    Yazın en serinletici gıda: Dondurma. Tarihi Kahramanmaraş mı istersiniz, Amerikan mı, fast food restorandan mı yoksa İtalyan mı? Artık her köşe başında bir dondurmacı var. Külâhta, sapta, kâğıt helva arasında ya da bardakta... Seçim sizin.
  • Püfür püfür sinema
    Esas cazip seçenekler ise elbette sigara içme, hatta bazen çekirdek yeme yüzsüzlüğünü bile hoş karşılayan yazlık sinemalar. Her türlü filmi gösteren Büyükada Lale Sineması mesela. Ortam şahane. Tek sorun tekneden indiğiniz an karşınıza çıkan lokanta-meyhane tarzı yerlerin ışıltısı. İnsanı sinemadan caydırabiliyor. Şehir içindeki yazlık sinemaları da takip etmenizi öneririz. Sanıldığı kadar pahalı değiller. Genellikle en Hollywood işi filmleri tercih eden Park Orman'da sadece 5 milyon lira otopark ücreti verip şiltelere seriliyorsunuz. Darüşşafaka Çetin Berkmen Tesisleri'nde biletler 4 ve 5 milyon liradan satılıyor. 1200 kişilik bir amfiteatrda gösterim yapıyorlar. Burası da Park Orman gibi Akrep Kral, Tomb Raider vb. gişe filmlerini ağırlıyor. Enka'da genellikle iyi bir seçki oluyor ve amfiteatrı çok hoş. Ağustos filmleri arasında Kırmızı Değirmen, Bridget Jones'un Günlüğü ve Klonların Saldırısı var. Biletler yine 5 milyon lira.
  • Tiril tiril lunapark
    Yazın şehirden uzaklaşmadan serinlemenin bir yolu da lunaparklardan geçiyor. Birçoğumuz en son yıllar önce gittiğimiz bu garip büyülü yerleri hayal meyal hatırlıyoruz. Artık hiçbir şeyin sizi şaşırtmadığını, korkutmadığını, yerden yere vurmadığını düşünüyorsanız lunaparka gidin. Korku tüneli, çarpışan arabalar, ahtapot derken insan kendinden geçiyor. Kaplumbağa hızındaki roller coaster'lar bile sıcağa karşı birebir. Bin bir türlü satıcının, üçkâğıtçının kol gezdiği bu tip yerlere aynı zamanda (ve zaten aslında) ailece gidilmesi, işi iyice ilginç kılıyor. Fiyatlar da uygun. Her şey 1 milyon ile 1 buçuk milyon lira arasında. Bir gece grubu toplayıp uğramakta fayda var. Serin serin... Dolmabahçe'deki Küçükçiftlik, Bostancı, Mecidiyeköy, Bakırköy, Yeşilpınar, Üsküdar, Yenikapı seçeneklerinizden birkaçı.
  • İstanbul'da bir vaha
    İstanbul sokaklarında -bir çölde kaybolmuşçasına- yürüyorsunuz. Diliniz dışarıda, yüzünüz kan ter içinde, ayaklarınız oradan oraya sürükleniyor.
    İleride, bir sis perdesinin arkasında bir vaha görüyorsunuz. Fakat bu vitrinli, kapılı filan bir vaha. Evet İstanbul'da vahaların ne olduğunu hepimiz biliyoruz: Mağazalar. İşlem basit. Alışveriş edeceğiniz yoksa bile sanki bir alışveriş canavarıymışçasına mağazalararası yolculuk yapacaksınız. Neden? Tabii ki geçen günlerde 100 yaşını kutlayan klima yüzünden. Bu yolculuklar esnasında Bay Carrier'a da dua okumayı ihmal etmeyin. İçeri girdiğinizde olabildiğince zaman geçirmeye bakın. Her şeyi tek tek inceleyin. Mümkünse denemeyin. Çünkü her ne kadar klima olsa da, giyip çıkarma işlemi sizi epey terletir. Onun bunun fiyatını sorun. Sonra da "Ben biraz daha bakayım, tekrar gelirim," diyerek uzaklaşın.


    Semt pazarlarına yol alın
    Boş zamanlarınızı şehirdeki pazarları gezerek de değerlendirebilirsiniz. İlle de alışveriş yapacaksınız diye bir şey yok. Buralardaki satıcıları gözlemlemek bile başlı başına bir eğlence. Bu satıcıların performansları karşısında insan şaşırıyor doğrusu. "Bu ne enerji, ne ikna kabiliyeti böyle," diye sormadan edemiyor kendine. Satıcılarla müşterilerin ilişkisi de izlemeye değer cinsten. Bir kadına iç çamaşırı satmaya çalışan satıcının "Abla bu sana olmaz," diye kilo sohbetine girmesinden tutun da istediği fiyatı kabul ettirene kadar adamın başının etini yiyenlere kadar her türlüsüne rastlamak mümkün buralarda. Meyve ve sebze alışverişi yapacaksanız ve bu işten minimum zararla çıkmak niyetindeyseniz,
    iyisi mi gözünüze orta yaşlı, deneyimli bir ev kadınını kestirin ve onun yanında yerinizi alın. O pazarlığını yaptıkça siz de o fiyatlardan meyve ve sebzelerle torbalarınızı doldurun. Beşiktaş pazarı cumartesi, Feriköy pazarı pazartesi ve perşembe, Kadıköy pazarı salı ve cuma, Bostancı, Ortaköy ve Yeşilköy pazarları ise çarşamba günleri kuruluyor. Buralarda meyvenin ve sebzenin en tazesini bulabilirsiniz. Kadıköy'deki cuma pazarında iyi kumaşlara rastlayacağınız gibi Fındıkzade'deki de giyecek ve yiyecek için ideal. Yeşilköy'deki çarşamba pazarında giysinin yanında ithal hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Bostancı pazarında yiyecek de giyecek de bol. Fazla para harcamadan güzel ve kaliteli kıyafet almak istiyorsanız çarşambaları yolunuzu Bostancı'ya düşürün. Fatih'teki çarşamba pazarı oldukça büyük. Giysiden meyve sebzeye ve parça kumaşlara kadar her aradığınızı buluyorsunuz burada. Ulus'ta kurulan perşembe pazarı daha çok giysilerle ün salarken Bakırköy'ün cumartesi pazarında ayakkabı başı çekiyor.


    Boğaz'da serinletici geziler
    Her cumartesi saat 19.00'da Moda'dan kalkan Barış Manço Vapuru; Eski Kadıköy, Üsküdar, Barbaros Hayrettin Paşa, Ortaköy, Emirgan ve Rumeli Hisarı iskelelerine uğrayarak saat 21.00'de Anadolu Kavağı'na varıyor ve yaklaşık 2 saat orada kalıyor. Anadolu Kavağı'nda balık yemenin zevki de size. Dönüşte güvertenin üzerine kurulu yazlık sinemada nostaljik bir film izleme şansına da sahipsiniz. Her cumartesi-pazar saat 10.40'ta Moda'dan kalkan vapur, saat 13.00'te Anadolu Kavağı'na varıyor. Anadolu Kavağı'na gündüz gitmenin en büyük avantajı ise tepeden Boğaz'ı seyredebilmeniz. Ayrıca vaktiniz de daha bol. Vapur saat 17.00'ye kadar Anadolu Kavağı'nda kalıyor.
    Ve elbette Eminönü. Boğaz turu deyince akla ilk gelen yer belki de. Her gün saat 10.00 ve 13.00'te Eminönü'nden kalkan Özel Boğaz Gezisi vapuru sırasıyla B. Hayrettin Paşa,
    Kanlıca, Emirgan, Yeniköy, Sarıyer, Rumeli Kavağı iskelelerine uğrayarak Anadolu Kavağı'na gidiyor. Orada yaklaşık iki saat kalan vapurda gezi boyunca canlı müzik de var. Hepsinin gidiş-dönüş ücreti 4 milyon lira.