İşte bu çok komik!

Yaz boyu süren, beş - altı filmlik, sinemadan ziyade sinema camiasının tatil ihtiyacıyla ilgili gibi görünen kasaba festivallerinden sonra, gerçek festival sezonu 1. Uluslararası Komedi Filmleri Festivali'yle başladı.

Yaz boyu süren, beş - altı filmlik, sinemadan ziyade sinema camiasının tatil ihtiyacıyla ilgili gibi görünen kasaba festivallerinden sonra, gerçek festival sezonu 1. Uluslararası Komedi Filmleri Festivali'yle başladı. Gösterimlerine dün başlayan festivalin açılışı, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda, Ahmet Uğurlu'nun başrolde olduğu İtalyan yapımı Nemmeno in un Sogno / Rüyada Bile Olmaz'ın galasıyla birlikte yapıldı. Bonus Card ve TÜRSAK işbirliğiyle düzenlenen festival, 30 Eylül'e dek sürecek. Sinema TÜRSAK Levent, Beyoğlu Sineması, Alman Kültür Merkezi ve Fransız Kültür Merkezi'ndeki tüm gösterimler ücretsiz. Festivalde bir de yarışma var. Sinema gişelerinden alınacak kuponlarla belirlenecek 'en ciddi komedi filmi'ni bilen bir izleyici ve refakatçisi, 7 Aralık'ta Roma'da yapılacak Avrupa Filmleri Ödül Töreni'ne katılacak. Yalnız şu var, festival kapsamındaki filmler arasından yapılacak yarışmaya katılmak için Bonus Card sahibi olmak gerekiyor. Gösterim programında 'ne var, ne yok'a, festivalin bölüm başlıkları altında bakıyoruz.
Neşeli Günler
Son yıllarda çekilmiş ve hiçbiri Türkiye'de gösterime girmemiş 16 filmden oluşuyor. Bu filmlerin çoğu, 'gül gül öldüren' cinsten ziyade hafif komediler. Öne çıkanlardan biri, BAFTA adaylığı bulunan Me Without You / Sensiz Olmaz. Neredeyse bir ömür geçirilen dostların hayatta hem en büyük destek hem de en büyük köstek olabileceği, filmin ana meselesi. 70'lerin Londra'sında başlayan ve 90'ların ortasına kadar devam eden öykü, iki kadının dostluğu üzerine. Film, yan karakterler dahil, öyküye malzeme olan herkese derinlikli yaklaşımı ve dönem değişikliklerinin giyim ve müzik gibi unsurlardaki yansımalarını özenle yakalayışıyla takdir toplamıştı.
Sinema tarihine bolca ve açıktan yapılan atıflara düşkün olanlara, romantik komedi When Brendan Met Trudy / Brendan Trudy ile Tanışınca önerilebilir. Son derece iyi eleştiriler alan filmin yazarı, The Commitments'ın da yazarı olan Roddy Doyle. İçine kapalı, sinema hastası bir öğretmenle, geceleri ne halt yediği muamma olan, şen şekrak bir kadının aşkı söz konusu. Serseri Aşıklar'dan Sunset Bulvarı'na sürüyle klasik, saygı ve sevgiyle anılmak suretiyle filmde bir şekilde yer alıyor.
Full Monty / Anadan Doğma'yı sevdiyseniz, Lucky Break / Şansın Böylesi aklınızın bir köşesinde bulunsun. Yönetmeni aynı (Peter Catteneo) ve iki filmin yapısı birbirine epey benziyor. (Gerçi bu film Monty kadar beğenilmedi.) Filmin ana mizah malzemesi, hapishanede mahkumlarca sahnelenecek bir müzikalin hazırlık aşaması. Söz konusu müzikalin öyküsü ve lirikleri, Wilde'da Oscar Wilde'ı canlandırarak yıldızını parlatan Stephen Fry. İngiltere'den devam edecek olursak, Human Traffic / İnsan Trafiği, abartılı şöhretini hak etmemekle birlikte, sıkılmadan izlenebilecek bir film. Zaten club'tan club'a, partiden partiye gezip duran bir grup Londralı gencin yaşamı ne kadar sıkıcı olabilir ki?
Neşeli Günler bölümünün en flaş isimlerle dolu filmi Formula 51 / 51. Eyalet. Samuel L. Jackson ve Robert Carlyle'dan bahsediyoruz. Hong Konglu yönetmen Ronny Yu'nun filminde, ağır abi Samuel Jackson, uyuşturucu işiyle parayı bulmaya çalışan kimyager rolünde. Senaryoya fazla takılmadan ve seyirciye nefes aldırmadan sürüp giden aksiyon, Tarantinovari diyaloglar, İngiliz ve Amerikan kültürlerinin karşıtlıklarından doğan mizah ve Jackson'ı anadan doğma görmek ilginizi çekiyorsa, 51. Eyalet'de iyi vakit geçireceksiniz.
Bu bölümde yer alan diğer filmler, Touch Me Not / Dokunma Bana (Yunanistan), I Love Andrea / Andrea'yı Seviyorum (İtalya), If I Were You / Yerinde Olsam (İtalya), Mr. Boogie / Bay Boogie (Almanya), The Mozart Brothers / Mozart Kardeşler (İsveç), The Conception of My Younger Brother / Kardeşim Olacak! (Çek Cumhuriyeti), Brighter than Moon / Aydan da Parlak (Avusturya), Moonlight Tariff / Gece Tarifesi (Almanya), Relative Values / Enteresan İlişkiler (İngiltere), Kız / Girl (Almanya) ve House! / Bingo! (İngiltere). Bingo!'nun şeker bir 'iyi hissettirici' olduğu söylenmekte.
Toto
Ünlü İtalyan komedyen Toto, 17'si çarşamba akşamı kızı Prenses Liliana De Curtis'in katılımıyla açılan, 30 Eylül'e dek Garanti Sanat Galerisi'nde sürecek bir sergiyle anılıyor. Bir Dahinin Portresi: Antonio De Curtis - Toto adlı sergi, Toto'yu tiyatro oyuncusu, besteci, şair ve sinemacı yönleriyle ele alıyor. Sergide, orijinal film posterleri, elyazmaları ve kişisel fotoğrafları var. Festival kapsamında, sergi dışında, iki Toto filminin, Looking for House ve Looking for Wife'ın gösterimleri yapılacak.
Komedi Tarihinden
Altı filmlik 'Komedi Tarihinden'de, dört tane yabancı belgesel, iki tane de Türk sineması klasiği var. Funny Business / Eğlence Dünyası'nda sessiz sinema döneminden 50'lere, ünlü komedi filmlerinden seçme sahneler var. The Gentleman Tramp / Muhteşem Serseri, 'Charlie Chaplin'e dair her şey', diye özetlenebilir. Amerika'nın marka eleştirmenlerinden Leonard Maltin'in anlatıcı olarak karşımıza çıktığı The Lost Stooges / Üç Kafadarlar, Healy familyasından kurulu meşhur Üç Ahbap Çavuşlar'ın serüvenini, tamamen filmleri üzerinden izliyor. That's Entertainment / İşte Eğlence ise, MGM müzikallerini ele alıyor ki, bu da film boyunca Gene Kelly'den Fred Astaire'e, Leslie Caron'a kadar onlarca efsanenin boy göstermesi anlamına geliyor.
Komedi Tarihinden bölümüne alınan Türk filmleri, Sadri Alışık'ın, bildiğimiz Ali Baba ve Kırk Haramiler'i ile çok daha zor rastlanacak bir film olan Aynaroz Kadısı. 1938 yapımı Aynaroz Kadısı'nı, o dönemde Şehir Tiyatroları'nda çok tutmuş olan bir oyundan Muhsin Ertuğrul uyarlamış.
Fransız Usta Jacques Demy
Jacques Demy, Yeni Dalga'nın en ilginç sinemacılarından biriydi. Hollywood'dan, Yeni Dalgacıların hepsi gibi, belki de hepsinden çok etkilenmişti, özellikle de şeker kıvamındaki müzikallerden. Beri yandan ise, filmlerinin tonu tamamen Fransız'dı. Hollywood müzikallerinin 'laylaylom'culuğunun içine, eleştirel, kimi zaman karanlık sayılabilecek bakış açılarını yerleştirebiliyordu. Yeni Dalga'nın bu en romantik sinemacısının üç önemli filmi var festival programında. Demy'nin tabiriyle "şarkı içinde film" olan ve Cannes'da Altın Palmiye kazanan Les Parapluies de Cherbourg / Şerburg Şemsiyeleri, şarkısız tek bir diyaloğun bile olmadığı bir melodram. Film, Catherine Deneuve'ün oynadığı genç bir kızın, yoksul sevgilisi askerdeyken çevre baskısıyla bir zengine varışının iç burkan hikâyesi. Les Demoiselles de Rochefort / Rochefortlu Kızlar, gençlerarası aşk meşk alemlerinde geçen, genellikle Şerburg'un gölgesinde kalmış bir müzikal yine. Gene Kelly'nin de rol aldığı film, Deneuve ve François Dorleac kardeşleri kızkardeş rolünde biraraya getiriyor olmasıyla da dikkate değer. Demy'nin ilk uzun metrajlısı olan Lola, üç erkeğin aşkı arasında kalan bir kadının (Anouk Aimée) öyküsü. Demy'nin en başarılı filmlerinden biri olarak görülen Lola, Max Ophüls'e, Demy'nin doğup büyüdüğü Nantes'a ve Amerikan müzikallerine bir saygı duruşu niteliğinde. Bu bölümde, Demy'nin karısı, yine Yeni Dalga'nın önemli isimlerinden Agnes Varda'nın yönettiği, Rochefortlu Kızlar'ın 25. yılını kutlayan Les Demoiselles Ont eu 25 Ans / Genç Hanımlar 25 Yaşındayken de gösterilecek.
Ve Diğerleri
"Ve Diğerleri" diye bir kategori açarak "Ve kıytırıklar..." demeye getirdiğimizi düşünmeyin. Şu var ki, geriye kalanların çoğu, son birkaç yıl içinde gösterime girdi. Hatta bazıları televizyonda bile oynadı. Türk filmlerinin hepsi (Her Şey Çok Güzel Olacak, Duruşma, Vizontele, Propaganda) epey iyi iş yapmıştı zaten. Zamanında Umut Sanat'ın getirdiği, Shooting Fish / Oltada Balık Çantada Keklik, Sliding Doors / Rastlantının Böylesi, Le Diner de Cons / Salaklar Sofrası ve Deconstructing Harry / Yaramaz Harry olmak üzere dört yabancı filme gelince... Amaç giderek artan şiddette çok ama çok gülmek ise, (ve teatrel işlerden çok fena bunalmıyorsanız) Salaklar Sofrası'nı öneririz.
'Çocuklar İçin' başlığı altında toplanan filmlerden, Türkiye'de animasyon adına neler yapıldığını merak edenlere, Ali Murat Erkorkmaz'ın birarada gösterilecek kısa metrajlıları tavsiye olunur. Erkorkmaz'ın filmleri, işin sanatsal yönünden ziyade animasyonda bilgisayar teknikleri üzerine ilginç işler. 'Çocuklar İçin'de Korkusuz Dörtlü adlı, Bremen Mızıkacılarıvari bir Alman yapımı da yer alıyor.



Bir Animasyon Ustası: Nick Park
Çamur animasyonun bugünkü popülaritesinde, Nick Park'ın en büyük etken olduğuna şüphe yok. Stop-motion tekniğiyle çamur figürlerini canlandıran Park, bu çok zahmetli yolla ne gibi harikalar yaratılabileceğinin kanıtlarını defalarca sundu. Şayet filmleri sadece el emeği göz nuru harikalar olsaydı, bu denli başarılı olamazlardı elbette. Park'ın animasyonlarındaki tipler, dış görünüşlerinden hal-tavırlarına, repliklerine kadar İngiliz mizahının tepe noktalarından.
Nick Park adını çoğumuz, kısa metrajlı en iyi animasyon dalında Oscar kazanan Creature Comforts'la duyduk. Sonradan da Chicken Run / Tavuklar Firarda'yla birlikte duymayan kalmadı. Creature Comforts, Londra Hayvanat Bahçesi'nin sakinleriyle yaşam koşulları hakkında yapılmış röportajlardan oluşuyordu ki, İngiltere'nin neminden, et yerine patates verilmesinden bozuk aksanlı İngilizcesiyle yakınan Brezilyalı kaplan gibi tiplemelerinin unutulmasına imkân yok.
Creature Comforts'la aynı yıl, Park'ın bir başka filmi daha, A Grand Day Out / Harika Tatil de aynı dalda Oscar için yarışmıştı. Filmdeki mülayim mucit Wallace ve cin gibi köpeği Gromit o kadar çok tutuldu ki, bir Wallace&Gromit açlığı ortaya çıktı ve Park'ın bu karakterlerlerle sürdürdüğü seri tam bir kült haline geldi. Park, Wallace & Gromit: The Wrong Trousers / Yanlış Pantalonlar ve A Close Shave / Sinek Kaydı'yla Oscar'ları üçledi. Festival programında da, bahsi geçen üç Wallace & Gromit bölümünü izleyeceğiz. Ortalama yarım saatlik bu bölümlerin üçü tek bir seansta gösterilecek.


Monthy Python Güldürüyor
Bu bölüm için daha net, daha yerinde bir başlık düşünülemezdi herhalde. Monthy Python her zaman güldürür. TÜRSAK, komedi derken sadece yüksek sesli kahkahalarla kalmamak için, festivalin kapsamını mümkün olduğunca geniş tutmuş elbette ama, esaslı bir gülme eylemi için en doğru adres bu başlık altındaki filmler. Beş İngiliz bir Amerikalı'dan kurulu Monthy Python, 69'dan 74'e kadar BBC'de yayınlanan Flying Circus adlı komedi şovunu ve şovdaki skeç anlayışını serbest biçimde taşıdıkları Life of Brian gibi filmleri yaratan ekip. Sinemada komediyi kökünden sallayan ve absürd komedinin, parodinin en akıl almaz, en anarşist örneklerini veren ekip. Yani Graham Chapman, John Cleese, Eric Idle, Terry Jones, Michael Palin ve içlerindeki tek Amerikalı olan, aslında ülkesinde de pek Amerikalı'dan sayılmayan Terry Gilliam. Festivalde payımıza düşenler şöyle: TV şovu Flying Circus'tan birer saatlik üç bölüm ve sinema filmlerinden Life of Brian ile içlerinde en sağlamı olan Monthy Python and the Holy Grail / Monthy Python ve Kutsal Kase. Bu kült filmleri, topluca kalabalık edeceğimiz seanslarda izlemekte fayda olduğu kanaatindeyiz.