İşte gerçek sinemacılar...

Cevdet Pişkin 15 senedir, tarihi Atlas Pasajı'nın içindeki Atlas Sineması'nda müdür.

Atlas
Cevdet Pişkin 15 senedir, tarihi Atlas Pasajı'nın içindeki Atlas Sineması'nda müdür. Daha önce 25 sene Saray Sineması'nda, 10 sene Kent Sineması'nda çalışmış. Rakamları üstüste koymaya çalıştığınız sırada Cevdet Bey devam ediyor, "60 yaşındayım. 12 yaşında gazoz satarak, tablacılık yaparak başladım bu işe. Dayım sinema büfecisiydi, onun yanına gide gele aşılandım bir daha da kurtulamadım. Şu anda müdürüm. Mesleğimi çok seviyorum." Cevdet Bey, festival günlerini özellikle çok seviyor. "Bir çocuğa nasıl elma şekeri verirsin heyecanlanır, ben de festival geldiği zaman öyle heyecanlanıyorum," diyor.
Festival süresince çalışanların dışarı çıkması yasak. 15 gün boyunca, normalden daha da fazla özenle çalışıyorlar. "Burada kardeş gibiyiz, iş bittikten sonra eğlencemizi de yaparız."
Cevdet Bey, bu devirde çoktan unutulmuş olan bir cümle sarfediyor bir ara; "Her şey para değil." Nedeni sinema sevgisi. "Benim Bankalar Caddesi'nde nikel kaplama atölyem vardı. Orayı bırakıp sinemaya döndüm. Orada daha fazla para kazanıyordum ama burada zevk alıyorum." Hiç yorulmadığını da ekliyor. Sabah 9'dan akşam 10:30'a kadar sinemada. Gece sineması olduğu zaman sabaha kadar da kalıyor. "Bu bir hastalıktır," diyor.
" 'Acaba bir şey olur mu?' diye düşünürsünüz." Hiçbir seyircinin herhangi bir tersliğe, hele film kopmasına elbette ki tahammülü yoktur. Ama ya festival seyircisi? Cevdet Bey, festival seyircisinin tahammül sınırlarını "Aman yarabbi," sözleriyle anlatıyor, "Affı yoktur."
23 senedir gişe memurluğu yapan Ümran Tangün ise 13 senedir Atlas'ta. İşini seviyor ve kendi deyimiyle "hayal satıyor." Ümran Hanım, bilet satın alan seyircilerin kaprislerinden bahsediyor gülerek.
"Verdikleri parayla bizi satın aldıklarını zannedenler oluyor. Burada
Rexx
sadece işçiyiz, biletin fiyatını biz koymuyoruz, satmakla görevliyiz." Bir de
ısrarcı müşteriler var tabii. " 'Bilet var mı?' diyorlar. 'Yok,' diyoruz, tekrar soruyorlar, 'Hiç mi yok?'"
Çocukluktan beri Rexx'te (ki o zamanlar adı Reks'ti) programcı olarak
Beyoğlu
çalışan Haydar Çıkrıkçı, 34 yaşında. Bir dönem ara vermesine rağmen, pek çok kişi gibi o da sinemaya geri dönmüş. '94'ten beri burada. Bahşiş vermeyenlere "kesinlikle" kızmıyor.
Dört aydır Rexx'te çalışan Ahmet Tolu, işinden çok memnun.
Beyoğlu Sineması'nın Müdür Yardımcısı Kemal Karadeniz, sosyal bir ortamda çalışmanın zevkli
olduğundan bahsediyor. 40 yaşında ve
10 senedir Beyoğlu Sineması'nda.
"Uzun saatler çalışıyoruz, sabah gelip akşam geç çıkıyoruz ama sinemanın içindeyiz," diyor.
Fatih Emir ise çok kısa bir dönem Vakko fabrikasında
çalıştıktan sonra sinema hevesi ağır basıp makinist olarak çalışmaya başlamış. Aradan 29 yıl geçmiş; dokuz senedir Beyoğlu Sineması'nda. Eskiye oranla nelerin değiştiğini soruyoruz, "Eskiden kömürlü makineler vardı, film kopacak
Sinepop
diye stres olurdu. Şimdi teknoloji değişti, biz de rahatladık," diyor. Fatih Bey, ilgisini çeken filmleri makinist odasındaki küçük pencereden seyrediyor. "Özellikle Festival'de daha güzel filmler olduğu için merak ediyorum," diyor. Fatih Bey ayrıca, Festival'de daha randımanlı çalıştığını
ve vaktin nasıl geçtiğini anlayamadığını
söylüyor.
"Hayatım film gibi geçti," diyor Sinepop'un müdürü Hüsnü Beyazsaç. "959'da Osmanbey Halaskargazi'deki Site Sinemaları'nda başladım bu işe. Büfe şefliği, müdür muavinliği, müdürlük..." Kent Sineması, Üsküdar Lale, tekrar Site Sineması derken
'994'ün 5 Ekim'inde son durak Sinepop. Bir ara duruyor "Galiba ben işimi çok seviyorum,"
diyor. "Sabahtan akşama, gerekirse filmin bitimine kadar buradayım. Bütün günüm, ömrüm sinemada geçmiştir." Zaten 2000 yılında SİYAD'ın Emek Ödülü'nü almış.
"Müşterilerle iletişim içinde misiniz, sizi tanırlar mı?" diye sorunca "Kısa pantolonlular çocuklarını getirir 'Sen bizi içeri almıyordun, bak benim çocuğum,' diye takılırlar," diyor. O anıların hepsi, Site Sineması yandıktan sonra, Sinepop'ta açılan imza defterinde duruyor. "Tabii, 959-2002... Binlerce anı saklı."
Festival zamanı Sinepop daha canlı oluyor. Festival seyircisinin seçici, bazen sert olabildiğini söyleyen Hüsnü Bey, "Ama zamanı film için harcamayan, filmi seyretmek için burada olan, filmin kimliğini çok iyi bilen bir seyirci," diyor.