İstiklâl Caddesi'nde bir komşu kapısı

90'ların başı. Yağmurlu, çamurlu rüzgarlı soğuk bir akşam. Ridley Scott'ın Blade Runner'da yarattığı kasvetli şehir ortamının bir nevi kış kıyamet versiyonu hüküm sürüyor Beyoğlu'nda.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

90'ların başı. Yağmurlu, çamurlu rüzgarlı soğuk bir akşam. Ridley Scott'ın Blade Runner'da yarattığı kasvetli şehir ortamının bir nevi kış kıyamet versiyonu hüküm sürüyor Beyoğlu'nda. Kalın gri paltonun içine işleyen soğuktan kurtulmak için kafayı sokacak bir yer aranıyor. Okuldan çıkılmış, eve gitmeden önce Taksim'e gelinmiş ama ayaklar otobüs durağına değil İstiklâl'e yönelmiş. Çantadaki hukuk kitaplarının arasındaki Mayakovski çevirisini tartışacak, walkman'de o dönem aşık olunan şarkıyı dinlemeye katlanacak, yeni şeyler dinletecek insanların olduğu bir yere gitmek lazım. Dumanı tüten bir kahve, iki çift laf vesaire... Küçük Parmakkapı Sokak'taki Perie Petiee 10 yıl kadar önce işte böyle bir yerdi. Daha doğrusu hemen karşısındaki Cinecafe'yi de sayarsak kafanızı sokacağınız iki yerden biriydi. Farklı geçmişleri, farklı aileleri, umutları, planları olan pek çok genç insan burada pek de çaba göstermeden kendiliğinden ortak bir ruh oluşturmuştu. Yalnızlığın paylaşıldığı, en acayip düşüncelerin, hayallerin, sonu gelmeyen projelerin gerçek hayatta burun kıvrılan her şeyin değer bulduğu, saygı görüp ciddiye alındığı bir çeşit düş alemiydi söz konusu olan. Kimi o düş aleminde sonuna kadar kalmayı tercih etti, kimi dışarı soğuğa çıkıp gözden kayboldu.
Sadede gelirsek, Beyoğlu'nun bu küçük adacığı şimdi yenilendi ve kapılarını tekrar açtı. Eskisi gibi iptidai bir cafe değil, Beyoğlu'nun çok ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz bir 'neighborhood bar' yani bir nevi ikinci adres barı görünümünde. Eski müdavimlerini bir araya toplamayı başarabilir mi bilmiyoruz ama şimdiden kendi kitlesini oluşturmaya başlamış görünüyor. Mekanın sahibi (eskiden beri sahibi olan) Özgür'ü Vivache'den de hatırlayanlar olacaktır. Şimdi her şeyi bırakıp ilk göz ağrısını yeniden canlandırmaya uğraşıyor.
Yeni Perie Petiee ilk girişte insanı şaşırtıyor. Küçük Parmakkapı Sokak'taki bildik küçük kapıdan (Fesleğen'in bitişiği oluyor) girince sola dönüyor ve daha büyük bir mekana ulaşıyorsunuz. Burada bir bar, eski usül rahat berjer koltuklar ve masalar sizi karşılıyor. Mekanın bir yanı tamamen, Hayal Kahvesi'nin de bulunduğu ve iki Parmakkapı sokağını birbirne bağlayan pasaja açılıyor. Yani sanki biri eski cafenin içinden pasaja kadar bir tünel açıp genişletmiş gibi. Gece 22.00'de pasaj kapanıncaya kadar gelip geçenlerle ortam Bodrum'da yazlık bir bardasınız izlenimi yaratıyor. Müziklere gelince George Michael'dan The Cure'a, Depeche Mode'dan, Dire Straits'e 80'ler ağırlıklı bir tarzı var. Özellikle hafta sonları arkadaşlarınızla utanıp sıkılmadan dans edip azmak eğlenceli olabilir (henüz buna kalkışmadık). Sabah açılan Perie Petiee kimseyi üzmeyecek bir mutfağa ve makul fiyatlara sahip. Mesela bira (dikkat Carlsberg var Efes yok) 2 milyon 500 bin, yemek ve tatlılar da 4 milyon'dan başlayan fiyatlara sahip. Günün her saati uğrayabilir, eşinizi dostunuzu kendi evinizmiş gibi davet edebilirsiniz. Çok yakında canlı müziğin başlayacağını da duyuralım. İnsanı bunaltmayan huzurlu mekanlarda zaman geçirmekten hoşlananlar için Beyoğlu'nun göbeğinde eski ama yeni (!) bir uğrak yeri.
Tel: (0212) 245 20 11