İsveç edebiyatının 'Midnight Express'i: Türk Lokumu

İsveç edebiyatının 'Midnight Express'i: Türk Lokumu
İsveç edebiyatının 'Midnight Express'i: Türk Lokumu
İsveçli aykırı yazar Niclas Ericsson'un son kitabı 'Turkish Delight', Beyoğlu'nun yeraltı dünyasında geçiyor. "Baş ağrısının başka bir tedavisi yoksa parti devam etmeli" diyen Ericsson'a göre kitap edebiyatın 'Midnight Express'i olarak yorumlanacak cinsten
Haber: ALİ TUFAN KOÇ / Arşivi

Hikâyenizi anlatmak için neden İstanbul’u tercih ettiniz?
Güç ve cinsellik fikri üzerinden yola çıktım. Bir arkadaşım Taksim civarındaki transseksüellerden bahsettiğinde, İstanbul’un göbeğinde yaşayıp adalet sisteminin sırf kimse onları önemsemediği için göz ardı ettiği ve başını seks işçilerinin çektiği insanlar olduğunu fark ettim. Bu, tam hikayem için ihtiyacım olan kurguydu. Derin devlet, Hrant Dink cinayeti, askeriyeyle bağlantısı olan gizli faaliyetler, faili meçhul cinayetler derken ‘resmi olmayan güç’ hakkında bildiklerim beni Türkiye’ye getirdi.

Kitabın yazım sürecinde uzun bir süre İstanbul’da kalmışsınız. Nereleri gezdiniz? İstanbul’u nasıl buldunuz? İstanbul’u çok seviyorum, hatta burada bir daire satın almayı bile düşündüm. İstanbul ölümsüz şehirlerden biri, bildiğimiz çoğu şeyden eski. Asla değişmez gibi görünürken sürekli değişen, birçok şeyin karışımı ama yine de New York, Londra gibi kendine özgü bir karakteri olan bir şehir. Fakat kalburüstü otellerde kalmayıp benim gibi arka sokakları keşfe çıkarsanız, yanılsamalar ve baştan çıkarmalarla, yanlış arkadaşlarla dolu, tehlikeli bir şehir olduğunu görürsünüz. Başa çıkamadığınızda sizi delirtebilecek bir uyuşturucu gibi.

Sizce kitabınız Türkiye’de basılır mı? Türkiye’deki yayıncılardan ilgi olsa da kitabımın çok tartışmalı olacağını düşünüyorum. Türklere İstanbul’daki transseksüel fahişeler hakkında bildiklerimi anlattığımda hiç böyle bir şey duymadıklarını söylüyorlar. Kitap , İstanbul’un örtbas edilmeye çalışılan bir yüzünü anlatıyor. Transseksüellik de bunlardan biri. İstanbul’da transseksüel fahişelerin hayatını araştırırken kaygı verici bir gerçekle karşılaştım: Müşterilerinin çoğu evli ve çocuklu erkekler. Araştırdığım kadarıyla Türkiye’deki transseksüel fahişe oranı da çoğu Avrupa ülkesinden katbekat fazla.

Kitabınız Türkiye’de tabu olan ne varsa konu ediyor, sanki Türk toplumunu yumuşak karnından vuruyor…
Ben politikayı, seksi, suçu birleştiriyorum. Televizyon ve gazetelerin bahsetmediği, insanların genelde gitmediği yerlere gidiyorum. Yaptığım işin doğasıyla aykırı olduğunu söyleyebiliriz. Günün sonunda yaptığım iş, heyecan verici, hareketli ve kurmaca da olsa amacım hayatın içinden bir hikaye anlatmak. Türk okuyucularının da bunu takdir edeceğinden eminim.

Bir süre İstanbul’da yaşamış bir politika yazarı olarak Türklerin nabzını iyi tutuyor olmalısınız. Türk okuyucuların kitabınıza vereceği tepkiyi tahmin edebiliyor musunuz?
Hrant Dink cinayetini, Orhan Pamuk’un aldığı tehditleri göz önünce bulundurursak, hikayemin daha provokatif olması ve hepsinden önce yabancı olmam sebebiyle gelecek ölüm tehdidi sayısını tahmin edebiliyorum. Özellikle Türk politikacıların öfkeli ve sivri çıkışları, Türk halkını daha da ateşliyor, tahrik ediyor. Kendi ülkemde bile Türk politikası hakkında yorum yapmama, farklı bir görüşü savunmama tahammül edemeyen Türklerle karşılaşıyorum.

Eminim sağduyulu Türk okuyucuları da çıkacak, hikayeyi objektif bir biçimde değerlendirecek. Bizzat yaşamadığım ya da arkadaşlarım tarafından konfirme edilmemiş tek bir kelime yok kitabımda. Her kelimesi araştırmaya dayanıyor.

Arka sokak barlarını anlatışınız akla Türk hapishanelerinde geçen meşhur film ‘Midnight Express’i (Gece Yarısı Ekspresi) getiriyor.
Filmi defalarca seyretmişimdir. Pek çok ortak bakış açısı var. Kitapta da tıpkı filmdeki gibi, insanların doğru bağlantıları olmadığı takdirde adalet karşısında korunmasız kaldıkları ve hayatlarının tehlikede olduğu bir Türkiye portresi çizdim.

Genelde uyuşturucu gibi, cinsellik ve cinsiyet ayrımını ortadan kaldıran, uçta konular hakkında yazıyorum. Çünkü beni meraklandıran bu; onların nasıl yaşadıkları, ülke genelinden ayrık nasıl bir dünya kurdukları… Altkültürler, onu çevreleyen toplumun bir aynasıdır, yansıttığı görüntü bozuk bile olsa anlattığı bir şey vardır. Cinselliğin toplumda algılanışı Türk toplumunu yansıtıyor.

Transseksüellerin haklarını savunan politik yazar
Niclas Ericsson, ülkesi İsveç’te aykırı bir figür. Liberal gazetelere yazdığı politika yazılarıyla tanınıyor. Transseksüellerin yasal haklarını savunan politik yazıları ülkesinde geniş yankı uyandırmıştı. Geçen yıl bir söyleşisinde gazeteci olmadan önce bir porno kariyeri olduğunu doğruladı. Kitaplarında cinsellik ve cinsiyeti alışılmadık bir biçimde işliyor. Görkem ve gizemi, tartışmalı politik konularla birleştirerek okuyucuyu belirsiz biçimde uyuşturucunun, cinsel sapkınlığın ve şiddetin metalaştığı dünyaya taşıyor. İlk kitabı Stockholm’de başta nefret suçu gibi görünen, eşcinsellerin bir bir cinayete kurban gittiği bir ortamda geçiyor. İkincisiyse İstanbul, Beyoğlu’nda transseksüllerin fahişelik yaptığı bir yeri anlatıyor. Yazmakta olduğu son kitabıysa California’da stereoid, uyuşturucu evreninde heteroseksüel ve homoseksüel ayrımının ortadan kalktığı, sapkın cinsel gösterimlerin vuku bulduğu vücut geliştirme şampiyonalarını konu alıyor.