İtalyan Vogue'unun keşfi Ece

İtalyan Vogue'unun keşfi Ece
İtalyan Vogue'unun keşfi Ece
Tasarımcı Ece Gözen, okulundan henüz mezun olmasına rağmen, uluslararası moda simsarlarını peşinden koşturuyor. Hedefi ise kendi markasını yaratmak.
Haber: ASLI BARIŞ / Arşivi

İtalyan Vogue’unun projesi ‘Muuse x Vogue Talents’ yarışmasını kazandınız. Katılmaya nasıl karar verdiniz?
Teklif onlardan geldi. Ekimde Vogue ve Muuse ekibinden bir mail aldım; “Tasarımlarınızı çok beğendik, sizin de yarışmaya katılmanızı istiyoruz” içeriğinde. Yarışma koşulları gereği, beş tasarımımın görsellerini siteye koyduk. İnternet üzerinden oylama süreci başladı, ilk 10 kişi belirlendi. Daha sonra İtalyan Vogue’un editörü Sara Maino finalistleri oylayarak, beni birinci seçti.
Muuse ile işbirliğiniz nasıl ilerleyecek?
Şimdi iki senelik bir anlaşmamız var, onlara bir kapsül koleksiyon hazırlayacağım. Satıldıkça daha çok parça eklenecek. Bu süreçte bir markam varmış gibi, pazarlama stratejimi, satış kanallarını her şeyi onlar belirleyecek. Kumaş ve renkleri beraber seçiyoruz, ben tasarlıyorum, üretim sürecini finanse etme kısmını onlar üsteniyorlar. Markalaşma yolunda ilk adımı attım gibi görüyorum. Birçok da güzel teklif geliyor, mesela Las Vegas Fashion Week’ten teklif aldım. Ama katılmayacağım, çünkü hedefim Londra Moda Haftası, en basitinden...
Yeni mezun olmanıza rağmen, tasarımlarınızda iyi işçiliğin ve özgün tasarımın yanı sıra, ciddi bir koleksiyon bütünlüğü de görüyoruz. Bu her tasarımcının bu kadar kısa zamanda yakalayabileceği bir durum değil... Nasıl başardınız?
Mimar Sinan Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nden ocakta mezun oldum. Öğrencilik hayatım parlak geçti, öğrenim sürecim boyunca da her zaman uluslararası alanda nasıl markalaşabilirim üzerine düşündüm ve çalıştım. Okulda hazırladığım projeleri de ödev olarak değil, alıcılara gösterebileceğim, uluslararası platformda kapsül koleksiyon olarak sergileyebileceğim bir disiplinle hazırladım. Muuse dışında şubat ayında İHKİB’nin düzenlediği Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması‘na katıldım ve üçüncü oldum. 2009’dan beri Hakan Yıldırım’ın asistanlığını da yapıyorum.
Bundan sonraki yol haritası nedir?
Markam için çalışacağım. Kendi markamı oturtmak için uğraşacağım. Markamı oluşturup, moda haftalarına katılmak için başvuruları yapacağım. Daha ziyade yurtdışında kendimi ispatlamanın peşindeyim. Burada da bir şeyler yapmak gerekli belki, ama karar veremedim açıkçası. İstanbul Fashion Week’in yurtdışındaki standartları yakalaması için daha zamana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.
Paris’te defile yapan Hakan Yıldırım gibi bir tasarımcıyla çalışmanın, bağlantı kurma açısından bir yararı oluyor mu?
Her ne kadar uluslararası tanınan bir tasarımcıyla çalışmak önemli olsa da kendi emeklerimle bir yere geldim tamamen. Sosyal medyayı doğru kullandım. İnternet sitem var, işlerimi orada yayımlıyorum ve insanlar ilgi gösteriyor. Vogue ve Muuse ekibi beni web sitemden buldu mesela. Doğru isimlerle, iyi bir markada çalışmak avantaj ama kendi kişisel gelişiminiz için hedef koyup bu yönde ilerlemeniz gerek.
Stilinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Saklanmış ve gizli bir feminenlik var koleksiyonlarımda; renklerle, detaylarla, yapılarla oynayarak sportiflikle belli bir zıtlık yakalıyorum.