İyi ki varsın Carax

İyi ki varsın Carax
İyi ki varsın Carax
Denis Lavant'ın CGI modelinden dilenciye türlü kılığa büründüğü 'Kutsal Motorlar', baştan sona Leos Carax'ın kendi yokluğunda epey değişen kültürel ortama dair bir yorumu gibi.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

Leos Carax’ın ‘Kutsal Motorlar’ diye bir filmle yıllar sonra çıkageleceği duyurulduğunda, yaşı ‘Köprüüstü Âşıkları’nı beyazperdede seyretmeye yetmiş herhangi bir sinema seyircisinin heyecanlanmadığına ihtimal vermedik doğrusu... Saf sinema tanımı ne kadar doğru, tartışılır ama böyle bir tanımın gerçekliğini kabul edersek, buna en çok yaklaşanlardan biri de Carax olur muhtemelen. Sadece konuşmalara yüz vermeyip ihtişamlı görüntülere bel bağlamak gibi bir kolaycılıkla açıklanamaz Carax’ın pürlüğü... Onun sinemasında ne konuşmalar, kulağa alışıldık konuşmalar gibi gelir ne de ihtişamlı görüntüler bildik seyirci tavlama yöntemlerinden beslenir. Sanki devrin CGI azmanı üç boyutlu ‘büyük filmlerinin’ peşine düştüğü erken dönem sinema görkemine Carax çok daha fazla yaklaşır. Film teorisyeni Tom Gunning’e danışalım; konuyu, hikâyeyi boşlayan CGI azmanları belki görünüşte, seyirciyi ağzı açık bırakmanın amaçlandığı erken dönem sinema etkisini yeniden hayata geçirmeye çalışıyormuş gibi görülebilir. Ancak bu gişe devlerinin standart giriş - gelişme - sonuç şeklinde gelişen, üzerine çok da çalışılmayan hikâyeleri çerçevesinde işin görkemine yaslanmaları, ancak bu erken dönem sinema enerjisinin evcilleştirilmesi anlamına gelebilir.
Oysa ki, söyleşilerinden, beyanatlarından kafamıza kazıdığı üzere değil CGI, dijital herhangi bir şeye yüz vermeyen Carax’ın filmleri bu evcilleşmemiş enerjinin halen ulaşılabilir olduğunu gösterir. En azından 14 yıl öncesinde bir önceki uzun metrajlı filmini çekip istemeden gözlerden kaybolduğunda ve sadece kısalarla karşımıza çıkmaya başladığında intibamız bu yöndeydi. 14 sene sonra gelen ‘Kutsal Motorlar’ da durumda bir değişiklik olmadığını gösteriyor. Leos Carax, sinemada yeni bir şeyler yapılabileceğinin sinyallerini vermeye devam ediyor. Üstelik tarzından hiçbir ödün vermeden...
Yönetmenin kendisi ne söylerse söylesin (referans verip vermediği konusunda en ketum yaratıcılardan) ‘Kutsal Motorlar’ın sinemayla yakından ilişkisi bu durumu daha da özel kılıyor. Mösyö Oscar’ın (tabii ki Denis Lavant) Limuzin’inin arkasında Paris’i tavaf ettiği ve CGI modelinden dilenciye, türlü türlü kıyafete büründüğü ‘Kutsal Motorlar’, baştan sona Carax’ın kendi yokluğunda epey değişen kültürel ortama dair bir yorumu gibi. Misal, Paris’in meşhur mezarlığındaki Pere Lachaise’in mezar taşlarının üzerinde, orada yatan Oscar Wilde, Jim Morisson, Balzac gibilerinin ismi değil, “web sitemizi ziyaret edebilirsiniz” ibaresi yer alıyor. Oscar, sahnelerden birinde “kameraları özlediğini” söylüyor. Ama tüm bunlar, ‘Kutsal Motorlar’ın artarda dizilmiş ‘geçmişe ağıt’ skeçlerinden oluştuğu gibi bir izlenime de yol açmamalı. Bu, Carax’ın hiç sığamayacağı bir kalıp ve Denis Lavant’ın performanslarından birinde karısı ve kızının şempanzeler tarafından canlandırıldığı, Limuzin’lerin birbiriyle konuştuğu bir filmden bahsediyoruz. Carax’ın, kültürel ortama dair yorumları ancak beyazperdede seyredilince algılanabilecek bir düzeyde seyrediyor.
Elvis Costello’nun “ Müzik üzerine yazı yazmak, mimari üzerine dans etmeye benzer” lafı sinemaya uyarlansa adresinin Leos Carax olacağına şüphe yok. Grotesk komediden müzikale, dramdan aksiyona zıplayıp duran ‘Kutsal Motorlar’ üzerine ne yazılırsa yazılsın, açıklanmayacak bir hissiyat orada asılı kalır. Kendi de eski bir Cahiers du Cinema (Yeni Dalga’cıların mabet dergisi) çalışanı olan Carax, pür bir sinema auteur’ü olarak yoluna devam ediyor. Anlatıya, bildik neden - sonuç ilişkilerine yüz vermemek için didinip duran, kendinden sonraki isimlere ders veriyor.
Eva Mendes’in göründüğü birkaç dakikalık bir sahnede sinemada arzu nesnesi olmanın girdisi çıktısı irdelenebiliyor. Öncesini sonrasını bilmediğimiz ve Kylie Minogue tarafından canlandırılan bir karakterin daha perdede ilk göründüğü andan itibaren hikâyesine seyircisini sokabiliyor. Leos Carax’ın ‘Kutsal Motorlar’ı, hissettirdikleriyle bir hız treni yolculuğu tanımına en yakışacak filmlerden. Bu etkiyi bir CGI azmanından çok daha farklı yollardan sağlaması ise onu en özel yapan şey...