İyi soyut resim nedir diye yüksek sesle sorulmamalı

İyi soyut resim nedir diye yüksek sesle sorulmamalı
İyi soyut resim nedir diye yüksek sesle sorulmamalı
art ON Istanbul soyut ressam Kemal Seyhan'ın 'Mai ve Siyah' başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Seyhan ile 20 Kasım'a dek açık kalacak sergisini konuştuk.
Haber: elif ekinci / Arşivi

Serginizin adıyla Halid Ziya’nın ‘Mai ve Siyah’ romanı arasında bir bağ var mı? 
İsim seçimimin otobiyografik nedenleri var. Halid Ziya’nın en tanınmış romanı ‘Mai ve Siyah’la lise yıllarında tanışmıştım ancak dönemin entelektüel koşulları, o yaşa dek sanat felsefesi, sanat tarihi gibi konularla karşılaşmama, bu konular üzerine düşünmeme izin vermemişti. Bu kitap ilk oldu. Roman kahramanının arkadaşıyla sanat ne olmalıdır, nasıl olmalıdır yollu tartışmaları beni çok ilgilendirdi. Tabii söz konusu tartışmaların kaynakları konusunda o zamanlar hiçbir fikrim yoktu. Yine aynı yıllarda Tevfik Fikret’in ‘Sis’ adlı bir resmi olduğunu öğrendim. Gördüm, demiyorum, duydum. Yanılmıyorsam Aşiyan Müzesi’ndeymiş, ama hâlâ aslını görmedim. Yalnızca resmin ayrıntılı ve coşkulu bir betimlemesini dinledim. Bu betimleme, kafamda, ‘Mai ve Siyah’taki sanat tartışmaları ile birleşti. Konunun aktüelliğini arttırdı. Serginin adını seçerken, daha sonra binlerce kere ve tabii bambaşka detaylarla, üzerinde düşüneceğim konuların işbu nüvesine referans vermek istedim. Ayrıca bu isim, sergilediğim işlerdeki renk seçimlerine de denk düştü. Daha doğrusu, atölyede biri mavi, diğeri siyah iki işi yan yana görünce kafamda bu anılar canlandı. Tabii, sergi bu iki renk üzerine kurulmuş değil, ayrıca Halid Ziya’ya direkt bir gönderme de yok. 

Halid Ziya kısmı anlaşılıyor. Ancak Tevfik Fikret ve Sis konusu biraz karanlık kaldı… 

Bu resim, aslında Şehzade Abdülmecid Efendi tarafından Fikret’in şiirine nazire olarak yapılmış. Ben de durumu internetin icadından sonra öğrendim ve resmin yine internetteki bir dijital kopyasını gördüm. Resim, tamamen sis kaplı bir su yüzeyinde seyreden bir tekneyi hayal meyal gösteriyor. Muhtemelen boğaz suları, şiiri düşününce öyle olması gerekir. Benim o zaman ilgimi çeken, hâlâ da ilginç bulduğum şey, sisin nesnelerle aramıza girmesi, onlarla görsel ilişkimizi kesmesi ya da sınırlaması. Bu halin, soyut bir görselliğe algısal bir zemin oluşturması. Ancak benim resimde böyle bir kaygım ya da tercihim yok. Tersine ben, soyut bir görselliğe ulaşmak için saklama yerine radikal bir açığa çıkarma metodunu tercih ederim. 

Kâğıt işlerinizi ilk kez bu sergide görüyoruz sanırım. Sizi kâğıt çalışmalara yönelten ne oldu? 

Aslında ilk kez değil ama ilk kez bu kadar büyük boy ve üç tanesi bir arada. Kâğıt, emprovizasyon ve araştırmaya çok uygun bir ortamdır. Sanatçıya yeni, değişik sonuçlara ulaşma imkânı sağlar. Ben de bu konuda bir istisna değilim. Değişiklik arzusu beni önce kâğıda yöneltir. Ancak, bu kâğıt işlerin bir başka arka planı daha var. Yaklaşık 10 yıl önce İstanbul ’a döndüm. İlk yıllarda İstanbul’un griliği, deyim yerindeyse griliğiyle yaşantılanacak, yaşantılanması gereken bir şehir olması, beni çok çarptı. Bu da beni ilkin kurşunla çalışmaya yöneltti. 2004 gibi kurşun levhalar satın aldım. Cami kubbelerini kaplayan kurşun levhaların bitişme hatlarından esinlenerek elimdeki levhaları çizmek, bükmek, katlamak suretiyle denemeler yaptım. Hatta üç boyutlu işler de yapmak istedim. Bu sergide gördüğünüz üç büyük kâğıt , işte söz konusu denemelerin gecikmeli sonucudur. 

Biraz karamsar değil mi bu işler? 

Ben tam tersini düşünüyorum. Beyaz kâğıdı sayısız kereler çizerek grafitle kaplıyorum ve bu sırada iki boyutu boyunca kırarak yüzeyde özel bir topografi elde ediyorum. Bu topografi içinde bulunduğu mekânın ışığına hassas bir tepki veriyor. Çevrenin ışığını yüzeylerinde kırarak farklı istikametlere yansıttıkları için bunlar bir anlamda renkli işlerdir. Ayrıca böylelikle çevreyle ilişkiye girmek konusunda gösterdikleri bu heves bile onları karamsar olmaktan uzaklaştırır. Kaldı ki, ben bunları yaparken kendimi hiç karamsar hissetmedim. 

İyi soyut resim nasıl ayırt edilir? 

Ludwig Wittgenstein, “Dile getirilemeyecek şeylerden söz etmemeli” demiş. Ardından da, “Ancak dile getirilemiyor olmaları, onların olmadığı anlamına gelmez” diye eklemiş. Sualiniz de bu kategoride. “İyi soyut resim ya da iyi resim nedir” diye yüksek sesle sorulmamalı ve iyi resim tanımlanmaya çalışılmamalı, çünkü tanımlanamaz. Ama iyi resim vardır ve hem ressam hem de resimsever sürekli bu soruyla yaşamak zorundadır.


    ETİKETLER:

    İstanbul

    ,

    sanat

    ,

    Beyaz

    ,

    kitap

    ,

    Mavi

    ,

    Dijital

    ,

    Resim

    ,

    Cami

    ,

    sergi

    ,

    ,

    zaman

    ,

    Karanlık

    ,

    Resmi