İyi uykular kuzucuklarım!

İyi uykular kuzucuklarım!
İyi uykular kuzucuklarım!
35 ülkede listeleri zorlayan yeni One Direction albümü 'Take Me Home', gayet tanıdık bir pop formülüne sahip: Pembe bir balon...
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

Shakespeare eğer hâlâ yazıyor olsaydı tüm meselenin “olmak ya da olmamak” değil “gitmek ya da kalmak” olduğunu anlardı. The Clash’in 1982’de önümüze haşin bir hamleyle koyduğu bu durum halen tartışma konusu. Zira bugün tüm mesele ‘kalma-gitme’ ikilemi üzerine kurulu. Rengârenk yanıp sönen devrelerimiz olup olmadığından bile şüpheye düştüğümüz şu dijital âlemde, bugün bile lise aşkı anlatılıyor ve bu aşk dünya çapında dilden dile dolanıyorsa son bir umutla ‘kalmak’ belki de en doğrusu. Son dönemin tartışmasız en büyük ‘boy band’i (meali, genç erkekler grubu) olan One Direction’ın yeni albümü de bu ikilem üzerinden yola koyuluyor. Grubun ikinci albümü ‘Take Me Home’un açılış şarkısı Live While We’re Young, The Clash’in efsanevi ‘Should I Stay or Should I Go’sundan tatlı tatlı araklanan gitar rifi sayesinde sadece küçük hanımların değil yaşı 40’ı çoktan geçmiş olanların bile dikkatini çekmeyi başardı. Ne de olsa hemen herkesin derdi aynı...
Tek dişi kalmış müzik endüstrisinin tam yağlı beyazpeynir misali sıkıp, suyunu çıkarmaktan hiç çekinmediği One Direction, tam da 2011’de aynı tarihte yayımladığı ‘Up All Night’tan sonra yeni bir stüdyo albümüne daha zorlanınca ortaya çıkan ‘Take Me Home’, ismiyle plak şirketi yöneticilerine bir gönderme yapıyor da olabilir. Çoğu henüz 20 yaşına bile basmamış bu ‘yakışıklı/yetenekli/dans edebilen/şarkı söyleyebilen/sempatik görünebilen’ beş genç adam belki gerçekten de evlerine gitmek istiyordur, kim bilir!
Daha yayımlandığı hafta 35’ten fazla ülkede listeleri zorlayan, üzerine de bir milyondan fazla satan ‘Take Me Home’, son derece tanıdık bir ‘pop’ formülü üzerine kurulu: Pembe bir balon. Önce çok lezzetli, şişirdiğiniz balonları dişlerinizle patır patır patlatabildiğiniz ama sonradan sertleşip, tatsızlaşmaya başlayan ve balonlaşma özelliğini kaybeden bir sakız gibi. Albümle hemen hemen aynı dönemde piyasaya sürülen ikinci single ‘Little Things’, ilkinin başarısını tekrarlayıp İngiltere ’de zirveye yükselince, şampanya kadehleri havada uçuşmuş olmalı. Gerek grubun gerekse projenin yaratıcılarının ‘apaçileşmek’ten korktuğu ortada. Dolayısıyla, en azından bu ‘eski usul’ pop çizgisi takdiri hakediyor. Boğucu korkunç elektronik vuruşlardan uzak durdukları için naifliğini belli bir yere kadar koruyabilen ‘Take Me Home’ bir noktadan sonra hızla sarkmaya ve sürekli aynı şarkıyı dinlemeye başladığınız hissini uyandırmaya başlıyor. Yaşları 10-15 arasında değişen kız çocuklarının harçlıklarını bir değil iki albüme yatırmaları için yayımlanan ‘limited yearbook/sınırlı sayıda basılan okul yıllığı’ edisyonunda dile kolay 17 şarkı var. Endişelenmeyin, 6’ncı şarkıdan sonra esneyip, gerinmeye başlamak serbest. O halde, bir sonraki albüme kadar ‘iyi uykular kuzucuklarım’!