İzleyicisine kömür küreten sergi

İzleyicisine kömür küreten sergi
İzleyicisine kömür küreten sergi

Ayşe Erkmen in vitrine dizdiği renkli şapkalar, eskiden galerinin yerinde bulunan şapkacı dükkanını hatırlatıyor.

Çağdaş sanat galerisi Arter'in 'İkinci Sergi'si açıldı. İzleyicinin eserlerin bir parçası olmasını sağlayan sergideki en ilginç iş, gönüllülerin dokuz ton kömürün içine dalıp küçük bir duvar parçasını aradıkları 'Kara Elmas'
Haber: Ayça Örer - aycaorer@gmail.com / Arşivi

Çağdaş sanata yeni bir alan açmak hedefiyle yola çıkan Arter, ikinci sergisini açtı. Emre Baykal’ın küratörü olduğu serginin adı ‘İkinci Sergi’. Yirmi sanatçının 30’dan fazla işiyle katıldığı sergi, ‘kurumsallaşma’ kavramına sanatın içinden bakıyor. Serginin adı da buna göre belirlenmiş ve kurumsal sürekliliği hatırlatsın diye ‘İkinci Sergi’ denmiş. Sanatçılar, kurum, sanatçı, sanat eseri ve izleyici arasındaki gerilim ve dinamiklerden yola çıkan işlere ağırlık vermiş. Eserlerde hem sanatta kurumsallığın nasıl olabileceği, hem kurumsallıkla insan arasında nasıl bir bağ kurulabileceği sorusuna cevap aranıyor. Canan Tolon’un iki kata yayılan inşaat iskelesi; Banu Cennetoğlu – Yasemin Özcan Kaya’nın Arter’in içinde gezinerek çektikleri ironik video, Burak Arıkan’ın ‘ortak sergi yapmış sanatçılar ağı’ ve ortak yönetim kurulu üyelerine göre vakıflar ve dernekler ağı’ adlı haritaları bu kurum-sanat ilişkisini ele alan işlerden bazıları.
Serginin en eleştirel ve sansasyonel işi ise Ahmet Öğüt’e ait. Öğüt, ‘Kara Elmas’ projesinde binanın bir parçasını koparıp performansın parçası kılıyor. Sanatçı sergi alanına dokuz ton kömür yerleştirmiş. Kömürün içindeyse sergi binasının duvarından koparılmış küçük bir parça var. Randevu alarak özel tulumlarla kömür içinde parçayı arayan izleyiciler, bu parçayı bulduklarında duvardaki yerine yerleştiriyor ve bir elmas kazanıyorlar. Çünkü duvar parçasının yerinde, 1 karatlık bir elmas onları bekliyor. İsteyen herkes bir saatliğine bu oyunun parçası olabilir. 

Beyoğlu ’nun geçmişi vitrinde
Beyoğlu’nun geçmişiyle ilişki kuran çok önemli bir iş de Ayşe Erkmen’in şapkaları. Arter binasının giriş katında 1914-1920 yılları arasında dükkânı olan Fait Jules isimli şapkacı Ayşe Erkmen’in vitrine yerleştirdiği renkli şapkalardan oluşan ‘J, K&H’ adlı işle hayat buluyor. Erkmen, yine o yıllarda İstiklal Caddesi Simpatyan Apartmanı’nda haute couture terzilik yapan anneannesi Hermine Hanım’ın şapkasını halen Hacopulo Pasajı’nda şapka üreten Katya Kiracı’ya emanet etmiş. Kiracı’nın elinden çıkan rengârenk şapkalar mekânın neredeyse 100 yıllık tarihini anımsatıyor; üstelik vitrinde de güzel duruyor! (Bu şapkalardan bir tane de kendinize yaptırabiliyorsunuz, sadece 800 TL karşılığında.)
Vahap Avşar’ın eseri İpdal’se ‘sansür’ olgusuna dikkat çekmek için iyi bir örnek. 1983’ten önce satılan asker kartpostallarının üzerine kırmızı çizgi çekerek düşülen ‘İpdal’ notu kartların tedavülden kalmasına neden olmuş. Avşar sansürün insanların hayatından farkına vararak ya da varmayarak neler eksilttiğini kartpostallar yoluyla anlatıyor. 

Louis Vitton çöp arabası
Halil Altındere’nin Contemporary İstanbul’da sergilenen ve tartışma yaratan eseri ‘Portrait of a Dealer’, extramücadele’nin otoritenin kutsanmasını sorgulayan ‘Laik Türkler için İkona’, Volkan Aslan’ın kentin çöplüğünü ve tüketim bağımlılığını tartışmaya açan ‘Geri Dönüşüm’ adlı Louis Vitton amblemli çöp arabası serginin dikkat çeken diğer eserleri.
Burak Arıkan, Vahap Avşar, Murat Akagündüz, Antonio Cosentino, İnci Furni, Mustafa Pancar, Ali Kazma, Aydan Murtezaoğlu – Bülent Şangar, Ahmet Öğüt, İz Öztat, Cengiz Tekin’in işlerinin de yer aldığı sergi 27 Şubat’a kadar gezilebilir.