Jackie Cane'in yükselişi ve düşüşü

Jackie Cane'in hayatı şan, şöhret ama bir o kadar da acı ve hayal kırıklığı doludur.
Haber: MEHMET TEZ / Arşivi

Jackie Cane'in hayatı şan, şöhret ama bir o kadar da acı ve hayal kırıklığı doludur. Bir pop yıldızıdır. Üstelik güzeldir, tatlı bakışları vardır ve tüm bu özellikler ona her tür hadiseyi dolu dolu yaşama, dolayısıyla kitap olacak, filme çekilecek bir hayata sahip olma imkanı tanımıştır. Ancak şuh bakışlarının ardında gizlenen küçük prenses mutluluğu hiç bulamamış, hatta son dönemlerde ikiz kızkardeşiyle yaşadığı klostrofobik ilişki onu hayattan iyice uzaklaştırmıştır. Sonuç olarak yükselişin düşüşü de vardır ve hikaye çok acıklı bir hal alacaktır.
Sadede gelelim. Hooverphonic'in yeni albümünün adı Jackie Cane. Kendisi tamamen kurmaca bir karakter ve her şarkıda hayatından bir parça sunuyor, anlatması çok uzun sürecek bir hikayeyi şarkılar aracılığıyla geri dönüşler yaparak anlatıyor. Peki bu noktaya nereden gelindi?
Biraz tarihçe
Hooverphonic'in 1996 yılında New Stereophonic Sound Spectacular ile başlayan başlayan müzik macerası 1998'de ikinci albüm Blue Wonder Power Milk ile devam etmişti. İlk solist Liesje Sadonius gruptan ayrıldı yerine Geike Amaert geldi. Müzik anlayışlarının giderek değiştiği belliydi. David Bowie ve The Cure ile çalışan prodüktör Mark Plati ile çalıştılar. Miksleri Bruce Springsteen ile çalışan Bob Ludwig yaptı. Trip hop'tan Moloko tarzı daha elektronik akustik melez bir anlayışa kayıyorlardı. Albümü isleyen dönem Hooverphonic için sesini dünyaya duyurduğu bir dönem oldu. Moloko ve Kid Loco ile turneye çktılar, Duncan Sheik ile konserler verdiler. Steven Soderbergh ve Wes Craven (I Know What You Did Last Summer) ile tanıştılar. Bu arada üç kişi kaldılar zira Frank Duchene gruptan ayrıldı.
2000'de yayımlanan The Magnificient Tree ise grubun yerinde durmadığını gösteriyordu. Bu albümde yer alan Jackie Cane isimli parçanın esin verdiği yeni albüm ise biraz da iyi niyetle baktığınızda gerçekten de kendi deyimleriyle bir pop müzikal havasında. Hooverphonic (aslında Hoover imiş fakat malum elektrikli ev eşyası üreticisi firma ile papaz olmuşlar) ilk H2000 konserinden ve Babylon'dan da hatırlayacağınız Gus Gus gibi Belçikalı bir grup ve müzikleri de birbirini andırıyor açıkçası. Solist, gitarist ve programcı Alex Callier, gitarist Raymond Geerts ve solist Geike Amaert'ten oluşan üçlü yeni albümlerini bir konsept albüm olarak planlamışlar. Şarkılar bir bütünün parçası gibi duruyor ve gerçekten de keyifle dinleniyor. Ancak aklımıza takılan bir noktaya da değinmeden geçmeyelim Jackie Cane gerçek değil ama Jackie Cain diye bir karakter var gerçek hayatta. Kendisi 1928 Milwaukee doğumlu bir caz solisti. 1955 ve 1982 arasında yayımlanan yarım düzine kadar albümü ve Roy Kral ile birlikte yarattığı Jackie & Roy ikilisi daha doğrusu markası var. Çok parlak bir kariyere sahip olmamakla birlikte pek çok ünlü cazcının ucundan kıyısından geçtiği anlaşılıyor. Hatta sarı saçları ile siyah müziğin beyaz prensesi gibi duruyor. Aslına bakarsanız eski fotoğraflarında solist Geike'ye de bir hayli benziyor.