Japon köyü Toga'da bir tiyatro vahası: SCOT

Japon köyü Toga'da bir tiyatro vahası: SCOT
Japon köyü Toga'da bir tiyatro vahası: SCOT

Toga Köyü ndeki kampüsten bir görünüm.

Öncü Japon tiyatrocu Tadashi Suzuki'nin kumpanyası SCOT, 37 yıldır Japonya'nın Toga Köyü'nde faaliyet gösteriyor. Tiyatro dünyasının çekim merkezlerinden olan köyü burada üç hafta kalan tiyatrocu Fatih Gençkal yazdı.
Haber: FATİH GENÇKAL * / Arşivi

Tadashi Suzuki’nin kişiliği, oyunculuk metodu ve tiyatrosu, birçok söylenti ve gizem barındırıyor. Her biri uzun uzadıya ele alınabilecek ancak birbirinden bağımsız anlaşılamayacak konular. Bu yaz Japonya’nın Toga Köyü’nde Suzuki ve kumpanyası ile çalışma fırsatı buldum ve sürdürdüğüm pratiğim, okuduklarım ve düşündüklerim üç konuda da berraklaştı.
Tokyo’dan dört kez tren değiştirip, sonunda da günde iki sefer yapan otobüslerden birine binerek 5,5 saatte Toga’ya vardım. Suzuki, yemyeşil ağaçlarla kaplı sıradağların arasındaki bir vadiye kurulu bu köyde bundan 37 yıl önce ilk çiftlikevini satın almış ve kumpanyası ile buraya taşınmış. Şu an burası ikisi açıkhava olmak üzere beş tiyatroya, konukevlerine, kafe ve yemekhanelere, toplantı salonlarına, stüdyolara ev sahipliği yapan koca bir kampüs görünümünde. Hem Suzuki oyuncu eğitim metodu hem de Suzuki’nin tiyatrosunun ortaya çıktığı yer işte bu ekibin on yıllar içerisinde yarattıkları bu dünya ve onun kendine özgü kültürü.

Hayvansal enerjiyi bulmak
 

Suzuki eğitimi temelde oyuncunun hayvansal enerjisiyle bağ kurması ve onu açığa çıkarmasıyla ilgilenir. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak zorlayıcı metot egzersizleri oyuncunun turnusol kâğıdıdır: Oyuncunun, oyunculuğun gerektireceği en temel ifade becerilerine sahip olup olmadığının testi. Suzuki sık sık oyuncuları sporculara benzetir. Seçtiği yaşamın sürekli bir gerçeği olan belirsizlik içinde oyuncu kendine bir devamlılık yaratmalıdır. Gerçek ilhamın ya da kaçırılmaması gereken anların ne zaman geleceği belli değildir belki ama oyuncu –ya da sporcu- o ‘an’ geldiğinde onu beceriyle işlemeye hazır olmalıdır. Eğitimin bize vaat ettiği, onu sahne üzerinde hatırlama ya da kullanma becerisi değil, onun verdiği bedensel ve zihinsel duyarlılıklar sayesinde sahne üzerinde onu unutup gerçek anlamda anın içinde olabilmektir.
SCOT’un (Suzuki Company of Toga) çalışma alanına gösterdiği saygı onu gündelik olandan ayırıyor. O alan içinde herkes kişisel önceliklerini işin önceliklerinin hizmetine sunuyor. Stüdyonun içinde çalışanlar da izleyenler de aynı performansın parçası. Roller sürekli değişirken izleyen ve izlenen arasındaki gerilimi ayakta tutmak herkesin ödevi. İki taraf da birbirine yardım ediyor çünkü odanın içindeki gerilimin kalitesi eğitimin de provanın da kalitesini belirliyor. Stüdyoda esasen performans pratik ediliyor. Kalabalık bir sahnenin provası esnasında bir oyuncunun tek bir cümlesi üzerinde 15 dakika çalışılırken çoğunlukla hareketsiz durmakta olan diğer oyuncuların ne dikkatinde ne de çalışan oyuncuya ve seyirciye verdikleri enerjide en ufak bir azalma hissediyorsunuz. Bunu, Suzuki’nin bir diktatör olduğuyla açıklamak yaygın bir eğilim ancak yukarıda bahsettiğim izleyen-izlenen arasındaki gerilimi düşündüğümüzde Suzuki’nin oyuncularına ne kadar yardım ettiğini anlamaya başlayabiliriz. Bu temel itkiyi, Suzuki’nin bulunmadığı provalarda oyuncuların cömertçe birbirlerine verdiklerini görebilirsiniz. 

Hem sahnede hem mutfakta 

SCOT üyelerini tüm bireyselliklerini yitirmiş kişiler gibi görmek mümkün ancak bunun daha çok egoların müthiş bir beceriyle yapılan işin bütününe vakfedilmesi olduğunu hem oyuncuların günlük yaşamında hem de sahnede görebilirsiniz. Bu şekilde iki yerde de tüm sorumluluğu birey ve ekip olarak ellerinde tutuyorlar. Size sahne üzerinde ömrünüzde gördüğünüz en heyecan verici anlardan bazılarını yaşatan bir aktörü yarım saat sonra bulaşıklarınızı yıkarken görebiliyorsunuz.
Toga, çoğu köyde yaşamayan yaklaşık bin kişilik bir nüfusa sahip ve bu nüfus hızla azalmaya devam ediyor. SCOT Yaz Sezonu performansları esnasında ise köy, dünyanın her yerinden yüzlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Bunlar arasında Tiyatro Olimpiyatları Komitesi üyelerinden Theodoros Terzopoulos ve Ratan Thiyam gibi önde gelen tiyatrocular ve teorisyenler de var. Suzuki misafirperverliği, keskin mizah anlayışı ve çalışkanlığıyla herkesi rahat ettiren ve eğlendiren bir ev sahibi. Açıkhava tiyatrosundaki oyununun öncesinde ve sonrasında geleneksel tabi çoraplarının üzerine giydiği terliklerle seyircinin karşısına çıkıp en dolaysız biçimde onlarla sohbet ettiği, onlara tüm kumpanyasıyla birlikte sake ikram ettiği anlara tanık olmak; dünyanın bu ucunda kendi insanlarının terk etmekte olduğu bu küçük köyde yarattığı dünyayı görmek, Antik Yunan ve kabuki stillerini kaynaştıran açıkhava tiyatrosunun büyülü havasında insanın tiyatroya inancını geri getiriyor.
Suzuki’nin felsefesini, tiyatrosunu ve eğitim metodunu anlamaya ancak Toga’da kurdukları dünyadan ve bu dünyanın kendine özgü kültüründen başlayabiliriz. Bu eğitimi merak eden, onda derinleşmek isteyen herkes Toga’ya gitmeli. Tekrar ve tekrar...
** Studio 4 İstanbul kurucularından
(Yazının geniş versiyonu
www.mimesis-dergi.org’ta.)