Johnny bizi diskoya götür!

"Merhaba ben Johnny Knoxville. Jackass'e hoşgeldiniz". Her cuma gecesi, Amerikan müzik kanalı MTV'de, gece 10-11 arası yayınlanan Jackass adlı program bu cümlelerle başlıyor.
Haber: ŞAİBE EYYAMCIYAN / Arşivi

"Merhaba ben Johnny Knoxville. Jackass'e hoşgeldiniz". Her cuma gecesi, Amerikan müzik kanalı MTV'de, gece 10-11 arası yayınlanan Jackass adlı program bu cümlelerle başlıyor. Knoxville ve arkadaşları, yönetmenliğini Jeff Tremaine'in yaptığı, Jackass: The Movie adlı filmleriyle de, adlarından söz ettirdiler. Film üzerine yapılan yorumlar Jackass'i ve temsil ettiklerini, ağırlıkla Hollywood söylem ve vizyonları ekseninde ele alarak çözümlemeye çalışıyor. Cevap arayan nihai soru ise şu oluyor: Jackass bir alt-kültür ürünü mü, yoksa başını American Pie tarzı filmlerin çektiği popüler biçimin yeniden üretimi mi?
Jackass efsanesini başlatan haftalık programın temelleri 1996 yılında, "çete"nin kurucusu ve ruhani lideri olan Johnny Knoxville tarafından atılır. Knoxville, işsiz olduğu bir dönemde, Big Brother adlı kaykay kulübü dergisine ilk fotoğraflarını gönderir. Jackass'in sonradan gerçekleştireceği gösterilerin habercisi olan bu absürd fotoğraflar kısa sürede hedef kitleyi aşan bir popülerliğe ulaşır. Sonradan, absürd şovlara olan ilgisini bildiğimiz MTV (örnek olarak hâlâ yayında olan Tom Green Show, Andy Dick Show, Beavis and Butthead v.b ), Knox-ville'e teklif götürür. Böylece Knoxville ve birkaç 'psycho' arkadaşı, beraber Jackass'i gerçekleştirirler. Şov kısa bir sürede en çok izlenen programlar sıralamasına girer.
Program, MTV'nin "Jackass'te sunulan performanslar, profesyoneller ve-veya bilinçsizler tarafından gerçekleştirilmektedir," uyarısıyla başlıyor ve ikişer üçer dakikalık, komik, tehlikeli ve mide bulandırıcı görüntülerden oluşuyor. Dışkı havuzuna yapılan dalışlar, profesyonel boksörlerle yapılan gerçek ve sakatlayıcı boks müsabakaları, köpekbalıklarının olduğu açık denizde mayolara bağlanan et parçalarıyla yüzme, bir kusma şölenine dönüşen en çok yumurta yeme yarışması, yeni piercing türleri, Amsterdam'ın su kanallarında fahişelere deniz bisikletleriyle yarış yaptırmak...
Çağdaş sanat hamilerinin bir görüşüne göre, ulaşabileceğimiz bir manifestosu olmamasına rağmen, gözler önüne serilen şey sanatsal bir performans. Oysa katılanların, eğlenmenin dışında, sanatsal bir kaygılarının olduğu iddiası entelektüel bir zorlamadan öteye geçmiyor.
Amerikan otoriteleri için ise, bu tür programlar tehlike oluşturuyor. Son günlerde, başını özellikle Cumhuriyetçilerin çektiği bir grup siyasetçi, MTV ve benzeri programları yayınlayan diğer televizyon kanallarını yayın etiğini bir kenara atıp sadece kâr peşinde koşmakla suçluyorlar. Bir sonraki seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'den aday olmayı düşünen Kenton İdari Bölgesi savcısı Garry Edmondson, MTV hakkında başlattığı soruşturma ile ilgili şunları söylüyor: "İzleyenleri şoke ederek eğlendirmeye çalışan bu tip programlar, dikkat çekmek için aptalca hareketler yapmaya ve hayatlarını tehlikeye atmaya meyilli çocukları cesaretlendirmekten başka bir işe yaramıyor."
Dövüş Kulübü ve Jackass
Savcının bahsettiği tip çocukları, dikkat çekme arzusu dışında harekete geçirebilecek diğer ihtiyaçlar ise erkekliklerini kanıtlamak, erkek dünyasınca kabul edilmek. "11 Eylül'den önce," diyor Cynthia, "savaşta olmadıkları o uzun kayıp günlerde, cesur Amerikan erkekleri, erkekliklerini kamusal mazoşizmin deneysel formları ile ispat etmek zorunda kalıyorlardı; daha ucuzca, daha zararlıca ve daha salakça planlanmış...". Kuşkusuz Jackass üyelerinin, erkek dünyasına ait çocukluk dönemi eğlencelerini anımsatan cinsel teşhirciliği de bu açıdan ele alınabilir.
Bu noktada akıllara başka bir soru da takılıyor. Benzeri programları izleyebilmemizi, alt-kültürlere yer açma çabasında olan Amerikan medyasının demokratik özlemlerine mi borçluyuz? New York Üniversitesi profesörü Douglas Rushkoff'un Merchants of Cool adlı çalışmasına göre, medyaların "cool (kıyak) olmak" diye adlandırdıkları muğlak bir kavram gençler için bir yaşam biçimi haline getirilip pazarlanıyor. Popmatters adlı internet sitesinin editörlerinden Tobias Peterson ise, Jackass'te rastladığımız eğlence anlayışını, başını Lenny Bruce, Andy Kaufmann ve Richard Pryor gibi komedyenlerin çektiği "kültürel normlarla kabul edilebilir bir mücadeleye girişen bir komedi geleneği" olarak tanımlıyor. Eğlence anlayışının yanısıra, cool bir yaşam biçimi olarak da sunulan bu pratiklerin, referanslarını Amerikan kültüründen alan ve de tarih boyunca Amerikan gençlerinin sıkça başvurduğu bir varoluş biçimini olduğu da söylenebilir. Bir parçasını Vahşi Batı mitinin öncü kovboylarına borçlu olan, en son günümüzde Dövüş Kulübü'nde politik bir ifadesini bulan bir varoluş biçimi. Özellikle bunlardan sonuncusu olan Dövüş Kulübü ile Jackass arasında ilginç benzerlikler var. Örneğin Johnny Knoxville, Dövüş Kulübü'nde Brad Pitt'in canlandırdığı Tyler Durden adlı karakteri andırıyor. Brad Pitt ise bazı Jackass programlarına katıldı ve sadece Tyler Durden'ın girişebileceği gösterilerde yer aldı. İki 'cemaat'in de üyeleri liderlerine karşı bir saygı, sevgi ve hayranlık besliyor. Her iki lider de tehlikeli işlere öncülük ediyor. Temel fark ise Dövüş Kulübü'nde, kahramanların bunu tüketim toplumunun bireyleri için tasarladığı hücrelerden ve yabancılaşmadan kaçma amacıyla yapmaları. Jackass'te ise yapılanların nedenleri belirtilmez. Apolitiktir. İşte bu noktada "bilinçsiz" olduğu ileri sürülür.
Jackass, yaşları 25-30 arasında değişen, yaşadıkları kasabanın can sıkıntısından kurtulabilmek için, çoğunlukla kaykaylar, BMX bisikletler, extreme sporlarla ve sert müziklerle ilgilenen gençlerin temsilcisi olduğu bir alt-kültürün ürünü. Onlar, 90'ların "X jenerasyonu" olarak adlandırılan kayıp kuşağına ait. Jackass, bir jenerasyonun milyon dolarlık bir endüstrinin sponsorluğu altındaki söylemine, bireylerinin kendilerine yönelttiği şiddet ve "kamusal mazoşizm" görüntüleri ile eklemleniyor. Büyük kentlerde yaşayan, orta sınıfın tahsilli ve "bilinçli" gençlerine ise, Amerika'nın görkemli boş zamanlar krallığında yolunu kaybetmiş bu sirkin bir sonraki gösterisini merakla beklemek düşüyor.