Jüri toplantısında tansiyon yükseldi!

Jüri toplantısında tansiyon yükseldi!
Jüri toplantısında tansiyon yükseldi!
Türkan Şoray'ın başkanı olduğu 50. Antalya Altın Portakal Film Festivali ulusal jürisinin basın toplantısı, gişe filmi ve festival filmi ayrımına yönelik tartışmaya vesile oldu.
Haber: ERMAN ATA UNCU - erman.uncu@radikal.com.tr / Arşivi

“Galiba benim bulunduğum Altın Portakal basın toplantılarının en interaktif, en çok soru sorulan, katkı yapılanı oldu bu”. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, 50’nci Altın Portakal Film Festivali ulusal jüri basın toplantısını böyle bitirdi. Ancak ‘interaktif’, toplantıyı nitelendirmek için yeterli bir tanım olmayabilir. Basın toplantısı interaktif olduğu kadar beklenenden daha tansiyonlu bir seyir izledi.
Dün Antalya Su Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısında Türkân Şoray’ın başkanı olduğu jürinin tamamı, Burçak Evren, Zekeriya Kurtuluş, Reis Çelik, Ümit Ünal, Şükrü Avşar, Feride Çiçekoğlu, Aslı Öymen ve Rahman Altın tek tek sunulduktan sonra sorulara geçildi. Önce iktidarın törene gereken ilgiyi gösterip göstermediği soruları geldi. Akaydın, kendisi belediye başkanı olmadan önceki yıl festivale 7 milyon 700 bin TL devlet yardımı yapıldığını, bunun ertesi sene, yarısı borçlulara re’sen ödenmek üzere 2 milyon 500 bin TL’ye düştüğünü, bu sene verilen 250 bin TL’lik sözün ise henüz AKSAV’a intikal etmediğini söyledi. 

‘Niteliksiz filmler’
Tartışmanın fitilini ise jürideki yapımcı Şükrü Avşar’ın ‘niteliksiz’ film tartışması ateşledi. Avşar, festival filmleriyle gişe filmleri arasındaki ‘uçuruma’ yönelik bir soruya Kültür Bakanlığı desteğinin az ama ‘nitelikli’ filmlere verilmesi gerektiğini söyleyerek cevap verdi. Avşar’a yine jürideki yönetmen Reis Çelik’in geçen yıla kadar destek veren kurulun başında olduğu hatırlatıldı ve bu noktada ortak zeminin nasıl bulunacağı soruldu. Avşar ‘niteliksiz’ film derken yanlış bir tanım kullanmış olabileceğini, aslında Kültür Bakanlığı’nın çok filme destek verme politikası sonucu iyi film çekmek için yeterli olmayacak 200 bin TL gibi desteklerin verilmesini eleştirdiğini, küçük filmlerin ticari olamadığını söyledi. Avşar’ın bu açıklamalarıyla da son bulmadı. Bu Cuma verilecek ödülün Cumartesi unutulacağı yönündeki iddiaya akademisyen, senarist, yazar jüri üyesi Feride Çiçekoğlu, bundan nasıl bu kadar emin olunabildiğini sorarak tepki gösterdi. Çiçekoğlu Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Mayıs Sıkıntısı’nı hatırlattı ve “Mayıs Sıkıntısı burada hiç iş yapmamıştı. Ama o sene belki Antalya’da anılmasaydı Nuri Bilge Ceylan sinemamızda olmayacaktı. Belki Ceylan filmleri, Türkiyeli seyirci tarafından çok ilgi görmüyor. Ama 50 sene sonra Türkiye sineması denince ilk akla gelecek isimlerden biri” dedi. 

Yılmaz Güney örneği

Benzer bir şekilde ödüllü filmlerin unutulacağına yönelik iddiayı saçma bulduğunu söyleyen Ümit Ünal da ‘Kader’in unutulup unutulmadığını söyledi. Konuyu Reis Çelik, Yılmaz Güney’in ‘Umut’ filmini örnek vererek sonlandırdı. Zamanında bugünün önemli yazarlarının ağır bir biçimde eleştirdiği, seyircinin hiç ilgi göstermediği ‘Umut’un bugün Türkiye sinemasının ilk anılan 10 filminden biri olduğunu söyledi.

TOPLANTIDAN NOTLAR


Türkân Şoray basın toplantısının başında jüri başkanı olmaktan onur duyduğunu söyledi ve festivallerin ödülle kalmaması gerektiğini, sinemanın aynı zamanda ticari bir alan olduğunu, burada ödül alan filmlerin dağıtım kanalları için de festival görevleri arasında yer alması gerektiğini belirtti.
Şükrü Avşar’ın Kültür Bakanlığı’nın verdiği dar bütçelerle dört duvar arasında çekilen filmleri eleştirdiği Ulusal Yarışma Jürisi toplantısında, ‘Ara’ filminden itibaren kapalı mekânlarda çalışmayı tercih eden Ümit Ünal’ın jüri üyesi olarak yer alması da toplantının ilgi çeken ayrıntılarındandı.
Reis Çelik, ‘İnat Hikâyeleri’nin Antalya’da yarıştığı seneden bir anekdot da paylaştı. ‘İnat Hikâyeleri’nin kurgusunun o dönem festivale yetişmeme olasılığının olduğunu söyleyen Çelik, bu durumda film azlığından dolayı festivalin neredeyse iptal edilme tehlikesiyle karşı karşıya geldiğini anlattı.
Reis Çelik, festivallerin Süleymaniye Camii gibi politikalar üstü kültürel varlıklarla eşdeğer tutulması gerektiğini söyledi.
Festivalin âkil mi, çapulcu mu olduğu yönündeki soruya Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, ‘çapulcu’ kelimesinin son dönemde kulağına çok iyi geldiğini söyledi. Feride Çiçekoğlu da kendi kararlarını veren yeni bir kuşağın geldiğini ve bu kuşağın, çapulculuklarını mutlulukla kısa filmlerine yansıttığını söyledi.
Hiç jürinin gazabına uğrayıp uğramadığı sorulan Türkân Şoray, bu hisse kapılmanın, her oyuncunun kaderi olduğunu dile getirdi ve “Şimdi jüri koltuğundayım ama gelecek seneye filmimle burada olacağım” dedi.