Justin bizi eğlendirsene!

Justin bizi eğlendirsene!
Justin bizi eğlendirsene!

FOTOĞRAF MUHSİN AKGÜN

Olanca yorgunluğa rağmen gecenin bu saatinde oturup, okuduğunuz bu yazıyı yazmamıza sebep Justin Timberlake'in uzun uzun kim olduğundan bahsetmeye lüzum yok. Neredeyse mükemmel bir diskografiye imza atması bir yana, fazlasıyla iyi bir vokalist, mucizevi bir dansçı ve sürprizlerle dolu bir oyuncu olması, kendiyle aynı ligde top koşturan rakiplerinden bir çırpıda ayrılmasına sebep oluyor. Hararetli tartışmalara sebep olan iki parçalı son albümü The 20/20 Experience'i takip eden aynı adlı dünya turnesi, kuşkusuz son yıllarda izlediğimiz en profesyonel ve kolay unutulamayacak sahne performanslarından biriydi.
Haber: SARP DAKNİ / Arşivi

Elvis'in memleketlisi Justin Randall Timberlake, 1992 yılında oldukça gelecek vadeden bir harika çocuk olarak evine çuvalla para taşıyordu. Yine aynı günlerde muhtemelen müzik tarihinin en nev-i şahsına münhasır isimlerinden birine, kısacası Prince'in Sexy M.F. şarkısına cuk oturan bir figüre dönüşeceğini hayal ediyor olmalı... Oysa düşündüğünden daha fazlası oldu. Bahsettiğimiz bu 'daha fazlası' ise, dün gece Avea Woops sponsorluğunda gerçekleşen İTÜ Stadyumu konserinde yaklaşık iki saat boyunca bizleri, yani izleyicilerini adeta parmağında oynatmayı başardı.

Geride bıraktığımız yıl, 6 Kasım akşamı New York City'deki Barclays Center'ı tıka basa dolduran yaklaşık 15 bin hayranına ilk kez sunduğu bu müthiş gösteri, adeta Timberlake'in 30 yaşını çoktan geride bırakmış ve daha üçüncü stüdyo albümüyle kariyerinin olgunluk dönemini müjdeleyen bir müzisyene evrilmeyi başardığının 'somut' kanıtı gibiydi. Dünyanın farklı noktalarında toplam 130 kez sahnelenecek olan 'The 20/20 Experience World Tour', 20 Aralık'ta Atlanta'da bulunan Gwinnett Center'da sona erdiğinde Justin Timberlake kariyerinin kuşkusuz en önemli kırılma noktalarından birine dönüşecek gibi... Turne 5 Mart'ta Kuzey Avrupa 'dan Avrupa'ya ilk kez geçtiğinde, dile kolay 70 milyon dolarlık bir hasılata ulaşmıştı bile. 

Justin Soma'da ölen madenciler için söyledi

Jessica Biel Kapalıçarşı'da



İTÜ Stadyumu üzerindeki güneş ışıkları etkisini azaltmaya başladığında, çoğunluğunu heyecanlı genç hanımefendilerin oluşturduğu onbinlerce kişi, DJ Freestyle Steve'in bizzat kendi sesiyle eşlik ettiği hararetli setiyle hop oturup hop kalkıyordu. Freestyle'ın 'popüler' çizgisi zaman zaman 'ateş dansı' kıvamına ulaşsa da, bu fazlasıyla çığırtkan adamın, tüm arenanın bam telini bir kaç dakika içinde yakalaması takdire şayan. Freestyle Steve, Michael Jackson'ın ölümünden sonra yayınlanan ikinci stüdyo albümü Xscape'in müjdecisi Justin Timberlake destekli 'Love Never Felt So Good'u çalmaya başladığında, konser anının yaklaştığı hissine kapılıverdik. Hislerimiz doğruymuş. Geveze ve yorucu Steve'i takiben sahneye Pusher Love Girl ile fırlayan Justin Timberlake, 'bu enerjiyi nereden buluyor' dedirten ve adeta bir guguklu saat disiplininde gerçekleştirdiği performansına başlamıştı bile!

Bu turne için Tom Ford ile el sıkışan (meraklısına not: Ford, sanatçı ve diğer ekip için yaklaşık 600 parçalık özel bir koleksiyon hazırlamış) Justin, diğer bazı şehirlerde olduğu gibi takım elbiseyle değil, oldukça rahat görünen beyaz bir kısa kollu gömlekle karşımıza çıktığında, İTÜ Stadyumunda adeta yer yerinden oynuyordu. Rock Your Body, FutureSex/LoveSound, My Love ve TKO gibi şimdiden klasikleşmiş şarkıların peşpeşe geldiği dakikalarda, Until the End of Time'ı üzerine basa basa Soma'da hayatını kaybeden madencilere adayan Timberlake, Jay Z'den Holy Grail başta olmak üzere, Elvis Presley'den Heartbreak Hotel , Bell Biv DeVoe'dan Poison ve Michael Jackson'dan unutulmaz Human Nature'ı kendi yorumuyla seslendirdi.

Özellikle ilk şarkı Pusher Love Girl ve Cry Me a River arasında inanılmaz yüksek bir performans ortaya koyan Justin'in konserinde, Señorita ile başlayan bölüm ve sonrası ilk dakikalarla kıyaslandığında biraz daha sakindi. Daha sonra What Goes Around... Comes Around ile başlayan kısım ise sanki konserin yavaş yavaş sona ermek zorunda olduğunu haber vermek istiyor gibiydi. Basit ancak fazlasıyla güçlü görsellerle yüklü olan dev ekranlar ve bereketli Tennessee topraklarının yetiştirdiği, zorlu bir dans yarışmasından fırlamış gibi görünen yetenekli/hırslı orkestra-dansçı ordusunun yanında en çok hoşumuza giden şey ise kıyafetlerine özellikle 'gospel' havası verilmiş olan dinamik ve çılgın sahne ekibi oldu.

Performansının genelinde hırstan, yapmacıklıktan ve yırtıcılıktan oldukça uzak olmasına rağmen, genelde mütevazı bir ihtişam sergileyen Justin Timberlake'in böylesine büyük bir pop ikonu haline gelmesinin kuşkusuz çok fazla sebebi var. Ancak bu sebeplerin belki de en önemlisi, hayranlarını gerektiğinden ne çok az ne de fazla ciddiye alıyor oluşu... Hemen her hareketi ya da yüz ifadesiyle çok 'gerçek' bir genç adam vardı karşımızda. Kendi vücut kimyasına hakimiyeti ise parmak ısırtacak derecede kusursuz!

Fazlasıyla baştan çıkarıcı Suit & Tie ve gözlerimizde şimşekler çakmasına sebep SexyBack ile son numaralarını yapan Justin, turne boyunca bazı ayaklarda şarkı listesini değiştirse de kapanışı Mirrors ile yapmayı seviyor. İstanbul 'da da bu durum değişmedi. Binlerce kişinin eş zamanlı dev bir koroya dönüştüğü anlardan biri olan Mirrors'ı seslendirdiği sırada konserin bitiyor olduğunu anlayarak hüzne boğulan hanımların arasından süzülerek çıkışa doğru ilerlediğimizde, ''Acaba Jessica Biel da burada mı?'' iddialaşmaları başlamıştı bile. Hâlâ merak edenler için son not; evet buradaymış!