Justine Musk: Ben Elon için bir 'başlangıç' eşiydim

Justine Musk: Ben Elon için bir 'başlangıç' eşiydim
Justine Musk: Ben Elon için bir 'başlangıç' eşiydim
Teknoloji dünyasında çığır açan yeniliklerin, uzay ile ilgili heyecanlandıran projelerin çoğunun ardındaki isim Elon Musk, özel hayatı ile de zaman zaman gündeme geldi. Musk'ın eski eşi ve beş çocuğunun annesi Justine Musk ise seneler sonra sessizliğini bozarak dünyanın gıpta ederek baktığı Elon Musk ile olan ilişkisini anlattı. Tanışmalarından boşanmalarına kadar geçen süreçte neler yaşadığını anlatan Justine Musk'ın yazdıkları, ikilinin mal paylaşım davalarının hala sürdüğü bugünlerde çok ses getirdi.

RADİKAL - PayPal ve SpaceX’in kurucusu, Tesla’nın beyni, yapay zekanın kullanım alanlarının sınırlandırılması için Stephen Hawking’in müttefiki… Elon Musk hemen her gün akıllara durgunluk veren bir buluş ya da girişimle dünyanın teknoloji nabzını ellerinde tutan isimlerden bir tanesi... Henüz birkaç gün önce Falcon 9 isimli roketi başarılı bir şekilde uzaya gidişini ve kalkış noktasına geri dönüşünü kutladı hatta.

Ancak Elon Musk’ın işinde elde ettiği bu başarıyı beş çocuğunun annesi Justine Musk ile olan ilişkisinde sağlamış olduğunu söylemek hayli güç. Keza Justine Musk, geçtiğimiz günlerde Cosmopolitan için yazdığı bir yazıda, kendisini bir ‘girişim eşi’ olarak tanımlayarak, Musk’ın bilinmeyen ve evliliğinde başarısız olmasına sebep olan, daha önce konuşulmamış noktalardan bahsetti. Justine Musk’ın çok ses getiren yazısını paylaşıyoruz…

2008’in baharında, 5 çocuğumun babası, zengin bir girişimci olan eşim Elon Musk bana bir boşanma davası açtı. Altı hafta sonra, 20 yaşlarının başında, Londra’dan Los Angeles’a taşınacak olan İngiliz bir aktristle nişanlandığını söyleyen bir kısa mesaj yolladı bana. 2005 yapımı Gurur ve Önyargı’da rol alan, Talulah Riley’di o. Beni şaşırtan iki şey oldu;  1-Gurur ve Önyargı sahiden iyi bir filmdi. 2- Bu adamla geçirdiğim hayatım bir klişeden ibaret olmuştu.

En azından sarışın değildi. Bu beni rahatlattı.

Elon ile ilk tanıştığım zaman ben de sarışın değildim. Ontario’daki Queens Üniversitesi’nde ilk senesini okuyan, kendinden yaşça büyük bir adamı geride bırakmış ve ilk aşkının yaralarını sarmaya çalışan, yolun çok başında olan bir yazardım. Yaşlı erkeklerden hoşlanırdım. Şiirsel, asi ve işkenceye benzeyeni… Motosikletini yurt odamın camının önüne park edip, alacakaranlıkta bana seslenen bir çocuktan hoşlanmıştım mesela; Kahverengi deri ceketli Romeo…

Elon öyle değildi. Benden bir dönem üstteydi, oldukça düzgün, Güney Afrika aksanlı, bir gün yurt odama çıkarken karşımda belirmiş olan bir adamdı. Gitmediğimden emin olduğum bir partide tanıştığımızı söyledi bana. (Seneler sonra beni ortak alanda gördüğünü ve benimle tanışmayı kafaya koyduğunu itiraf edecekti) Beni dondurma yemeye davet etti. Kabul ettim ancak sonra onu odamın kapısına yazdığım bir notla ektim. Saatler sonra, çok sıcak olan çalışma odasında İspanyolca bir metne gömülmüşken arkamdan kibar bir öksürme sesi geldi. Elon tuhaf bir şekilde gülümsüyordu, ellerindeki külahtan dondurma damlıyordu. ‘Hayır’ı bir cevap olarak kabul eden erkeklerden değildi.

'SENDE KENDİMİ GÖRÜYORUM'

Evde sayılarla, mantıkla uğraşan bilim kafasında bir adamdı. Peşinde olduğu tek kadın ben değildim ancak Wharton’a geçtiğinde bile güller yollamaya devam etti. Queens’e arkadaşlarını görmeye döndüğü zamanlarda kendimi onunla akşam yemeği yemeyi kabul etmiş halde bulurdum. Bir gün birlikte bir kitapçıdayken bir rafı işaret edip, ‘Bir gün ben de kitaplarımın burada olmasını istiyorum’ demiştim. Bunu bana gülen bir kız arkadaşımızın yanında söylemiştim ancak Elon beni sadece ciddiye almadı, bundan etkilendi de. İlk defa bir erkek saçımdan ya da ince belimden ziyade azimli olmamı etkileyici buluyordu. Daha önceki erkek arkadaşlarım rekabetçi olmamdan şikayet ederdi ancak Elon ‘ruhumda bir ateş yandığını’ söylerdi. Bana ‘sende kendimi görüyorum’ dediğinde ne söylediğini anlıyordum.

Mezun olduktan sonra Japonya’da bir sene boyunca İngilizce öğrettim, Elon ve ben kendi yollarımıza gitmiştik. Kanada’daya dönüp bir barda iş buldum, romanım üstünde çalıştım, Japonya’ya mı dönsem yüksek lisans mı yapsam, karar vermeyi denedim. Bir akşam kız kardeşime, ‘Elon beni ararsa sanırım ona bir şans vereceğim. Galiba onda kaçırdığım bir şeyler var’ dediğimi anımsıyorum. Elon bir hafta sonra aradı.

Mezun olduktan sonra Silikon Vadisi’ne taşınmıştı. Mountain View’da üç arkadaşıyla bir odayı paylaşıyor ve ilk şirketi Zip2’yi kuruyordu. Kısa süre sonra daha sonraları defalarca kez yapacak olduğum ilk seyahatimi gerçekleştirdim oraya. Bir akşam yemekte kaç çocuğum olmasını istediğimi sordu. ‘Bir veya iki’ dedim hiç düşünmeden, ‘tabii bakıcıya verecek param olursa dört de olabilir’ diye de ekledim.

O kahkaha attı. ‘Seninle benim aramızdaki fark bu’ dedi. ‘Ben yalnızca bakıcılar olacağını düşünmüştüm’. Sonra kollarını bebek tutar gibi kıvırarak, mutlu bir şekilde ‘Bebekler’ dedi.

Sonrasında bir kitapçıya gittik, bana kredi kartını verdi ve ‘almak istediğin kadar’ kitap al dedi. Hiçbir erkek bundan daha tatlı bir şey söyleyemezdi.

İki sene sonra – 2000 senesinin ocak ayındaki düğünümüzden iki ay önce- Elon bana yeni şirketinin yönetim kurulunun ondan istediği bir ‘finansal sözleşme’ konusunda bize yardımcı olacak bir avukatla randevumuz olduğunu söyledi ve ekledi; ‘bir evlilik sözleşmesi değil’.

SOKAĞIN BAŞINDA EVLENME TEKLİFİ

20 yaşlarında dikiş tutturmaya çalışan bir girişimciyle çıkıyordum ancak şu an zengin bir tanesiyle nişanlıydım. Elon onları internet mecralarına sokmakta yardımcı olması için gazetelerle partnerlik yaptığı Zip2’yu 20 milyon dolara 1999’da satmıştı. 1800 metre kare bir villa alıp içini yeniletmişti, böylelikle kendimize ait bir evimiz oldu. Küçük bir uçak ve bir yarış arabası da aldı.Bizim gündelik rutinimiz (uçuş dersleri dışında) çok değişmedi ve Elon’ın mal varlığı gerçek dışı gelmeye başladı; kendilerine ait bir alanda artan sıfırlardı. Beni bir Manken uğruna terk edeceği gibi kötü şakalar yapıyordum ancak o bir sokağın köşesinde dizlerinin üstüne çökerek bana evlenme teklif etti.

Yeni kazandığı paraların çoğunU, sonradan PayPal olacak, ikinci şirketi olan X.com’a yatırıyordu. Söylediğine göre ona bu finansal sözleşmeyi yapmaya zorlayan da bu şirketin yönetim kuruluydu.  Benim asıl anlamadığım şeyse Elon’ın beni o zaman bir tür ‘uzlaşma’ sürecine ittiğiydi, ki sonradan öğreneceğime göre bu da yapılan ya da konuşulan her şeyin gizli olması ve herhangi bir durumda mahkeme salonunda kullanılamayacak olduğuydu. Ancak o zaman uzlaşmanın ne olacağını araştırıp, çok nadiren evlilikteki güçsüz kişinin çıkarına işleyen bir şey olduğunu öğrenmeye zamanım yoktu. Seneler sonra öğrendiğim şeyler oldu. Düğünümüzden iki ay sonra o sözleşmeyi imzaladım. Kocama güveniyordum – başka neden onunla evlenecektim ki?-  ve bunun bir önemi olmadığını söyledim kendime. Biz birbirimizin ruh ikiziydik. Hiçbir zaman boşanmayacaktık. Bana evlenme teklif etmeden birkaç ay önce fark ettmiştim ve bir arkadaşımızın düğününden önce birlikte koltukta uyurken düşünmüştüm; Elon olmadan bir hayat düşünülebilir bir şey değildi. Kolum onun göğsüne dolanmışken, onun yalnızca bana özel bir Büyük İskender olduğunu düşünmüştüm.

'ÇALIŞANIM OLSAYDIN SENİ KOVARDIM'

Bana sık sık, ‘benim çalışanım olsaydın seni kovardım’ derdi.

2002’de eBay PayPal’u satın aldığında biz Los Angeles’a taşınmıştık ve ilk çocuğumuz Nevada Alexander doğmuştu. PayPal’ın satılması Elon’ın net karını 100 milyon dolardan fazlasına çıkartmıştı. Aynı hafta Nevada her zamanki gibi sırt üstü, öğle uykusuna daldı ve nefes alması durdu. 10 haftalıktı ki bu da erkek bebeklerin aniden ölüm sendromuna en yatkın oldukları yaştı. İlk yardım ekipleri onu geri döndürdüklerinde o kadar oksijensiz kalmıştı ki beyin ölümü gerçekleşmişti. Orange County’deki bir hastanede makineye bağlı geçirdiği üç günün sonunda kararımızı verdik. Öldüğünde kollarımın arasındaydı.

Elon Nevada’nın ölümüyle ilgili olarak konuşmak istemediğini çok açık şekilde belirtti. O benim  duygusal olarak manipüle edilebilir olarak gördüğü yasımı tutmamı anlamadı, ben de onun bu konuda konuşmak istememesini. Ben de hislerimi gömüp, Nevada’nın ölümünü doğum kliniklerine giderek atlatabilmek için iki ay sonra ilk ziyaretimi gerçekleştirdim. Elon ve ben tekrar hamile kalabilmemi olabildiğince hızlı planladık. Sonraki beş senede bir ikiz bir de üçüzler doğurdum, Penguin ve Simon & Schuster’a üç kitap sattım. Bu şartlar altında bile Nevada’nın ölümünün sebep olduğu, dadılarımızdan biri fark etmeseydi bugün bile sürebilecek bir depresyon ve dikkat dağınıklığı içindeydim. Bana muhteşem bir terapistin adını verdi. Şüpheyle yaklaşsam da, bir kereliğine de olsa denemeye karar verdim. O süre zarfında hayatımın neye dönüştüğünü fark etmeye başladım.

KARAYİPLER'DE TATİL, LEONARDO DICAPRIO İLE SOSYAL YARDIM GECELERİ...

Elon ile yaşadığımız Mountain View’daki ev, o an yaşadığımız altı bin metrekarelik evden sonra tarihi eser gibi geliyordu gözüme. Yedi senedir evliydik, beş çocuğumuz vardı, evimiz gündüzleri bir ofise dönüşüyordu. Ultra lüks sosyal yardım gecelerine katılıp Leonardo DiCaprio ve Paris Hilton ile aynı masalarda oturuyorduk. Google’ın kurucularından Larry Page, Richarda Branson’ın Karayipler’deki özel adasında evlendiğinde biz de oradaydık; John Cusack ile bir villada takılıp Bono’nun muhteşem kadınlarla poz vermesini izliyorduk. Seyahat ederken, özel bir uçuş görevlisinin bize şampanya ikram ettiği Elon’ın özel jetini kullanıyorduk. Öğleden sonralarımı San Jose'de, Starbucks’taki barista ismini sorduğu için sevinçle söyleyen Daryl Hannah ile geçiriyordum.

Herkesin hayalini kuracağı bir hayattı; ayrıcalıklı ve gerçek dışı. Ancak onca ihtişam elbette içeride büyüyen boşluğu örtmeye yetmedi. Elon işkolikti: evdeyken aklı başka bir yerdeydi. Derin ve içten sohbetlere, yakınlığa ve empatiye hasrettim. Ve ben onun kariyeri için normal bir aile hayatını feda etmişken, Elon bana ‘çok fazla okuduğumu’ söylemeye başladı. Bu bir reddediş gibi geldi bana, destekleyici olduğu günlerden sonra keskin bir dönüştü. Ev ya da çocukların uyku düzeniyle ilgili tartışmalar yaşarken benim hatalarım mercek altına alınmaya başlandı.  Onun gözünde değersiz olduğumu hissettim ve aramızdaki dinamiğin beş oğlumuz üstündeki etkisini düşünmeye başladım.

'KOCAM BENİ ÖLDÜRECEK'

2008’de sekiz yıllık evliydik ve bir araba kazası benim gözüm açtı. Etkinin anı zamana asılı kalmış gibiyidi: öbür sürücünün yüzündeki ifade, kulağındaki telefonu tutarken bana bakışı öyle netti ki sanki aramızda herhangi bir mesafe yoktu. Onun arabası benimkine geçip gözümün önünden bir metal parçası uçarken aklımdan geçen ilk şey ‘Neyse ki kimse incinmedi’ değil, ‘kocam beni öldürecek’ oldu. Ve aklımda kendi resmimi canlandırabiliyordum: zayıflamış sarışın bir kadın, paramparça olmuş çok lüks bir arabadan çıkıyor…

Kendimi tanıyamıyordum. Bir ödüle dönüşmüştüm ve bunda berbattım. Muhteşem bir evi çekip çevirebilecek ya da harika bir yardımcı olacak kadar detay odaklı değildim. Erkekler konuştuğunda, kadınlar gülümsediğinde ve dinlediğinde ne kadar sıkıldığımı saklayamıyordum artık. Botoksla ya da sezaryen izlerimi kapatacak makyaj teknikleriyle ilgilenmiyordum. Saç rengimi ne kadar değiştirirsem değiştireyim, Elon beni daha da sarışın olmaya zorluyordu. ‘Platine boyat’ diyordu sürekli, ben de sürekli reddediyordum.

Trafik kazasının üstünden çok geçmemişti, dizlerimi karnıma çekmiş yatağımda ağlıyordum. Yumuşak ancak teslim olmamış bir sesle Elon’a hayatımızın değişmesine ihtiyacım olduğunu söyledim. Multimilyoner kocamın hayatında yedek oyuncu olmak istemiyordum. Eşitlik istiyordum. Partner olabilmeyi istiyordum. Elon o milyonlarca doları elde etmeden önceki gibi sevmek ve sevilmek istiyordum.

Elon çift terapisine gitmeyi kabul etti ancak aynı anda iki şirket yönetiyordu ve çok stresliydi. Bir ay ve üç seanstan sonra bana bir ültimatom verdi: Ya bu evliliği düzeltiriz ya da yarın gidip senden boşanırım. Elon şu anki halimiz benim için uygun, senin içinde olmalı diyordu, bunu anlıyordum. Ertesi gün boşanma davası açtı. Hissizdim, ancak tuhaf şekilde rahatlamıştım.

'NEYDİ O İMZALADIĞIM ŞEY?'

O sözleşmeyi imzalayalı sekiz sene olmuştu ve ne yaptığımı yeni yeni anlıyordum. Evli birisi olarak tüm haklarımdan feragat etmiştim, ve çocuğumuz olduğu için bana verilmek zorunda olan evden başka talep edebileceğim hiçbir şey yoktu. Avukatım imzaladığım belgeyi geçersiz sayacak bir yasal bir teoriden bahsediyordu. Eşlerin evlilik sözleşmesinde olduğu gibi, evlilik sona ererken de mal varlıklarından birbirlerini dürüstçe haberdar etmeleri gerektiğine dayanıyordu bu teori. Biz kağıtları imzaladığımızda  X.com ve Confinity isimli şirketler daha sonradan PayPal haline dönüşüp Elon’ın hisselerini milyonlara çıkartmıştı ve bunlar da o belgede yazmıyordu. Kasti olarak yapılmış da olabilirdi, gözden kaçmış da ancak avukatım imzaladığımız belgelerin geçeriz olabileceğini söyledi. Sonuç boşanma davamızı etkileyecekti ki bu da California mahkemesini iki sene boyunca meşgul etti. İki sene sonra mahkemeye çıktık, hakim Elon’ın lehinde karar verdi ancak uzun süreli bir durum olduğuna işaret etti, sonuç bir sene sonra belli olacak.

Ayrılmamızdan sonraki aylarda saçlarımı kestirip siyaha boyattım. Ayrıca yıllarıdır tanıdığım bir adamla gittikçe güçlenip romantik bir hal alan bir arkadaşlığım da oldu. Bir akşam beni Eve Ensler’in yeni oyununun okunmasına götürdü. Bana ön sıralarda oturan Arianna Huffington’ı gösterdi. Seyirciler arasındaki diğer önemli kadınlardan bahsederken bir anda bir süredir içinde yaşadığım sosyal ortamı fark ettim: zengin erkeklerin genç eşleri ya da sevgilileri, ya da onlara bakan kişisel asistanları… 30 yaşından sonra bir şekilde yok olmuş, güzel görünmek, alışveriş yapmak ve var olan evcil alanın gitgide daha kötü olduğunu görmezden gelmekten başka bir amaçları olmayan kadınlar… O seyircilerin içindeyken ve izlerken kendi hayatımı yazabileceğim özgürlüğünü hissettim.

'BİZ FRANSIZLAR GİBİ OLALIM'

Elon’dan ayrılmış olsam da – çocuklarla ilgili konular için asistanıyla görüşüyorum - ,evliliğimden pişman değilim. Beni kullan-at gibi görebildiği için Elon’a ve daha iyi biliyor olmam gerekmesine rağmen bir peri masalına kapıldığım için kendime öfkelendiğim bir dönem oldu. Ancak onun zekasına ve ileriyi gören bir adam olmasına her zaman saygı duyarım. Boşandığımız için de pişman değilim (Mal varlığı konusu çözülmemiş de olsa evlilik kurumuna dair tüm bağlarımız kesildi) Elon ve ben harika çocuklarımızın velayetlerini paylaşıyoruz. Ayağım artık yere basıyor ve hayatıma şükrediyorum.

Ve beklenmedik bir şey de oldu. Boşanma işlemleri süresince Elon’ın nişanlısı ve ben birbirimizi sevdiğimizi fark ettik. İnsanlar onun gözbebeklerine çubuklar saplamak istediğim için şaşkındı. Bir arkadaşım tıpkı bir Fransız filmi gibi demişti, ben de ona bir e-mail yolladım:

Pek çok düşüncenin birbirine geçtiği ve iki kadının arkadaş olduğu Fransız filmi versiyonunu, bir ‘iyi’ ve bir ‘kötü’nün olduğu ve bir tanesinin balkondan aşağı uçtuğu Amerikan versiyonuna tercih ederim.

‘Fransızların yaptığını yapalım’ diye cevap yazdı

Her yönüyle çok güzel, zeki ve genç bir kadın ve eski eşimin yaşam tarzına ve kişiliğine benim olduğumdan çok daha uygun. Gerçi Elon ile ilk tanıştığında saçları koyu renkti, şimdiyse benim her zaman olduğumdan bile daha sarışın.