Kabahati iyi sanatçı olmak

Kabahati iyi sanatçı olmak
Kabahati iyi sanatçı olmak
'Mi Minör', gençleri ve yeni politika yapma biçimini çok iyi anlayıp anlatan bir oyun olduğu için şimdi hedef tahtasında.
Haber: CEM ERCİYES - cem.erciyes@radikal.com.tr / Arşivi

Yeni Şafak gazetesinin dün epey komplocu bir bakış açısıyla gündeme getirdiği Mi Minör, geçen yılın en ilginç oyunlarından biriydi. Hatta oyun, internet üzerinden yaptığımız ankette Radikal okurları tarafından ‘yılın oyunu’ bile seçilmişti.

Yeni Şafak, Memet Ali Alabora’yı da şaşırtan bir sanat sevgisiyle oyunla Gezi Parkı olayları arasındaki benzerliği hepimizden önce fark etmiş. Ama işte, niyet kötü olunca sonuç da öyle oluyor. Bir haftadır eylemcilere yönelik önyargısını hiç yitirmeyen, camide içki içildiğini ısrarla savunup neredeyse provokatif bir üslup benimseyen Yeni Şafak, bu kez de başarılı bir tiyatro eserini hedef tahtasına koymuş oldu.
Mi Minör, büyük bir salonda detaylı biçimde kurgulanmış hayali bir ülkede geçiyor. Pinema ülkesinin parası, pasaportu, gazetesi, televizyonu, polisleri , halkı ve bir başkanı var. Başkan kafasına estikçe çıkıp uzun nutuklar arasında halkının iyiliği için bir şeyleri yasaklıyor. Piyano tuşlarının bir yarısını kullanmayı da yasakladığı gün, gönlüne göre çalmak isteyen piyanist kız isyan ediyor. Bu küçücük sebep, halkın coşup taşmasına ,isyanın büyümesine neden oluyor. Tabii televizyonlar havanda su dövüyor, Başkan bu isyanı nutuk atarak, polislerden medet umarak bastırmaya çalışıyor.

Konusu değil ama sahnelenme biçimi çok farklı bir oyun Mi Minör. Daha önce de yazmıştım, öyle koltuğuna gömülüp izlenecek bir oyun değil, ayakta durup katılmak gerek. Çünkü salondaki izleyiciler oyunun önemli bir parçası oluyor. Pinema halkına karışıp tweet ve slogan atarak, pankart açıp bir yerleri işgal ederek direnişe katılıyorlar. Üstelik bunların bir kısmını bizzat izleyiciler bulup, uydurup yapıyor. Yani isteyen herkes bu oyunun gerçekten bir parçası oluyor.

Mi Minör’ün en önemli özelliği sosyal medya ve dijital âlemi mükemmel kullanması. Oyun sırasında yüzlerce twit atılıyor. Pınar Öğün, piyanist kız rolünde elinde iPad’i Ustream üzerinden canlı yayın yapıyor. Bu yayını ve twit’leri salonda olmasalar bile her defasında binlerce kişi takip ediyor. Oyun, salonun dışına da heyecanını yayıp orada olmayanları da ‘direniş’e katıyor. Bütün bu özellikleriyle Mi Minör, yeni medyayı kullanan, oyunun bir parçası olmaya hevesli bütün genç insanların bayıldığı bir tiyatro işi oldu.

Memet Ali Alabora ve Pınar Öğün, iki iyi oyuncu, iki tanınmış yüz olmanın ötesinde toplumsal duyarlıkları olan bireyler. Alabora’nın yıllardır Oyuncular Sendikası için verdiği mücadele herkesin malumu. Gezi Parkı’nda daha ilk anlardan itibaren Pınar Öğün, elinde iPad’iyle yine Ustream’den yayın yapıyordu ki bildik medyanın kameralarını yollamadığı o ortamda, eylem böylece kendi medyasını oluşturmuştu. Memet Ali Alabora ve Pınar Öğün kendi kimliklerine uygun son derece yenilikçi bir politik tiyatro eseri sahnelediler. Sahneledikleri oyun hayata bu kadar birebir denk geldiğine göre yeni politik dalgayı ve gençlerin dünyasını en iyi onlar anlamış demektir. Genelde sanat hayatı taklit eder. Çoğu kez sanatçı, bizim fark edemediğimiz detayları, gelişmeleri gören kişidir. Yoksa oyunların, romanların toplumsal olayları tetiklemesi öyle kolay kolay olacak iş değildir.

Başarılı ve politik kimliği olan her sanatçı gibi Memet Ali Alabora da şimdi farklı düşünenlerin hedefi. Onu, birtakım komploların içine yerleştirmek isteyenler yazıp çizdikleriyle epey komik duruma düşüyor. Biz gülüp geçebiliriz, ama Memet Ali Alabora, ‘Can güvenliğim tehlikede’ dediğinde işin şakaya gelir yanı kalmıyor. O nedenle aklı başında herkes, politikayı vicdanlı bir birey olarak, meslektaşlarının hakları, her tür dayanışma faaliyeti, sivil toplum etkinlikleriyle sürdüren bir oyuncuya yönelen bu saldırıya karşı çıkmalı.