Kadıköy'den bir işgal evi öyküsü: Don Kişot

Kadıköy'den bir işgal evi öyküsü: Don Kişot
Kadıköy'den bir işgal evi öyküsü: Don Kişot
Yeldeğirmeni'nde terk edilmiş bir bina, mahalleli gençlerce 'işgal edildi'. Gezi forumlarından doğan fikirle burası, mahallenin sakinleri için ortak yaşam alanına dönüştürülecek...
Haber: ECE ÇELİK - ece.celik@radikal.com.tr / Arşivi

Kadıköy Yeldeğirmeni Mahallesi’ni bilenler bilir. İçerisinde pek çok terk edilmiş, yıkılmaya yüz tutmuş ya da inşaat halinde bırakılmış bina vardır. Şimdi o binalardan biri mahalleli gençlerin kurduğu Yeldeğirmeni Dayanışması tarafından işgal edildi.
Mahalleye girince insanlara umutsuzca, belirsiz bir adres soruyorum: “Gençler bu mahallede bir binayı işgal etmiş, nerede biliyor musunuz?” Çok da küçük olmayan mahallede yol iz sorduğum hemen herkes işgal evinden haberdar. Sora sora binanın sokağına ulaşıyorum, uzakta bir binada cam takmakla uğraşan birkaç kişi gözüme çarpıyor. Tuğla görüntüsünden inşaat alanı olduğu anlaşılan binanın dışındaki grafitiler, doğru yerde olduğumu gösteriyor.
Girişte kocaman bir Yeldeğirmeni Dayanışması pankartı karşılıyor gelenleri. Hemen her odada bir faaliyet var. İçerisi kalabalık; kimi sıva işiyle meşgul, kimi harç karıştırıyor. Üst kata yerleştirilmiş koltuklar ve masalarla oturma odasına dönüştürülmüş bir odaya geçiyorum. Don Kişot ismini verdikleri binayla ilgili Yeldeğirmeni Dayanışması adına Selin, Erce ve Serdar’la sohbete oturuyoruz.
Don Kişot, Gezi Direnişi’nin ardından oluşan park forumlarının hediyesi. Serdar “Binanın bu hali Yoğurtçu Parkı’nda yaptığımız forumlardaki komisyonlardan çıkan binlerce fikirden biri” diyor. Erce devam ediyor, “Yoğurtçu’daki forumların ardından Caferağa, Rasimpaşa ve Yeldeğirmeni mahalleleri sorunlarını tartışabilmek amacıyla mahalle forumları kurdu. Yeldeğirmeni’nde yıllardır mahallelinin ortak kullanabileceği bir mekân olmamasıyla ilgili bir sorun vardı. İlk toplantımızı mahallede otopark olarak kullanılan ama bizim park olmasını istediğimiz boş alanda yaptık.”
Yeldeğirmeni Dayanışması önce otoparka bir ağaç dikmiş ardından isteklerini belediyeye bildirerek otoparkın park olması yolundaki çalışmalara hız kazandırmış. Ardından ortak alan olarak mahalleye kazandırabilecekleri bir bina aramaya başlamışlar 25 yıldır inşaat halinde olan bir bina dikkatlerini çekmiş. Binanın müteahhidi arsayı beş kişiye birden satınca bitmek bilmeyen bir dava süreci başlamış, bina çürümeye bırakılmış. Birkaç kişi “Burası amcaoğlunun siz ne yapıyorsunuz?” diye sormuş ancak daha sonra ses çıkmamış.

Amaç, mahalle kültürü

Selin “İlk işimiz binanın içini temizlemek oldu, 1000 çuval inşaat atığı çıkardık” diye anlatıyor ilk girdikleri anı. Serdar “İçeri giren herkes sahipleniyor ve farklı bir fikirle geliyor. Kimi ‘Burada video çekeceğim’, kimi ‘Resim yapacağım’ diyor. Biz de kimseye ‘Hayır yapamazsın’ demiyoruz çünkü burası zaten hepimizin” diye devam ediyor. Şimdilik ne yapılacağı netleşen iki oda var. Birini mahallelinin çocuklarını bırakabilecekleri ve çocukların etkinliklerle vakit geçirebilecekleri bir oda; diğer bir odayı ise takas pazarı odası yapacaklar. Selin “Burayı direkt kültür evi ya da başka bir şey yapacağız demiyoruz. Ortak çalışmalarla ne olarak kullanılacağına mahalleli karar verecek” diye konuşuyor. İlk amaç binayı güvenli, temiz ve kış aylarında toplantılar yapabilecekleri ortak bir alana çevirebilmek. Bu çalışmalar için kâh aralarında para topladıklarını kâh çalışmalara katılamayan gönüllülerin maddi olarak destek olduklarını öğreniyorum. Camları takılan binanın yer döşemeleri de alınmış. Erce, mahallede bir mahalleli kültürünün oluşmamasından şikâyet ediyor ve binanın bu ruha yardımcı olacağını anlatıyor: “Yeldeğirmeni her dinden, her kesimden insanın yaşadığı kozmopolit bir mahalle. Hem kilise var hem cami. Tek sorun mahallelilik kültürünün oturmamış olması. Amacımız o eski güven duygusunu canlandırmak.”
Serdar “Kendi fikrim” diye belirterek binanın sosyal merkez olması gerektiğini söylüyor: “Burası Türkiye ’de bir ilk ama dünyada işgal evlerinin çok örneği var. Buranın örnek olması niyetindeyiz. Yasal sorun çıkarmayacak, terk edilmiş binaların güzelleştirilip sosyal merkezler haline gelmesini istiyoruz” Ev birkaç hafta önce polis ablukasına alınmış. Polis içeridekileri sorguladıktan sonra ayrılmış. Serdar “Yasadışı bir şey yapmıyoruz, mahalleye bıraktıkları bir çöplüğü güzelleştiriyoruz” diyor.
“Gezi’den sonra komün hayalini kurabilir olduk, sizinki bir komün hayatı mı?” diye sorduğumda biraz düşünüyorlar. Kurdukları düzeni tam bir komün olarak tanımlamasalar da kararları ortak alıp ortak çalışmalar yürüterek komün mantığını yaşattıkları söylenebilir. Grup buranın başlangıç noktası olduğunu ve herkesin kendi mahallesindeki terk edilmiş binalarda bu tarz çalışmalar yapması gerektiğini ekliyor.