Kadın gözüyle dünya halleri

Uçan Süpürge 5. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 2 Mayıs'ta başlıyor. 9 Mayıs'a dek sürecek festival, sekiz bölümden oluşuyor.

Uçan Süpürge 5. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 2 Mayıs'ta başlıyor. 9 Mayıs'a dek sürecek festival, sekiz bölümden oluşuyor. Bunların içinde en ilgi çekici olanlarından biri, 'Kadın ve İdeloji'. Bu bölüm kapsamında, farklı kuşak ve farklı anlayışlardan Alman kadın yönetmenlerin filmleri gösterilecek. Nazi propaganda filmlerinin yönetmeni olarak kötü bir şöhrete sahip olan, öte yandan kimsenin yeteneğini ve teknik anlamda yakaladığı mükemmelliği reddedemediği Leni Riefenstahl'ın üç önemli filmi, 'Kadın ve İdeloji' bölümünün 'Otuzlu Yıllar' başlığı altında yer alıyor. Sieg des Glaubens / İnancın Zaferi (1933), Tag der Freiheit: Unsere Wehrmacht / Özgürlük Günü: Ordumuz (1935), Olympia I - II (1938) ve Tiefland / Ova (1954) festival programındaki Riefenstahl filmleri. Uçan Süpürge'nin bu küçük toplu gösterimle fazlasıyla hayırlı bir iş yaptığı söylenebilir. Zira Riefenstahl'ı neredeyse herkes tanıyor ama, filmlerini bizzat izlemiş olanların sayısı son derece az. Festivalde yolu Ankara'ya düşenlerimiz, bundan ziyade Riefenstahl hakkındaki kulaktan dolma bilgileri daha somut hale getirme imkanına kavuşacak.
Karşı ideolojiler
'Kadın ve İdeoloji' bölümü, Hitler'in yükselişinde önemli bir işlev yüklendiği düşünülen Riefenstahl filmleriyle birlikte, karşı ideolojiden, bilhassa 70'ler ve 80'lerde etkin olmuş Margarethe von Trotta'nın filmlerini de içeriyor. Von Trotta sinemasının en önemli örnekleri sayılabilecek bu filmler, Die verlorene Ehre der Katharina Blum / Katharina Blum'un Çiğnenen Onuru (1975), Das zweite Erwachen der Christa Klages / Christa Klages'in
İkinci Uyanışı (1978), Die bleierne Zeit / Kurşun Yıllar (1981), Rosa Luxemburg (1986) ve Das Versprechen / Bekleyiş (1994). Bölüm, son olarak günümüz Alman sinemasından kadın yönetmenlerin imzasını taşıyan dört filmle, kadınların gözünden Almanya'nın yetmiş yılını gözden geçirme fırsatı sunuyor. Günümüz yapımlardan biri, Buket Alakuş'un 21. İstanbul Film Festivali'nde de gösterilen
Anam'ı. Bu bölümde Alman filmlerinin yer alıyor olmasının başlıca sebebi, son yıllarda Alman sinemasında kadın yönetmenlerin giderek daha etkin bir hale gelmiş olması. Bunu İstanbul Film Festivali'ndeki 'Bir Ülke - Bir Sinema: Almanya' bölümünde de gözlemlemek mümkün. Zira bu bölüm kapsamındaki dokuz filmin altısında kadınların imzası var.
İlk feminist film
Uçan Süpürge programında yer alan ve Riefenstahl gibi, filmlerine kolay kolay rastlanmayan bir başka önemli kadın yönetmen de, Fransız avangart sinemasının öncü isimlerinden Germanie Dulac (1882 - 1942). Festivalin altı filmiyle ağırladığı Dulac, sinema tarihindeki değeri ancak son yıllarda feministlerin yaptığı araştırmalarla ortaya çıkmış bir sinemacı. Gösterilecek Dulac filmlerinden özellikle ikisi, mutlaka görülmesi gerekenler kategorisinde. Bunlardan biri, ilk feminist film olarak bilinen La Souriante Madame Beudet / Güleryüzlü Madam Beudet (1923) ve kimi sinema tarihçileri tarafından ilk sürrealist film olarak kabul edilen La Coquille et le Clergyman / Denizkabuğu ve Rahip (1927).
Yine birer toplu gösteriyle filmografilerinin başlıca örnekleri gösterilecek olan isimler, Meskikalı yönetmen Busi Cortes ile Türkiye'den Nisan Akman, Mahinur Ergun ve sinemamızın ilk kadın yönetmenlerinden Ayten Kuyululu Ürkmez. Akman, Ergun ve Ürkmez, Uçan Süpürge'nin konukları arasında. Bol konuklu bölümlerden bir diğeri 'Kısa Olmazsa Olmaz', Macaristan, ABD, Kanada, İran ile Kosta Rika'dan kurmaca ve canlandırma filmleri içeriyor. On dört filmlik 'Her Biri Ayrı Renk' seçkisinde, ülke çeşitliliği daha da fazla. Uçan Süpürge, ulaşabildiği her noktadan film getirtmiş. Bu bölüm daha çok, keşifte bulunmak isteyenlerin gönlüne göre.
Film gösterimleri dışında, Uçan Süpürge'de Şehnaz Tango, Çatısız Kadınlar ve Yeditepe İstanbul gibi örneklerden yola çıkılarak 'TV dizilerinde Değişen Kadın Rolleri' konulu bir panel düzenlenecek; ayrıca sonuçları belli olan kısa film öykü yarışmasının meyveleri toplanacak. Namus kavramı üzerine, komedi türünde on altı kısa film öyküsünün sahipleri, Işıl Özgentürk rehberliğinde öykülerini çekim senaryosuna dönüştürecekler.