Kadına şiddet Türkiye'yi kaygılandırıyor

Kadına şiddet Türkiye'yi kaygılandırıyor
Kadına şiddet Türkiye'yi kaygılandırıyor
"Türkiye Kadına Karşı Şiddetle Mücadelede Nerede?" araştırmasına göre, uyuşturucu ve terörden sonra en yüksek kaygı 'kadına şiddet' konusunda yaşanıyor. Bu kaygıyı en çok yaşayan bölge ise Ege Bölgesi.

Global Politika ve Strateji Merkezi'nin (GLOBAL) yaptığı araştırmayla Türk insanının en çok nelerden kaygılandığı raporlandı. Bu araştırma sonucunda Türk insanın en çok uyuşturucu ve terör kaygısı yaşadığı ortaya çıktı.

Uyuşturucu ve terörden sonra en çok kaygı yaşanan konu ise “kadına şiddet” oldu. Geçtiğimiz kış ayı içinde öldürülen kadın haberleri nedeniyle Türkiye bu konuya büyük bir hassasiyet gösterdi.

Raporda kaygı seviyeleri 0-10 arasında derecelendirilerek belirtildi. Uyuşturucu ve terörden sonra en yüksek değer olan  kadına yönelik şiddet kaygısı ise ortalama 7.9 belirlendi. Bu kaygının kadınlarda hissedilme oranı 8.3 iken, erkeklerde ise bu oran 7.4’te kaldı.

BM standartlarına göre her 10 bin kişi için 1 sığınma evi, her 200 bin kadın için 1 cinsel saldırı kriz merkezi kurulması gerektiğinin belirtildiği raporda, Türkiye’de 600 bin kişiye 1 sığınma evi düştüğü ifade ediliyor.

Raporda yer alan diğer araştırma sonuçlarına göre kaygının en çok yaşandığı bölge Ege Bölgesi. Şiddet kaygısının en yüksek olduğu eğitim düzeyi ise ilkokul mezunları 8.0’lık oranla yer aldı.

Rapor sonucuna göre yapılan tavsiye ve öneriler ise şu şekilde:

- Türk Ceza Kanunu (TCK), cinsiyet duyarlılığı yerine cinsiyet körü bir yaklaşım sergiliyor. Bu durum BM model mevzuat önerileri ile uyumlu değil.

- Kadına yönelik şiddet konusunda özel kolluk ve savcılık birimleri kurulmalı.

- TCK’nın 82. maddesine bir bent eklenerek kadın cinayetlerinin cezayı ağırlaştırıcı neden olarak görülmesi gerek.

- Ülkelerinde şiddet gören ve şiddet görme ihtimali bulunan kadınların Türkiye’ye sığınabilmesine olanak tanıyacak, BM’nin öngördüğü yasal düzenleme yapılmalı.

- Cinsel eylemin saldırı niteliğinde olup olmadığı değerlendirilirken rızanın varlığı ya da yokluğuna değil, zorlayıcı koşullara bakılmalı.