Kadınlar çantalarında hayatlarını taşır

Kadınlar çantalarında hayatlarını taşır
Kadınlar çantalarında hayatlarını taşır

Ayta Sözeri (35), müzisyen-oyuncu

Erkekler için kadın çantası büyük bir gizem taşır. Fransız sosyolog Adam Sage'a göre içinde hayat, geçmiş ve gelecek var. Bwwiz de farklı meslek ve yaş gruplarından kadınların çantalarını döktük, büyük esrar perdesini araladık!
Haber: BAHAR ÇUHADAR / Arşivi

‘‘Ne taşıyorsunuz bunun içinde bu kadar?” Kadınlar ilk cümleden anlayacaktır, neden bahsedildiğini. Her kadın sayısız kere karşılaşmıştır bu soruyla. Soran tarafın muhakkak erkek olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı? Hiç anlamadık, anlamayacağız da erkekler için kadınların çantasının nesinin bu kadar ‘gizemli’ olduğunu. Peki bir kadın çantasında ne taşır? Cüzdan, telefon, anahtarlık, selpak, makyaj malzemesi, ped, ayna, not defteri, vesikalık fotoğraflar, toka, parfüm… Duruma göre diş macunu, diş fırçası, tırnak makası, törpü, iPod, kulaklık, kolonya, krem, ilaç, ajanda, kitap , ıslak mendil, sakız, şemsiye, çorap, güneş gözlüğü, oje, atıştıracak bir şeyler… Çantadan dökülecekler kişinin yaşına, mesleğine, sosyal statüsüne, anne olup olmadığına göre çeşitlenecektir.
İşin özünü kadınların çantalarıyla kurduğu ilişkiyi analiz edip, üstüne bir de kitap yazan Fransız sosyolog Adam Sage pek güzel özetlemiş: Kadınlar çantalarında aslında hayatlarını taşır! Sorumluluklarını, geçmişlerini, geleceklerini, önlemlerini almadan çıkmazlar kapıdan. 75 kadınla söyleşi yaptıktan sonra kitabı ‘Le Sac’ı (çanta) tamamlayan Sage, kadınların çantalarına ‘bebekleriymiş gibi’ baktıkları yorumunu yapıyor. Daha da ileri gidiyor; “Onlara nasıl baktıklarına dikkat edin. Bir aşk ve gurur duygusu olduğunu göreceksiniz…” 

Çantadaki geçmiş ve gelecek
Kadınların çantalarından eksik olmayan ilaçların misal, sadece çocukları için değil aynı zamanda eşleri için de taşındığına dikkat çekiyor, Sage. Dijital çağda dahi cüzdandaki yerini koruyan yığınla vesikalık fotoğraflarla ‘geçmişe’, “Çocuk acıkır da ağlarsa?” düşüncesiyle bir göze yerleştirilmiş atıştırmalıklarla ‘aileye’ sahip çıkılıyor, Sage’a göre… Çantaların ağırlığının yıllar içinde omuz çökertecek kıvama gelişine getirdiği açıklama da makul: Kadınlar ekonomik bağımsızlıklarını kazanıp, evden uzaklaşmaya başladıkça taşıdıkları ‘şeyler’ artıyor da artıyor…
Farklı meslek ve yaşlardan çantalarını bizim için boşaltmalarını istediğimiz kadınlar arasında geçen diyaloglar, Fransız sosyoloğun tespitlerini doğruluyordu. Çekim arasındaki sohbetlerden yükselen cümleleri not düşelim: “Küçük çanta alınca insanın aklı evde kalıyor. Hiçbir şey sığmıyor içine!”, “Çantam yanımda olsun, üç gün eve gitmeden çok rahat yaşarım!” Bir gönüllümüzün, çantasında başka bir şehirde yaşayan annesinin evinin anahtarını muhakkak taşımasını “Annemi özlersem diye…” açıklaması, Sage’ın ‘aileyi yanında taşıma’ tespitine isabetli bir örnek…
Çantanın kendisi başlı başına bir sorumluluk. Çanta taşıyan erkeklerin sayısı da artmıştır evet, ama kadınlarda hal ve vaziyet farklıdır. Kadınlar için çoktan omzun doğal bir uzantısı haline gelmişse de o çanta kaybolmasın, çarpılmasın diye doğal bir refleks geliştirilmiştir. Paylaşmadan geçmeyelim, sahibi tarafından, fotoğrafı çekilecek çantalardan birini stüdyoya getirmesi rica edilen bir erkek çalışma arkadaşımız, birkaç dakika sonra elinde bir poşetle geldi. Elinde bir kadın çantasıyla gezmesinin şirket içinde uygun olmayacağı hissiyle… Yorum yok!