Kafamda bir şimşek çaktı oyuncu oldum

Kafamda bir şimşek çaktı oyuncu oldum
Kafamda bir şimşek çaktı oyuncu oldum
Onu 'Melekler Korusun' dizisindeki uzun saçlı haliyle hatırlıyor olabilirsiniz. Alper Saldıran şu aralar ismini bir Orhan Gencebay şarkısından alan 'Beni Böyle Sev' dizisinin esas oğlanı olarak rol kesiyor. TRT1'in yeni dizilerinden, pazartesi akşamları yayımlanan dizi vesilesiyle genç oyuncuyla sohbete oturduk.
Haber: ECE ÇELİK / Arşivi

Baştan alalım, oyunculuk merakı nasıl başladı?

 Çocukken yuvada piyeslerde oynuyordum, çok mutluydum. Bluğ çağı benim için bir karanlık dönem oldu. Turizm Lisesi’ne girdim. Ama bilgisayar mühendisi olmak istiyordum. O dönemler aklımda serserilikten başka bir şey yoktu... Sonra ÖSS’yi tutturamadım, barajı bile geçemedim. Meslek liselerinden iki yıllık üniversiteye geçilebiliyordu. Üniversiteye geçtim. Kötü bir turizmcilik deneyimi yaşadım. Otellerde, barlarda çalıştım. O dönemler beni bir düşünce aldı, “Ben ne olmalıyım?” diye. Avukat, doktor olamıyorum. Sonra bir gün sahilde kayalıklarda oturuyordum kafamda bir şimşek çaktı “Ben niye oyuncu olmuyorum?” dedim.
Bu fikir aklınıza bir anda geldi yani...

Lisedeyken tiyatro kulüplerine gidip “Ne yapıyorsunuz burada, işiniz gücünüz yok mu sizin” derdim. Sonra bende bu şimşek çakınca Marmara Üniversitesi’nin tiyatro kulübüne girdim. O sırada turizmden umudumu kestiğim için derslere hiç girmiyordum. Tiyatro kulübü olmasaydı okulu bırakırdım. İki yıl boyunca pek çok oyunda oynadım. Sonra bir anda bizimle ilgilenen kişi ayrıldı ve kulüp dağıldı. Sonra rektörle konuştum ve rektör bize yeni bir hoca buldu. Ben yeni oyunda başrol oyuncusu oldum. Aslında tiyatronun t’sinden anlamıyorum. Hemen sahaflara gidip tiyatroyla ilgili kitaplar aldım.
Tiyatro, okuyarak öğrenilebilen bir şey mi?

Kitaplar sıkıştırılmış deneyimlerdir. Her dönemin bir tiyatro bakış açısı var bu şekilde okuyunca fayda sağlayabiliyorsunuz.
Sonra nasıl tiyatro okumaya karar verdiniz?
Ben o dönemde oynadığım bir oyunla ödül almıştım. Bana ödül veren jüriden Şehir Tiyatroları yönetmeni Hülya Karakaş, “Tiyatro okumayı düşünmüyor musun, seni hazırlayabilirim” dedi. Bütün yaz çalıştım. Devlet Tiyatroları’nda oyuncu bir arkadaşım vardı. ‘Müfettiş’i oynuyorlardı, beni provalara götürdü. Taktım o oyuna, 30 kere izledim. Yönetmeni Müge Gürman’la konuştum ve o bana tiyatroyu anlattı. Sonra konservatuvar sınavına girdim, önce Maltepe Üniversitesi’ne sonra da Yeditepe Üniversitesi’ne tam burslu girdim.
TV seyircisi sizi ilk olarak reklamlarda gördü, reklam oyunculuğu ne zaman girdi hayatınıza?
Conrad Otel’de bellboy’luk yaparken bir reklam yönetmeniyle tanıştım. Bana “Seni bir reklamda oynatacağım” diye söz vermişti. Sözünü de tuttu. Coca Cola’nın Azerbaycan reklamıydı ama izleyemedim reklamı, çok içimde kaldı.
‘Beni Böyle Sev’deki rolünüz nedir?

 Ömer karakterini canlandırıyorum. Zengin bir ailenin çok korunaklı büyüttüğü çocuğu… Mimarlık öğrencisi. Okula Trabzon’dan gelmiş, vurdu mu soğanı kıran bir kız olan Ayşen’le, Ömer’in yolları kesişiyor. İlk defa bu kadar narin ve normal bir karakteri oynuyorum. Şu ana kadar hep manyakları oynadığım için bu rol benim için çok enteresan. Kadro da çok sıcak; Zeynep Çamcı, Güven Kıraç, Altan Gördüm, Lale Mansur oynuyor.
Dizide Orhan Gencebay şarkıları çalıyor sık sık, sever misiniz arabesk?
Arabesk müzik sevmem ama Orhan Gencebay’ı hiçbir zaman arabesk olarak görmedim. Kendine özgü bir adam. Bana çok şirin geliyor Orhan Gencebay. Dinlenilen müzik türleri kişisel tercihdir. Ben rock severim, başkası arabesk sever...
Devlet Tiyatroları’nda oynadığınız ‘Çehov Makinesi’ nasıl gidiyor?

Benim için çok özel bir oyun. Oyunda Çehov’un tüm karakterleri var ve bu karakterler Çehov’la yüzleşiyor. Çok yoğun ve çarpıcı bir oyun. Treplev’i canlandırıyorum.

 

 

‘Melekler koruyamamış bunu’

 

Geçen sene çektiğimiz ‘Sağsağlim’ filminde bir haydutu canlandıracaktım. Rol, çekimlerin başlamasından iki gün önce teklif edildi, hemen kabul ettim. Önümde iki gün var. Bir günüm boş, diğer gün uçağa binip çekimlerin yapıldığı yere gideceğim. Role hazırlanmam gerekiyor. O iki gün başka hiçbir şey düşünmedim. O dönem saçım sakalım birbirine karışmıştı. Uçağa binerken “Bu adam uçağa nasıl binerdi? diye düşündüm ve o şekilde davranmaya başladım. Beni gören bir hanım kocasını dürttü. ‘Melekler Korusun’daki çocuk değil mi şu?’ dedi. Adam bana baktı, ‘Melekler koruyamamış bunu’ dedi. Dedim “Rol hazır, buradan yürüyeyim.”