'Kahramanımız' ne ister?

'Kahramanımız' ne ister?
'Kahramanımız' ne ister?
Kıvanç Baruönü, bir Yılmaz Erdoğan senaryosunu teslim aldığı ilk filmi 'Patron Mutlu Son İstiyor'la hedeften uzaklaşmıyor, oyuncularının da katkısıyla.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

PATRON MUTLU SON İSTİYOR **
Yönetmen: Kıvanç Baruönü
Oyuncular: Tolga Çevik, Ezgi Mola, Murat Başoğlu, Erkan Can, Ersin Korkut, Mustafa Uzunyılmaz
Süre: 109 dk.

Yılmaz Erdoğan, ‘Kelebeğin Rüyası’nın Oscar versiyonunun izleri kurumamışken, yeni bir filmiyle daha karşımızda. Ancak bu kez (ve ilk kez) senaryosunu başka bir yönetmenin ellerine emanet ediyor. Emanet ettiği sinemacıysa, yıllardır bu sektörün içinde olan ama bir türlü kendi filmini çekemeyen, Erdoğan’la ‘Kelebeğin Rüyası’nda da birlikte çalışan Kıvanç Baruönü. Ona dair izlenimimizi baştan dillendirelim: Hiç de bir ilk film acemiliği yok Baruönü’nün vizöründe, ne istediğini bilen (ve alan) bir yönetmen bakışına sahip sinemacı.

Filme ve ne anlattığına gelirsek... ‘Patron Mutlu Son İstiyor’, son derece standart bir hikâye anlatıyor bize, benzerlerine defalarca rastladığımız. Kapadokya’ya ‘mutlu sonu olan’ bir senaryo yazmak üzere gelen senarist, burada ‘hayatının aşkı’na rastlar. Gelin görün ki, ünlü bir ‘dizi oyuncusu’yla evlenmenin arefesindedir sevdiği. Ve olaylar gelişir...



Bu metin, senaryo matematiği olarak ne kadar doğruysa, hikâye derinliği bağlamında da aynı oranda zayıf işaretler taşıyor. Yılmaz Erdoğan, ‘Neşeli Hayat’ ve ‘Kelebeğin Rüyası’ gibi iki güçlü hikâyenin ardından kaleme aldığı ‘Patron Mutlu Son İstiyor’la ‘hafiflemek’ istemiş belli ki. Tercihtir, saygı duyarız, ama beklentilerin epeyce uzağında kaldığını da söylemek zorundayız. Aralara sıkıştırdığı bol miktarda ‘özlü söz’ün hikâyeye herhangi bir derinlik katmadığı, aksine izleyeni ‘yorucu’ bir işlev üstlendikleri apaçık ortada. ‘Basit’ bir hikâye anlatırken, onu karmaşıklaştırmaya, olduğundan daha ‘derinmiş’ gibi göstermeye gerek yok.

Senaryo (daha doğrusu hikâye) zaaflarına rağmen, ‘Patron Mutlu Son İstiyor’u, örneğin ‘Hükümet Kadın’lar (BKM işi olduğu için veriyoruz bu örnekleri) düzeyinde görmediğimizi de belirtelim. Ezgi Mola başta olmak üzere oyuncu kadrosunun ‘eğlenmeyi’ ve ‘eğlendirmeyi’ bilen çabaları, filmin son ana kadar taşınmasının başlıca müsebbibi. İki rolü birden canlandırırken (açıklandığı için bunu söylemekte zarar yok) büyük efor harcadığı açık olan Tolga Çevik de, biraz ‘Tatlı Budala’daki (The Party) Peter Sellers’ı hatırlatan ‘kahramanımız’ karakteriyle ‘Organize İşler’deki performansını aşıyor. Daha yakın tarihli ‘Sen Kimsin?’deki kompozisyonuyla karşılaştırmıyoruz bile...

Toparlamaya çalışırsak, yönetmeni ve oyuncularıyla ayakta durma çabasında bir film ‘Patron Mutlu Son İstiyor’. Kayda değer yeni bir şey yok, ama BKM’nin ‘temiz iş’ düsturunu karşılamaya yetecek kadar malzeme veriyor bize. Filmin hiçbir anında ‘yalapşap’ bir yaklaşım sezilmiyor en azından, son dönemin birçok yerli yapımında gördüğümüzün aksine.