Kalbi olan teneke adam!

Kalbi olan teneke adam!
Kalbi olan teneke adam!
80'lerin kült filmlerinden 'RoboCop'un yeniden çevirimi dönemin ruhuna uygun aksiyon sahneleriyle göz boyasa da orijinal hikâyenin derinliğini yakalamaktan çok uzak.
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Sinemanın kült filmleri/karakterleri çağın ruhuna uygun bir şekilde yeniden ısıtılıp önümüze konduğunda ister istemez zorunlu bir karşılaştırma ihtiyacı doğuyor. Bu tür karşılaştırmalarda yapılan en büyük hatalardan birisi, eski olanın ‘samimiyeti’ne, yeni olanın ise çekildiği dönemin estetiğine uygunluğuna kanıp bir kanaate varmak. Oysa her iki filmi de kendi dönemi içinde, kendi döneminin sinemasının ulaştığı noktanın neresinde durduğuna bakarak değerlendirmek sağlıklı sonuçlara ulaşmak için iyi bir yol olabilir.
Girişten de anlaşılacağı üzere, bu hafta sinemalarımıza konuk olan ‘RoboCop’ üzerine düşünürken, ister istemez 1987 tarihli orijinalini hatırlamak zorundayız. Bu noktaya döneceğiz ama kısaca öyküye bir bakalım.
2028 yılında geçen film, bir televizyon programının uluslararası bir güvenlik şirketi olan OmniCorp’un yarattığı robotların dünyada nasıl da barış ve huzuru getirdiğinin propagandasını yaptığı bir bölümle açılıyor. ABD , İran’ı işgal etmiş ve oradaki insanlara huzur ve mutluluk getirmiştir! Ancak bu teknoloji, bir senatörün ısrarla karşı çıkması ve halkın da oylarıyla ABD’de kullanılamamaktadır. Şirket yöneticileri bir yandan bu teknolojiyi ABD için ‘ihtiyaç’ haline getirmek, öte yandan da ‘duygusu’ olan bir robot yaratmak isterler. Detroit polisinde görevli memur Alex Murphy bir çetenin işlerine burnunu sokunca hedef haline gelir ve arabasına konan bomba sonucu ağır yaralanır. Sadece hayati organları kurtarılabilen Murhpy artık OmniCorp’ta çalışan Doktor Nennett Norton’un geliştirdiği bir teknoloji sayesinde yarı insan yarı makine olarak hayatını sürdürmek zorundadır.
Edward Neumeier ile Michael Miner ikilisinin yazıp Paul Verhoeven’in yönettiği 1987 tarihli ilk film ‘dijital devrim’in hemen başlarında –türdeş filmleriyle birlikte- bu devrimin olası sakıncalarına da dikkat çekiyordu. Benzer bir durumu yeni filmde de görmemiz mümkün, sonuçta bu çağın RoboCop’unun altında son model bir motorla dolaşması, diğerine göre çok daha estetik bir zırh taşıması, hatta iddiamızı ileriye taşıyarak söyleyelim: Estetik ilhamını son dönemin süper kahraman filmlerinden alması normal görünüyor.
Ama sorun şu ki, Verhoeven imzalı ilk filmde Reagan döneminin giderek azgınlaşan neoliberal saldırılarının, özelleştirme dayatmalarının, buna karşı yürütülen mücadelenin (polisler sürekli grev yapmayı tartışırlar örneğin) ve bütün hizmetlerin özel sektöre devredilmesinin yaratacağı sorunları da görmemiz mümkündü. Hatta denilebilir ki film bizzat bunları anlatmak için çekilmişti.
Oysa ilk filme sadık kalmaya çalışarak yeni RoboCop’u kaleme alan Joshua Zetumer’in öyküsünde ve 2008’de ‘Özel Tim’ filmiyle Berlin’de Altın Ayı kazanan yönetmen José Padilha’nın yorumunda benzer bir şey görmek imkânsız. Her şeyden geçtim 2028 gibi çok yakın bir gelecekte geçiyor olmasına rağmen bugünün ekonomik ve kültürel referanslarının filmin içinde kendisine yeterince yer bulduğunu söylemek zor. Belki biraz medyanın içinde bulunduğu hali gösteriyor olabilir ama 2008 krizinden sonra iflas eden Detroit’e dair bir emare görmek istiyorsanız bu haftanın diğer filmi ‘Sadece Aşıklar Hayatta Kalır’ı görmelisiniz. ‘RoboCop’ta bir kent duygusu var mı o da tartışılır.
Yeni RoboCop’un asıl sorunu politik alandan mümkün olduğunca uzak durmaya çalışması. Michael Keaton’ın (Steve Jobs’u andırıyor) canlandırdığı gözünü güç hırsı bürümüş bir girişimci (açgözlü bile değil!) ve Gary Oldman’a emanet edilen kötü sonuçlar doğurucu işler yapan iyi niyetli bir bilim adamı var sonuçta elimizde. İlk filmin yaptığını yapmaktan vazgeçip yani ‘ suç ve kâr’ın aynı havuzdan beslendiğini göstermekten kaçınca da geriye iki seçenek kalıyor: Günün olanaklarını iyi kullanıp seyirciye iyi bir aksiyon seyrettirmek ve meseleyi bir aile dramasına dönüştürmek. 

Bu filmde Radikal de var!


Hakkını yemeyelim, José Padilha ilkini oldukça iyi yapıyor. Filmin temposunu iyi ayarlıyor, teknolojiyi gözümüze gözümüze sokmaktan imtina ediyor. Ama ilk ‘RoboCop’ filminde Murphy’nin ‘hayal meyal’ hatırladığı ailesinin burada film boyunca gözümüzün içine sokulup durması ve bizden bu durumdan etkilenmemizin istenmesi filmi giderek Hollywood klişelerinin içine hapsediyor.
Kendisini çok ciddiye aldığı için ilk filmin ‘homour’undan da nasibini almayan yeni yorumun mizaha en yaklaştığı an ise ‘Oz Büyücüsü’nde Teneke Adam’ın bir kalbi olmasını dilediği şarkısıyla RoboCop arasında kurulan paralellik. Ama sorun şu ki: İlk film Murphy’nin kim olduğunu yeniden keşfetmesi, yani bir kalbinin olduğunu anlamasıyla biter. Burada ise kısa bir an dışında sevecen kalbi hep yerinde duruyor. O zaman o kadar çelik zırh ve dijital kablo niye?

ROBOCOP (İki yıldız)

Yönetmen: José Padilha
Oyuncular: Joel Kinnaman, Gary Oldman, Michael Keaton, Abbie Cornish
Yapım: 2014 ABD
Süre: 117 dk.